Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
299
 

Mafiş!..

Mafiş!..
 

Emperyalizmin ne olduğunu en keskin çizgisi ile tespit etmek mi istiyorsunuz?..

Alın size bir kaç rakam:

Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün yaptığı resmi açıklamaya göre;

- Dünya’da halen 900 milyon insan “aç”…

- Ve geçtiğimiz yıl bu rakam, 75 milyon arttı!..

Dünya Gıda ve Tarım Örgütü Başkanı Jacques Diouf,

- Gıda üretiminin iki katına çıkarılması ve açlığın sona ermesi için yılda 30 milyar Dolar yatırım yapılması gerektiğini kaydediyor.

Ve aynı kişi devam ediyor ve şu çarpıcı bilgiyi veriyor:

- Oysa sadece 2006 yılında silahlanmaya harcanan para, 1.204 milyar Dolar…

İşte gerçek budur!

Çıplak, yalın, çarpıcı ve eğitici gerçek budur…

Dünyadaki açlığın tümüyle giderilmesi için gereken yatırımın toplam tutarı, silaha [sadece] bir yılda yatırılan paranın [lütfen gereken dikkati gösterin:] 40’da 1’i…

Bir daha ve bir başka türlü ifade ediyoruz:

Silaha bir yılda yatırılan paranın KIRKTA-BİR’i ile Dünyanın tüm açlık problemi ortadan kalıcı bir biçimde kaldırılabilir…

Ama, asla kaldırılamaz…

KAPİTALİZMİN KANUNU BUDUR

Çünkü, kapitalizmin “Kanun”u budur.

Üreteceksin… Satacaksın!

Satabilmek için pazar yaratacaksın.

Pazar yaratabilmek için “sömürdüğün” ülkede [etkili konumlarda] kendi yandaşlarını oluşturacaksın.

Kendi yandaşlarının sözünü ettiğimiz bu etkili konumlarının kalıcı olması için bazı “yatırım”lar yapacaksın.

Ve bu yatırımları, yandaşlarını ve o ülke pazarına tezgâhını kurmuş olan sermayeni koruyacaksın…

Bütün bu unsurları koruyabilmek için bazı yerleri “besleyecek”, bazı kapıları tutacak, bazı burçlara bayrağını çekecek… Ve direnenlere karşı silahlı gücünü etkin kılacaksın!..

O ülkenin silahlı gücünü etkisiz kılmanın yollarını arayacaksın.

Toplumun kendi kendisini koruyamaya dönük mekanizmalarını eritmeye çalışacaksın… Bunu gerçekleştirebilmek için ise, o savunma mekanizmalarının sembolik ismi olan “milliyetçiliği” yıpratacak her çareye baş vuracaksın.

Biryandan milliyetçi insanları sindireceksin…

Öte yandan ulusal bilinci çökertmek için psikolojik harp taktiklerini uygulayacaksın, kültür emperyalizminin namlularını o ülkenin kültürel değerleri üzerine çevireceksin…

Medyayı ele geçirecek ve yürüttüğün kültürel tahribat savaşımında önemli bir faktör olarak sürekli kullanacaksın…

Milli olan ne varsa, tü-kaka!..

Anti milli olan ne varsa şemsiyenin altına alacaksın…

Ve bütün olanları da demokrasiyi, açık rejimi, sana midelerinden bağlanmış insanları ve yarattığın kültürel çöküntüyü kullanarak yapmaya çalışacaksın…

Ama…

İŞİN “AMA”SI…

İşte bu işin bir de “ama”sı var, Sayın Bay Emperyalist…

Şair Baba’nın da söylediği gibi,

- Bu işin sonu “ekşi boza!..”

Ve sen, bu işin sonunu getiremeyeceksin!..

Çünkü karşında, emperyalizme karşı ilk milli kurtuluş savaşını başarı ile vermiş bir ulus var…

Bu ulusun siyasi ve tarihi tecrübe birikimi var.

Düşmanı silahla İzmir limanından denize dökmüş… Ve siyasetle İstanbul’dan apar-topar gemilerine bindirerek, yolcu etmiş bir millet var…

Bu destanın içinde, “Toprakta karınca, suda balık ve havada kuş kadar… çok” olan bir halk var.

Ama bu ülkenin başında maalesef, Lozan Antlaşması’nın altına [hala] imza koymamış olan bir ülkenin desteğini arayarak hükümet eden bir yönetici kadro var…

Bu kadro, tabelaları birbirinden farklı çeşitli guruplaşmalar etrafında halkın karşısına çıkmaktadır.

Bunların ideolojileri temel olarak aynıdır.

Ama söylemleri birbirlerinden oldukça farklıdır.

Ancak birleştikleri çok önemli bir nokta vardır: Hiçbiri emperyalizmin adını dahi ağızlarına almaz…

Kendiliğinden gelişen toplumsal muhalefetin lideri olmak [asla] başvurmayacakları bir eylem biçimidir.

Varsa yoksa laf… Hizip… Ve çatışma!..

Ama ülkenin temel sorunu olan, emperyalizme karşı vatanın savunulması… Mafiş!..

Oysa, bu ülke, emperyalizme karşı verilen kanlı bir mücadelenin sonunda kurulmuştur.

Bu gerçeği ve o gerçeği temellendiren bağımsızlık idealini bir kenara bırakarak bu ülkenin hiçbir sorunu çözmek mümkün değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster