- Kategori
- Dünya
Libya'da işlem tamam! Şimdi İran'a yaptırım zamanı
2011’in en dikkat çekici gelişmesi olan ‘’Arap Baharı’’nda içerisinde en çok gülürtü kopan ülke Kaddafi’nin Libyası olmuştu. Batılı güçler orada da bir an önce demokrasi istiyordu! Önce biraz duruldu, izlendi sonra bakıldı ki zamanında karlı petrol anlaşmaları karşılığında silahlandırılan Kaddafi çetin ceviz gözüküyor buna bir çare gerekliydi. Çare arandı ve bulundu: Demokrasi cengaveri Fransa duruma el koydu. Akdenizin karşı yakasından kalkan uçaklar Kaddafinin daha önceden sayısı niteliği ve yeri saptanmış silahlarını bir kaç gece yapılan sortilerle yok etti.Libya uçakları kalkamadan vuruldu. Tankları ise perişan edildi. Fakat bu durum da dünya kamuoyuna çok çirkin göründü. Ama demokrasilerde çare tükenmezdi(!) Birleşmiş Milletlere onaylattırılan NATO’ya devredilen operasyon kısa zamanda yapılan başarılı hamle ile meşruiyet kazanmıştı bile. Geriye olayın çetrefilli kısmı kaldı: ‘’Kara operasyonu’’ Amaç herhangi bir hedefi ortadan kaldırmak değil, bir ülkeye komple hakim olmaktı. Kısa süre önce Irak’ta ABD tarafından edinilen tecrübe ise kayıp verilmeden bu işten sonuç alınamayacağı gerçeğiydi. Sonuç alınmak isteniyor ama kayıp verilmek istenmiyordu. Akıllara gelen parlak fikir buraya kadar NATO marifeti ile getirilen operasyonun taşerona devredilmesi oldu. Libya’ya ajanlar gönderildi genellikle heyecanlı gençlerden oluşan isyancı gruplar organize edildi, ağır silahlarla silahlandırıldı, maddi yardım sağlandı askeri eğitim verildi ve işte oldu! Biraz dolaylı da olsa Kaddafi rejimiyle beraber yok edilmişti. Bir süre sonra dışarıdaki demokrasi ihracatçıları(!) ile, içerideki demokrasi savaşçıları(!) anlaştı. Onay verilen ve iş birliğine gönüllü bir geçici hükümet görevine başladı. Sonra ne mi oldu bu haberi okuduk:
‘’Libya'nın petrol üretiminin, savaş öncesindeki miktarın yaklaşık üçte birine ulaştığı bildirildi. Libya'daki geçici hükümetin Petrol ve Maliye Bakanı Ali Tarhuni, 8 ay süren savaşta duran petrol üretiminin, günde 531 bin varile ulaştığını kaydetti. Tarhuni, petrol üretiminin beklenen hızla düzeldiğini belirtti. Yetkililer, 2012'nin sonuna kadar savaş öncesi üretim seviyesine ulaşmayı planlıyor. Libya'nın petrol üretiminin, savaş öncesindeki miktarın yaklaşık üçte birine ulaştığı bildirildi.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi Libya, savaştan önce günlük 1,6 milyon varil petrol üretimiyle Afrika'nın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesi konumunda.’’
Yani artık Libyada işlem tamamdı! Sıra ise bundan sonra petrol alımı konusunda kendisine gerçek bir alternatif yaratılmış İran’ı köşeye sıkıştırmaya geldi.
İran’ı köşeye sıkıştırmak için ABD’nin uzaklardan savurduğu tehditlerden daha gerçek bir önlem alınacaktı: Petrol Ambargosu.
Çok geçmeden ‘’Brüksel'de toplanan AB liderlerinin İran'a petrol ambargosu uygulama konusunda anlaştığı belirtildi. Ambargo'nun 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olacağı ifade edildi.’’ haberi ortaya çıktı. Önemli bir hamle. İran’ı ne kadar etkileyeceği için önceden bir şey söylemek güç olsa da İran’ın olası yaptırımda petrol üreticisi çevre ülkelere arzı artırmamaları konusunda önceden yaptığı baskı durumu pekte hafife almadıklarını gösteriyor.
Gelirinin %60 civarındaki bölümünü Petrol, doğalgaz ve yan ürünlerinden kazanan İran’ın bu kaynağını pazarladığı ülkeler çoğunlukla Asya ülkeleri. İran ekonomisi için hayati önem taşıyan petrol ihracatının en büyük ithalatçıları ise şöyle:
1- Çin 543 bin varil (ithalat miktarı günlük olarak verilmiştir)
2- Hindistan 341 bin varil
3- Japonya 251 bin varil
4- İtalya 249 bin varil
5- Güney Kore 239 bin varil
6- Türkiye 217 bin varil
7- İspanya 149 bin varil
8- Yunanistan 111 bin varil
9- Güney Afrika 98 bin varil
10- Fransa 78 bin varil
Bu tabloda geniş yer tutmayan AB ülkelerinin bu ortak hamleleri, verdikleri mesaj açısından ve AB üyesi olmayan çevre ülkelere, uygulayabilecekleri olası ambargoya katılım baskısı açısından önemli olacak. Ambargonun çevre ülkelerde özellikle de Asya da yankı bulup bulmayacağını ise zaman gösterecek.
Uğur ERTUĞ