- Kategori
- Güncel
Mahalle yine karıştı!

Karikatür: İbrahim Özdabak
Boğaziçi Üniversitesinden bir grup akademisyenin yaptığı son araştırma, "mahalleyi" yine karıştırdı...
Türkiyede "muhafazakar baskısı ve dindarlaşma" olgusu üzerine yapılan araştırma, dört yüzün üzerinde denekle yapılmış.
Araştırma, bireylerle birebir mülakat tarzında yapılıyor. Seçilen denekler ise, Türkiyede muhafazar baskısına maruz kalan ve daha ziyade Sünni İslam dışında bulunan çevrelerin mensupları..
Bu, "mahalle baskısı" tartışmasını, Sosyolog Şerif Mardin başlatmıştı, biliyorsunuz. Sonunda konu öyle dallanıp budaklandı ki, kendimizi benzetecek ülke aramaya başladık: Malezya'ydı, Endenozya'ydı, İran'dı derken herhangi birinde ortak karara varamamış ve konuyu unutmaya terk etmiştik.
Şimdi, bu son soruşturma ile, konu yeniden gündeme geldi. Değişik kişilerden değişik "mahalle baskısı" anektodları gündemi işgal etmeye başladı. Dünkü yazısında Can Dündar da kendisine ulaşan kişisel mahalle baskısı örneklerini okurlarına sundu.
Konuları alabildiğine tartışıp da sonunda bir çözüm bulamamak bizim eski adetimiz. Çünkü çoğu zaman amacımız, üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir; bu yüzden konuşur konuşur ama bir sonuca varamayız..
Türkiye öyle bir ülke ki aradığınız her neyse onu kolayca bulursunuz. Muhafazakar baskısı mı arıyorsunuz, bulursunuz.. Muhafazakarlara baskı mı arıyorsunuz, onu da kolayca bulursunuz..
Neden?...Çünkü; bu ülke "provakatörlerin" ve "dangalakların" bol bulunduğu bir ülkedir de ondan!
Örnek çoktur ama biz iki tip örnek üzerinde durarak konuyu açıklamaya çalışalım:
Birinci örnek: Camisi bulunmayan bir alevi köyüne gitmiş bir adam...Adamımız son derece dindar bir sünni üstelik...Bu köyde cami yok diye, her vakit evinin damına çıkıyor; ezan okuyor ve namazlarını evinin damında kılıyor. Şimdi, o köyün ahalisi bu adama bir tepki gösterse haksız mıdır?...Deseler ki; "madem namaz kılacaksın, gir evinde kıl, dam üstünde namaz kılmak neyin nesidir!.."
Şimdi bu adamımız, çıkıp bana "mahalle baskısı" var diye feryat etse ne dersiniz?
Ben söyleyim: Bu adam ya sıkı bir "provakatör" dür ya da su katılmamış bir "dangalak" tır!...
İkinci Örnek: Dini hayatı olmayan biri, Orta Anadolunun muhafazakar kentlerinden birine gitmiştir. Mevsim Ramazan mevsimidir. İnsanlar oruç tutmaktadır. Adamımız, şehrin merkezinde dolaşmakta ve elinde sigarası önüne gelenenin yüzüne üfüre üfüre tüttürmektedir. Şimdi, oradaki esnaftan biri, bu adama bir tepki gösterse haksız mıdır?...Örneğin deseler ki; "madem oruç yiyorsun, şunu git evinde yap; böyle uluorta tüttürmenin maksadı nedir!.."
Şimdi bu adamımız da çıkıp, bana "mahalle baskısı" var, diye feryat etse ne dersiniz?
Yine ben söylüyorum: Bu adam ya sıkı bir "provaktör"dür ya da su katılmamış bir "dangalak" tır!..
Osmanlı gibi, yetmiş iki millete "hoşgörülü" bir toplumdan, her insanda "kılçık" arayan kıl bir toplum haline geldiğimize, getirildiğimize şüphe yok!..
Tamam da, dünyanın neresine giderseniz gidin, bulunduğunuz toplumun genel ahlaki ve kültürel değerlerine saygılı olmak zorundasınız; eğer siz de kendi mahallenizde rahatsız edici davranışlar görmek istemiyorsanız!
Toparlıyorum: Bu ülkede muhafazar baskısı anlamında "mahalle baskısı" var mıdır? Evet vardır...Bunu keşfetmek için uzun uzun araştırmalar yapmanıza da gerek yoktur üstelik. Pekala, bu ülkede muhafazarlara yönelik "mahalle baskısı" var mıdır? Evet, vardır..Sırf başlarında başörtüsü var diye, "ikna odalarına" sokulan kızlar bunun en bariz örneğidir.
Son bir cümle: Bu ülkede hoşgörü kültürü zayıflatıldı, bu bir gerçek; ancak, bulunduğu çevrenin değerlerine saygı göstermemeyi marifet sayan "provakatörler" ya da "dangalaklar" da az değildir; bu da ayrı bir gerçek!