​ Latin orientalizmi / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Sinema
 

Latin orientalizmi

Latin orientalizmi
 

27 Eylül tarihinde sinemalarımızda gösterime giren Bordertown (fransızca adıyla Les Oubliees) filmini aylar önceden izlemiştim, itiraf ediyorum. Genellikle kadın sorunlarına eğilen, özellikle kadınların adalete güvendikleri filmlerin sonu az çok belli olur: Zafer... North Country (Charlize Theron), Erin Brokovich (Julia Roberts) aklıma gelen ilk örnekler.

Bordertown'unun da böyle bir film olduğunu düşünmüştüm ilk başta. Uzun zamandır sinemaya ara veren Jennifer Lopez ve Antonio Banderas gibi oyuncuları kadrosunda barındıran filmin konusu kısaca şöyle: Chicago Herald'da çalışan bir gazeteci olan Lauren Frederick, hırslı ve ayakları üzerinde duran güçlü bir kadındır. Editörüne yılın en sağlam haberlerinden birini yakalayacağı sözünü vererek Meksika sınırındaki Juarez'e gitmeye karar verir. Bu şehrin önemli bir özelliği vardır. Son dönemlerin en korkunç olaylarından birinin yaşandığı bir yer olmasına rağmen tüm şehir büyük bir sessizlik ve korku ile sarılmıştır. Yerel halktan yüzlerce kadın vahşice tecavüze uğrayıp öldürülmüştür. Fakat konu ile ilgilenmesi gereken yetkililer, garip bir şekilde olayları gözardı etmekte ve dikkate almamaktadırlar. Lauren, aradığı büyük hikayeyi sonunda bulmuştur.

Lauren aslında latin asıllı olan ama kimliğini saklamak amacıyla saçlarını sarıya boyayan bir gazeteci, ilk başta istemediği göreve daha sonra tutkuyla sarılır ve küçük bir kızı koruması altına alır falan filan...

Benim asıl dikkatimi çeken konu Jennifer Lopez'in oynadığı karakterin adeta 'Meksika'yı kurtaran kadın' kıvamına gelmiş olması. Eli kolu bağlı duran Meksikalılar, hikayesini bitirmek için tecavüze uğrayan kadınların yaşadıklarını yaşamayı bile göze alan cengaver gazeteci ile güvenli dünyalarına dönüyorlar. Olaylar tam olarak bitmese de büyük ölçüde çözülüyor.

Klişe bir Amerikan filmi haline dönen filmde 'orientalism' yani batı gözüyle doğu medeniyetini hakir görme anlamına gelen onları bir figüran olarak kullanan anlayışa bir bakıma Kuzey ve Güney Amerika olarak yeniden şekil veriyor. Kurtarılması gereken Meksika doğu, Amerika'dan gelen gazeteci ise Batı medeniyetini simgeliyor, tabi bu benim nacizane düşüncem.

Filme bu kadar da acımasız değilim elbette, bu benim sadece gözüme çarpan bir olgu. Elbette ne olursa olsun yaşanan bir insanlık dramını gözler önüne seren film, izlenmeyi hak ediyor... Özellikle de Juanes 'in muhteşem şarkısı 'La Camisa Negra' için bile izlenebilir:)

(benim ilk blog denememdi bu umarım beğenmişsinizdir, devamı da gelecek:))

 
Toplam blog
: 3
: 1357
Kayıt tarihi
: 30.09.07
 
 

Sinema alanında çalışıyorum, başta sinema olmak üzere hayatı paylaşmak için buradayım…..