- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Marjinallik
Tüm kimlikler benim için faşistçedir, yani ölümcül derecede dayatılır, ‘ya sev, ya terket’ hesabı. Üstelik, kendi bile değilim: Kendi-değil, cins-değil ve insan-değil’im. (Bunların açıklanması için, her birine ayrı birer kitap yazmak gerekiyor, aşağı yukarı yazıldılar da.)
Bir marjinalim, marjinalliğim kimlik değil, iç niteliğim. Zamanla öyle oldu.
Marjinalliğin toplumbilimdeki karşılığı ayral (deviant). Bunun sapmakla / sapkınlıkla ilgisi yok, istatiksel olarak normaldışı olmakla ilgisi var ki bu da kabaca toplumun % 1, 5’u demek.
Marjinallık, ayrallığın diğer bir göreli tanımı: Normalliğin sınırının dışında kalma, anlamını taşıyor.
Ben hiç normal olmadım.
Temel nedenin, 1, 5 yaşımdaki geçirdiğim ölümcül hastalık olduğu önesürülüyor.
Normallerden nefret ederim, onlar da benden nefret eder. Karşılık bir savaş içindeyizdir yani.
72 milyona ve/ya 6, 8 milyara karşı tek başına. Üstelik, o tek de çok iken, yani bütünlük kuramaz iken.
Hep asal-yalnızdım. İnsanlarla sevgi ilişki kurduğumu hiç mi hiç sanmıyorum. Bunun nedeni, sevgi çıtamın yüksekliği, Türkler’inkilerin de aşığı aşağıda olması.
Gelelim toplumsal marjinalliklere:
Solaktım. Yobaz dayım, sol elime vururdu, kullanmayayım diye.
Çok zekiydim, okumayı kendim öğrendim.
Camiye hiç girmedim.
Stada hiç girmedim.
Şiddetseverdim (ki hala öyleyim, sopanın cennetten çıkma olduğunu düşünürüm). Bunu, 9 yaşımda okuduğum, ‘Korku’ çizgiromanından aldığım keyifle ayırsadım.
Vd, vb...
Sonraaa, özetlersek:
Ateistim, kronik oyvermezim, 20 yıl askere gitmedim, sosyal güvencem yok, evli değilim, çocuğum yok, üniversite üstü eğitimle, işportacılık düzeyinde bir iş yapıyorum.
Alkoliktim, bıraktım. Keşlere ve eşcinsellere reva görülen zulüm bana batıyor.
Deliyim. Bunu, taa 3 yaşımdan beri biliyorum. Zihinsel ayarlarımın farklılıklarının bir bölümünü adlandırmak onyıllarımı aldı, bir bölümünü hala bilmiyorum. Nörolojik bilgi düzeyi, bugün için durumumu açıklamaya yeterli değil. En son ‘hipergnozi’ momentindeydim ki o tanımı da kendim yarattım.
10.000 kitap okudum. 2, 5 katı da dergi, makale, internet sayfası, vd daha okudum. 25.000 sayfa yazdım.
Zekiyim. 1, 3 milyonda 26.’lık derecem var. Şimdilerde, 10 milyarda 1’e doğru gittiğim kanısındayım.
Tüm bunlar bana, normal değil, olağan geliyor. Deliliğimi de hiç yadırgamadım.
1 standart biyografiyi 14 yaşından 49 yaşına kadar, 35 yıl boyunca parçaladım. Oldukça renkli bir gösteri oldu. 18’imden beridir en az 50 kişi, bu yaşı göremeyeceğime değin bahse girdi, 20’si şu an mezarda.
Marjinalliğimin en son momenti gelcekbilimcilik. 18 yaşımdan beridir bu konuyu çalışıyorum. Geçmiş ve şimdi bana çok acı verdiği için, gelecek hep bana çekici geldi. Şimdilerde ise, önümde bir kara delik gibi ölüm ufku beni seyrediyor. Sakin sakin ölüme doğru gidiyorum.
Böyle bir marjinalden çıkarılacak kıssadan hisseler neler olabilir?
Mümkündü: İsyan mümkündü, mücadele mümkündü, devrim mümkündü. Hala da öyle. Ben yaşayan ve çok ölmüş bir kanıtım.
3 liberalizm, marjinalliği bir meta durumuna getirdi. Böylelikle toplum içinde kamuflaj sorunum kalmadı.
Beni tek bir sözcük tanımlasaydı, şunlar olabilirdi: Marjinal, ayral, yazar.