- Kategori
- Spor
Ligimizin Kartalı

Beşiktaş'ın geçen sene çok zor olanı başarıp iki kupa ile tamamlaması belki de en fazla kendilerine zarar verdi. Bu sezon bütün takımın ve teknik direktör Mustafa Denizli'nin dilinden geçtiğimiz sezonun tecrübesi bir türlü eksik olmuyor. Liderin sekiz puan gerisindeyken de aynı açıklamalar, beklenmedik bir yenilgi sonrasında da...
Aslında geçen sene çok kötü bir örnekti.
En başta ilkeleri olan Mustafa Denizli'nin bu tecrübeyi unutması gerekirken peş peşe gelen başarısız sonuçlar karşısında ne yapacağını bilmez bir şekilde en kötü mazerete sığınmış oldu.
Devamlılık ve istikrar belli bir sistem üzerinde yapılandırılırsa güçleniyor. Takım sporlarında o ekibin her unsuru başlı başına çok büyük bir değer haline geliyor. Bu da bir süreç içinde yavaş yavaş şekilleniyor, ruh kazanıyor ve gelen her yeni futbolcu o sinerjinin içinde eriyebiliyor.
Sivasspor üç yıllık istikrarını bununla sağlamışken Bülent Uygun'un başarıda en büyük payı kendine çıkarmasıyla koca bir takımı dağıtıp yepyeni bir oluşuma gitmesi belki de onun teknik direktörlük serüvenini bile sonlandırabilecek noktalara getirdi. Geçen sene 17. hafta sonunda ligin zirvesinde Sivasspor olduğu gerçeğini bir hatırlayalım ve o günlerde Bülent Uygun'un verdiği açıklamaları anımsayalım. Sivasspor bu sene 16. sıradadır ve küme düşmeye adaydır.
Pozitif yöndeki örnek de Kayserispordur. Ertuğrul Sağlam modelinin Tolunay Kafkas ile devam ettirilmesiyle hak ettiği yeri almıştır.
Beşiktaş'ın bugün ortaya sergilediği görüntü istikrarsızlıktır. Son beş sezondur doğru olan hiçbir şey yapmamıştır. Böyle olduğu için de son beş sezon lige aynı şekilde başlamış ve kaosa sürüklenmiş, benzer aralıklarla teknik direktör değiştirmiştir. Her gelen teknik direktörün kendi sistemi ve oyuncuları olmuş ancak devamlılık olmadığı için kadro standardı da sağlanamamıştır. Yapılan transferlerde vasat aşılamamıştır.
Mustafa Denizli geçen sene bu zamanlar pragmatist bir takım transferler yaptı. Yusuf ve Ernst çok isabetli nokta atışları oldu. açıkçası bu sezon Ferrari, Sivok ve Fink de doğru tercihler olarak parladı. Ancak Yusuf'u bir kenara koyarsanız bu dört transferin de defansif olduğunu biliyoruz. Yusuf da belli bir sistemin oyuncusu olamamıştır.
Aslında Mustafa Denizli'nin eline çok değerli bir fırsat geçmişti. İki kupa on yılda bir şampiyonluk periyodunda olan bir takım için fazlasıyla zaman kazandırıcıdır. Kuşkusuz bu belli bir standardı olan teknik direktörler için geçerlidir.
Yıldırım Demirören veya Beşiktaş yönetimi de bu anlamda bir fırsat kaçırmış olabilir.
Ancak spor kamuoyumuz başarıları veya başarısızlıkları terazide değerlendirmede çok güçlük çektiği için gelen şampiyonluklar göz boyamaktan başka bir işe yaramamaktadır.
Ligin hemen ilk on haftasında sahaya çıkardığı farklı kadrolar, oyun dizilişleri gösterdi ki Mustafa Denizli'nin kafasında oturmuş bir oyun düzeni yok. Belki var ama bunu gerçekleştirecek oyunculara sahip değil. Ben ilkinin doğru olduğunu düşünüyorum.
Sezon başlamadan ortada büyük bir başarı varken Beşiktaş yeni bir teknik direktör ile anlaşıp, belli bir sistem üzerine futbolcu transferleri yapsaydı belki yine aynı süreç yaşanacaktı; ancak farklı bir çaba içinde olmanın bahanesi olacaktı. Kuşkusuz bu daha ortada fol yok yumurta yokken Fenerbahçe'nin üç yıl şampiyonluk iddiasına beş yılla rest çekmekle başlamayacaktı.
Ligimizin Kartalı'nın büyük sorunları var. Üstelik günü kurtararak yoluna devam etmeye çalışıyor. Bu bir zamanlar Fenerbahçe'nin taktiğiydi.
Beşiktaş'ın yaratıcı oyuncusu yok. Çok uzun bir sakatlık döneminden sonra kadroya katılacak Holosko ve Delgado'nun bu yaraya ne kadar merhem olacağı da şüphelidir.
Beşiktaş'ın bir de gol sorunu vardır. Bütün dünyada çift santrafor dönemi kapanmışken Mustafa Denizli, Nobre - Bobo ikilisinden medet ummaktadır.
Beşiktaş'ın bir de kendisinin yarattığı Serdar Özkan fenomeni vardır.
Bugün Beşiktaş kadrosunun içinde bu futbolcu kadar etkili hücum oyuncusu yokken, çok gol kaçırıyor, bencillik yapıyor diye göz göre göre kulübeye mahkum etmek anlaşılır gibi değildir. Bu Serdar Özkan Galatasaray maçında kaçırdıklarını atmış olsaydı bugün kuşkusuz başka bir yerde olacaktı.
Güizalara, Bobolara, Nobrelere ve hatta Nihatlara bu kadar tahammül edilirken, Serdar Özkan'ın sorun olması olsa olsa bir kapris olabilir, değer bilmezlik denilebilir. Mustafa Denizli, Serdar Özkan'ı kazanmanın yollarını aramalıdır.
Beşiktaş'ın bize bir Deja vu yaşatamayacağını düşünüyorum. İstikrarsızlık, devamsızlık bir model olarak insanların zihninde algılanmaması için belki de böyle olmalıdır ya da eşyanın doğasına aykırı olduğundan...
Kuşkusuz Ocak ayının son haftasında Beşiktaş kendisine bir yön verecek yönetimi de işin başına getirecek ya da mevcut yönetime güç verecektir. Bu onların kendi iç sorunudur.
Kim bilir, Fenerbahçe yeni milenyuma girmeye iki kala büyük bir devrim yaratan seçim yapmış, kaderini değiştirmişti; şimdi 2010'lu yılların hemen başında Beşiktaş da benzer bir dönüşümü gerçekleştirebilir.
Göreceğiz...
Uzay Gökerman