- Kategori
- Öykü
Leman Teyze

Bir yaprak daha yırttı takvimden… 0kumak üzere alıp, mutfaktaki ahşap masanın üzerine, diğer okumadığı takvim yapraklarının arasına özenle yerleştirdi.
Nasılsa boş zamanı çoktu, okurdu. Epey biriktiklerini fark etti. Sevindi içten içe, okunacak bir sürü takvim yaprağı vardı.
Bir oda, bir salondan oluşan bu küçük evde yirmi yıldan beri yalnız yaşıyordu. Hayat arkadaşı öleli seneler olmuştu. O olsaydı yanında, kendini bu kadar sahipsiz hissetmezdi…
Tek kattı evi, küçük bir bahçesi vardı. Sağlığı elverir, dizleri çok ağrımazsa, ekip biçerdi bahçesini. Oyalanırdı toprakla. Çay içerdi yaz günleri bahçesinde. Arada komşuları ziyarete gelirler, dizleri çok ağrıdığı zamanlarda, yemeğini yaparlar, evini toplarlardı. Allah razı olsun, onlar da olmasaydı kim yardım ederdi Leman teyzeye?
Bahçeden görünen ana yolu takip ederdi gözleri devamlı. Gelip geçen arabalara dikkatle bakardı. Oğlunun, kızlarının veya torunlarının kendisini görmeye geleceklerini ümitle beklerdi. Her geçen arabada kalbi ümitle çarpardı….
Yalnızlıktan şikâyeti yoktu Leman teyzenin, birde çocukları daha fazla arayıp ilgi gösterselerdi… Yalnızca sahipsizlik canını acıtıyordu onun.
Bir oğlu, bir tane de kızı vardı. Oğlu okumuştu büyük adam olmuştu, işi çoktu gelemiyordu ki sık sık. Büyük adamın işleri de büyük olurdu. Yoksa anacığını görmek, her hafta gelip elini öpmek, sarılmak istemez miydi hiç?
Kızı da iyi bir evlilik yapmıştı. Şükrediyordu Allah’a, gözü arkada kalmazdı kendisine bir şey olursa şayet. Damadı iyi, efendi insandı. Kızından iki torunu, oğlundan bir torunu vardı.
Tek şikâyeti yalnızlıktı, keşke torunlarını, evlatlarını daha sık görebilseydi. Onlarla daha çok zaman geçirebilseydi.
Veya ara ara onu alıp evlerine götürselerdi bir süre kalabilseydi evlatlarının, torunlarının yanında, onları doya doya öpüp koklayıp, sarılabilseydi keşke, bu kadar özlem çekmezdi o zaman.
Ama olmazdı, işleri güçleri vardı hepsinin de. Onlara ayak bağı olurdu. Kimseyi de rahatsız etmek istemezdi. Çocukları bile olsa…
Dizleri yine çok ağrıyordu, dünden beri kalbide sıkışıp duruyordu. Bir doktora görünmesi lazımdı. Ama yarın öbür gün gelirdi kızı veya oğlu, ya da torunları. Söylerdi onlara hemen arabaya atıp, onu hastaneye götürürlerdi.
Bahçeye çıktı, sabahtan beri halsizlik vardı üzerinde, kolu da çok sızlıyordu nedense bu sabah? Yatağını ve evi bile toplayamamıştı hala. Saolsun komşuları gelirdi biraz sonra, yardım ederlerdi.
Bahçedeki masaya, üç gün önce komşunun oğlunun aldığı bayat ekmekle, biraz peynir getirdi. Hiç iştahı yoktu. Ama zorladı kendini, ağrısı günden güne artan dizleri için ağrı kesici almak zorundaydı, aç karnına içerse midesi ağrıyordu.
O sırada bir araba sesi duydu, tamam işte gelmişlerdi. Ya oğlu ya da torunlarından biriydi gelen. Biliyordu bugün yarın geleceklerini.
Ağrıyan dizleri ve koluna inat, oturduğu masadan kalkıp, son bir gayretle heyecanla bahçe kapısına doğru ilerledi. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Kolu da git gide uyuşuyordu. Aldırmadı………
Bahçe kapısına geldiğinde, başını uzatarak, park eden arabayı görmeye çalıştı…………
Komşunun kapısı acı acı çaldı.
Yandaki eve tüp getiren arabanın şoförüydü gelen.
“Biz tüp istemedik” dedi kadın.
Nefes nefese, panikle konuştu adam.
“Tüp getirmedim, Leman teyze… bahçede.. ölmüş..”