- Kategori
- Güncel
Maden: Altaylı'ya karşı Baykal

Hicabi Demirci
İlk önce Altaylı, Baykal'ın bir tekne aldığını yazdı. Sonra Baykal bunu yalanladı. İkisi telefonda da konuşmuşlar. Baykal tekzip ve özür istemiş. Altaylı da, keyfine limon sıktığım için özür dilerim, haberimin arkasındayım dedi. Baykal tekrar bunu kesin dille yalanladı ve dava açacağını söyledi.
Altaylı'ya göre, Baykal, bu tekneyi birilerinin aracılığı ile satın aldırmıştı. Baykal ise böyle bir param söz konusu değildir, hiç tekne hevesim olmadı, satın almadım ve kimseyi de yetkilendirmedim dedi.
İlginç bir durum. Baykal kararlı, ama Altaylı da kararlı. Tek olasılık var, ikisinden biri yanlış yansıtıyor.
Altaylı dişli biri, olmayan bir şeyi uyduramaz. Ancak yanıltılmış olabilir, ama haberini teyit ettiğini de söylüyor.
Baykal da dişli, eğer kendisinin ya da ailesinin adına kayıtlı bir hesaptan para kullanılmış olsa bunun ortaya çıkacağını bileceği için, satın almadım diye boş yere ısrar etmesinin anlamı olmaz.
Bu işin altında bir bit yeniği var görünüyor.
Varsayalım ki Baykal haklı; o zaman, birisi Altaylı'yı yanıltıyor. Ama Altaylı kurnaz, maddi bir delil olmadıkça, bunda ısrar etmezdi. O zaman maddi delil hileli olabilir. Bu durumda, Altaylı üzerinden bir dolap çevrildiği ortaya çıkar. Tabi, Altaylı kandırılyorsa, kendisi işin içinde değilse. Eğer, Altaylı işin içindeyse bu hile hiç ortaya çıkmaz, ama değilse, bu maddi delilin hileli olup olmadığı konusunda Baykal ile yüzleşmesi gerekir, ki bunun hileli olduğu anlaşılabilsin.
Varsayalım ki Altaylı haklı; o zaman demektir ki, maddi delil gerçek. Ancak Baykal da kesinlikle reddettiği için, meşru olmayan bir kanıt sözkonusu. Yani, hesap hareketi değil, örneğin, konuşma kaydı, görüntü, pazarlık fotografı gibi. Bu durumda, ortaya paranın kaynağı problemi çıkar.
Bu parayı kim sağladı? Baykal, bu kaynağın meşru olduğunu bilseydi olayda bu noktaya gelinmezdi. Kendisinin hiç elinin değmediği bir para sözkonusu. Ancak, bu da bir başka soruna çıkar. Tekneyi satan kişiye, bu para banka havalesi ile gönderilmiştir, kimin hesabından gönderildiği biliniyor olmalıdır. Belki bir kaç aracı sözkonusu olabilir, böylece iz silinmek istenmiştir.
İster Baykal isterse Altaylı haklı olsun, her iki halde de, bu işte bir kötü koku vardır.
Baykal haklıysa, Altaylı üzerinden Baykal'a karşı yeni bir komplo vardır. Altaylı haklıysa, Baykal'ın hesabını veremediği önemli bir çıkar, rüşvet vs. durumu vardır.
Her ikisi de oldukça ciddi durumlardır. Basit bir haberken, bu zıtlaşma ile önemli bir habere kapı açılmış olabilir.
Benim prognozum şu: Baykal dava açtıysa, Altaylı'nın Baykal'ın bilmediği bir maddi delili yoksa, ki, yasal yoldan elde edilemeyen şey, delil olmayacağına göre, ve Baykal ısrar ettiğine göre meşru bir delil olmaması daha mümkün, Altaylı, tekzip yayınlamak zorunda kalacaktır. Ama, Altaylı bu duruma düşmemek için, tekzip yayınlasa bile, delilini kamuyona sunacaktır. Ortaya çıkan yeni durumla bağlantılı başka bazı olaylar tetiklenerek peşi sıra gündeme gelecektir. Bu yeni olaylar, hangisinin haklı olduğunu ortaya koyacaktır. Şu an için kimin haklı olduğuna dair yeter ipucu yok.