- Kategori
- Dünya
Libya Türk şirketlerin mal varlıklarına niye el koydu?

Bir arkadaşımın oğlu Libya’da iş yapan bir müteahhitlik firmasında, inşaat mühendisi olarak çalışıyordu. Bildiğiniz gibi Libya’nın başına gelenlerden sonra, çocuk uzun zaman işsiz kaldı ve sonunda eski işine geri döndü. Geçenlerde yine geri geldi. Ne olduğunu sorduğumda, Libya’da iş yapmanın mümkün olmadığını, eski yönetim ile anlaşan firmalara, işlerine devam izni verilmiyor. Ayrıca alacakları ödenmiyor. Mallarına da el konuldu deyince, aklıma Libya olayları başladıktan sonra yaşananlar geldi.
Bildiğiniz gibi Sayın Başbakan o zamanlarda daha Kürtajla, sezaryenle, dindar ve kindar gençlik yetiştirme ile uğraşmıyor, dünyada gelişen olaylara daha ılımlı yaklaşıyordu.
Hatırlarsanız, Libya’ya yapılan müdahalenin başında, Sayın Başbakan ‘Nato’nun Libya’da ne işi var?’ Diye sormuş, ardından da Nato’nun İzmir’i kullanmasına izin vermişti.
Libya açıklarına gönderilen savaş gemilerimiz, iyilik meleği olmuş, kaçanları kurtarıp, ülkemize getirmişti. Ayrıca Libyalı isyancılardan yaralananlar ülkemize getirilip çeşitli hastanelerde tedavi edilmişlerdi.
Bunun bir adım ötesi ise isyana katılan muhaliflerin, ülkemizdeki beş yıldızlı otellerde tatil yapmalarına imkân sağlanmıştı. Biliyorsunuz Antalya’daki birçok otelde Libyalıların çıkardığı olaylar hala hafızalarda…
Bu tatillerin nasıl yapıldığını sormaya gerek yok. Kendi çalışanına gıdım gıdım veren ülke yöneticilerimiz, Libyalı muhalifleri beş yıldızlı otelde ağırlayıp, ücretlerini ödedi.
Tabi bu arada Dışişleri Bakanının bavullarla götürdüğü parayı söylemeye gerek yok.
Evet, Libyalı muhalifleri böyle destekleyip, böyle yardım etmiştik. Onlar Kaddafi’yi yıktıktan sonra ne yaptılar?
Ülkenin en verimli petrol ve maden yataklarını başta Fransa ve İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine verdiler. Biz ise uzaktan seyredip, bavullarla gönderdiğimiz paraların geri gelmesini bekledik!
Şimdi ne oldu?
Libya’da, aralarında Türklerin de bulunduğu 338 kurum ve şahsın varlıklarına tedbir konuldu.
Bu kişi ve kurumların hesaplarına el konulup, herhangi bir işlem yapılmasına izin verilmezken, durumun seçimler öncesinde eski rejime yönelik bir tavır olduğu ifade ediliyor.
Odac isimli, Libya’nın TOKİ’si ile iş yapan Türk firmaların da aynı şekilde banka hesapları dondurulmuş bulunuyor.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Emin Sazak, “Şu anda karışık bir durum var. Devletleştirme söz konusu ancak bu tedbir koymanın yanlışlıkla yapıldığına dair bilgiler de geliyor. Durumu takip ediyoruz” diyerek, günü kurtarmaya çalışıyor.
Ülkenin her sorununa(!) el atıp, bu günlerde kürtaj ve sezaryenle uğraşan, Kürtleri kalleş, ilan edip, Oslo görüşmelerinin üzerini örtüp, Uludere katliamını savunanların, Libya’daki çalışanların hakkını aramak gibi bir dertleri yok.
Suriyeli görevlilere sınır dışı kararı alınırken, Türk çalışanlarının milyarlarca dolarını resmen gasp edip, yine milyarlarca dolarlık ekipmanlarına el koyanlara kimse ağzını açıp tek laf söylemiyor.
Ha birde şu var, Başbakan’ın kalleş dediği BDP’lilerden Sırrı Sakık, kalleşin Kürtler olmadığını, Cumhuriyeti kuranlar olduğunu söyleyerek, yemek yediği kapa ne yaptığını herkese göstermiş.
İsimsiz, imzasız bir ihbar mektubu ile koca koca ordu komutanlarını, hatta Genelkurmay Başkanını içeri tıkan savcılar, bu sözler karşısında ne yapacaklar bakalım?