- Kategori
- Gündelik Yaşam
Macera dolu Amerika-1

Türkiye’den bir anda Amerika’ya gelip yerleşmek garip. Garip bir his. Yabancılık sözlük anlamına yetmiyor. Yabancılık yepyeni bir anlam kazanıyor. Ben Türkiye’den bilerek ve isteyerek ayrıldım. Türkiye’den bıktığımdan değil, yeniye merak edilen doğru duyulan tutkudan. Aslında nasılı nedeni çok önemli değil. Bu serüvende bir takım anlar var ki anlatmam lazım.
Bir kere toplanıp gitmek anı. Tüm yaşamını, birikimini yıllarca saklayıp da atamadıklarını iki bavula sığdırma anı. Yıllarca annemin “ O dolaplarında giymediklerini ayır da bir ihtiyacı olana verelim” çağrısını kulak ardı eden, ta ilkokul yıllarından kalmış kağıt parçalarını yazışmaları restoran fişlerini kutularda saklayan “hatıra’ ilan eden ben, yaşamımı katlayıp iki bavula yerleştirdim, gözlerimi, kulaklarımı ve gönlümü yumdum ve uçağa bindim. Daha önce de yurt dışına ziyaretlerim oldu. Ama bu sefer ilk kez sanki dönüşüm yokmuş gibi. Çoğunluk olma alışkanlığından azınlık olma başlangıcına doğru 14 saatlik askıda bir zaman dilimi. Herkesin bundan sonraki hayatım boyunca benim dilimde konuşmayacağını kavramaya başlama hafif bir baş dönmesi mide bulantısı. Yarı sarhoşluk, sevinç?
ilk evimi kiralama anı. Bir anda özenle yazdığınız özgeçmişiniz, bakmaya doyamadığınız referanslarınız, sizi tanıyan önemli kişiler, çalıştığınız poziyonlar, bitirdiğiniz okullar, unvanınız bir kağıt parçası üzerine aktarmaya çalıştığınız hayatınızın bu altı çizilmiş özeti, size yüzü tamamen yabancı gelen bir kişi tarafından yetersiz bulunuyor. “Bu ülkedeki geçmişiniz size güvenmemiz için yeterli değil.” Ama ben kendi ülkemde oldukça hatır sayılır bir insanım-insandım? Benim babam da Ankara’nin önde gelenlerinden, annem ressam. Nasıl olur? Ben buraya gelirken beyin göçü olarak adlandirildim. Ben hayatımı cüzdanıma sığdırıp her şeyi geride bıraktım. Evet diyor karşımdaki kisi, o bahsettigin hayat dünyanın öbür tarafında kalmış gerçekten. Basıyor kahkahayı. Neşeli insanlar bu Amerikalılar.
Banka hesabı açma anı. Bizim ehliyetlerimizde son kullanma tarihi olmadığına dikkat etmiş miydiniz? Ben etmemiştim. Demek bir kere ehliyet sınavını geçtiniz mi ondan sonra sittin sene direksiyona el sürmeseniz bile ehliyet sahibi olma hakkimiz oluyormuş da benim haberim yokmuş. Burada hesap açarken ehliyet soruyorlar. Tabi daha bu yeni kıtaya ayak basalı bir hafta olmuş bir “yabancı” olarak tak diye Turkish ehliyetimi çıkarıyorum. Türk ehliyetimizde Allah’tan Driving Licence yazıyor. Adam bana bakıyor. Hangi ülkeye ait bu ehliyet. Gözlerimi devirerek ehliyeti çekip alıyorum. Çünkü o yarım akıllı bulamadı ya ben göstereceğim hangi ülke olduğunu. Burda bir yerde. Kesin burda bir yerde. Allahım neden ehliyetlerimizin üstünde Türkiye Cumhuriyeti/Türkish Republic yazmıyor neden, neden? Yuvarlak içinde Türk bayrağı resmini neden herkes anlayamıyor, TC’nin ne demek olduğunu bu Amerikalılar neden bilmiyor? Neden? Ben kimim neden burdayim? Macera dolu Amerika devam edecek…