- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Marmaris'ten merhaba...

Torunum GURUR KARTAL ÖZBEK'in ilköğrenime, benim de Blog'a başlamama uğur getirmesi dileğiyle...
Ege’nin Evliya Çelebisi Gazeteci Yazar Muzaffer Cellek, yıllar sonra karşılaşmanın heyecanıyla beni de blog yazarı olarak ilan ediverdi. Yoğun çalışma tempomun arasında Sevgili Cellek’in emrivakisine başta hayır demeye kalkışsam da, ara sıra yazacaksın, günlük yazman gerekmiyor” deyince kayıtsız kalmak istemedim.
Öncelikle blogseverlere ve tüm Milliyet okurlarına merhaba diyorum. Sevgili Muzaffer Cellek ile yıllar önce, 80’li yıllarda geldiği Marmaris’te tanışmak kısmet olmuştu. Epey bir süre kaldığı Marmaris’te kendisi de bir gazeteci olarak yerelin sorunlarıyla yakından ilgilenmişti. O zamanlar yayınladığımız ve sahipliğini yaptığım ilçenin ilk ve tek gazetesi MARMARİS POSTASI’nda, “ Ört ki, Ölem!" başlıklı köşesinde güncel yazılarıyla sorunları dile getirirdi. Öylesine getirirdi ki, en ağır eleştirisini dahi güzel bir nükteyle anlatır, ne karşı tarafı ne de kendini incitmezdi. O bize göre hem ağır abiydi, hem de ince esprileriyle dikkat edilmesi ve örnek alınması gereken deneyimli bir gazeteciydi. Kendisi Güneş Gazetesinin Marmaris muhabiriydi. Şimdiki değil, Güneri Civaoğlu'nun baş yazarı olduğu, Orhan Duru'nun Genel yönetmeni olduğu gazete.
1984 yılında kurduğumuz ilçenin ilk matbaası ve yayınlamaya başladığımız ilk yerel gazetenin bu usta kalemi bizlere ve yeni yetme gazetecilere bitmez tükenmez enerjisi ve üretkenliği ile örnek oluyordu. Halen de öyle, kendisini imrenerek izliyorum. Ama, birlikteliğimiz uzun sürmemişti. Cellek, çok sevdiği İzmir’ine dönmüştü. Dönmüştü ama, Sevgili Cellek’in Marmaris aşkı da bitmiyordu. “<ı>Gelinlik Kız”a benzettiği Marmaris’e çeşitli vesilelerle gelip gidiyordu. Aşkını mı tazeliyordu ne!
İşte bu son gelişinde, yıllar önce kentte yapılan bir değişiklik yeni dikkatini çekmiş Cellek Usta’nın! Cumhuriyet Meydanına dikilen atlı Atatürk Anıtının değiştirilmesini yadırgamış olmalı ki, “şeyini şey ettiğimin atının şeyleri yüzünden” diyerek, bu anıt değişikliğine neden olanları eleştirdi. Martı Otelleri sahibi Tekstilci Halit Narin’in, 12 Eylül sonrası Marmaris’e armağan ettiği atlı Atatürk heykeli, ilk olarak İskele Meydanına dikilmişti. Trafik yoğunluğu ve yer darlığı nedeniyle denizden dolgu yapılarak genişletilen ve Cumhuriyet Meydanı ismini alan şimdiki yerine nakledilince daha rahat ve görkemli bir konuma getirilmişti. Gel zaman git zaman, bu anıtla ilgili şikayetler birikmeye başlamıştı..
Yok atın cüssesiyle üzerine oturan Atatürk’ün vücudu arasında çok büyük uyumsuzluk varmış! Yok, başa takılan askeri şapka, kafa yapısıyla kıyaslanmayacak kadar büyükmüş, Ata’nın kafası küçük kalmış! Yok, şaha kalkmış atın devasa büyüklükteki tenasül organları her etkinlikte huşu içinde saygı duruşu yapanların her defasında seyretmek zorunda kalmalarını olumsuz etkiliyormuş!.. Çeşitli vesilelerle yerelin gazetecisi olarak bize aktarılan şikayetleri, zamanın Marmaris Belediye Başkanı İsmet Karadinç de iletince, yazmak vacip oldu! Varsa olay, yazmak kolaydı! Haberin yayını sonrası, yerel belediye bu anıtı değiştirme kararı aldı. Başkan Karadinç, yeni bir Atatürk Anıtı siparişi verdiklerini açıklayıverdi! Ve halen Marmaris Cumhuriyet Meydanında bulunan sivil kıyafetli Atatürk Anıtının değiştirilme öyküsü, işte böyledir.
Bu olayla ilgili gazetemizin haberini, Sevgili Cellek’in kendi bloğunda sözünü ettiği ve gazetecilere hatta basın yayın okullarına da örnek gösterdiği son kitabıma, Etki Yayınevinden Şubat’ta çıkan DÜNDEN BUGÜNE MARMARİS’e de koydum. Kendine kısaca MUZO adını uygun gören değerli dostum Muzaffer Cellek, önce anıtın değiştirilişine sonra da benim gazetede ve kitabımda yazdığım işte bu habere takmış kafayı! Atatürk’ün bindiği atın, ''şeyini şey ettiğimin o kocaman şeylerine bakmasanız olmaz mı” diyerek verip veriştirdi. Hatta Marmaris’e son gelişinde eski başkana da gidip olayı doğrulatmış. Samsun’da da var başka yerlerde de var atlı heykel diyerek hepsini mi değiştirelim demeye getiriyor… Hatta, Cellek, Marmaris’in Turunç beldesine götürülüp dikilen aynı atlı heykelin oraya götürülüşüyle nesi değişti diyerekten de ayrı bir eleştiride bulunuyor. Haklı. Beni bu vesileyle aramış. Dostlarıma haber bırakmış. Kendini aradım. Bana bu olayı sordu. Yukarıda anlattıklarımı aktardım kendisine.
Bizim atlı heykelimizin Samsun’daki anıtla kıyaslanamayacak teknik eksiklikleri ve varsa diğer yanlışları mutlaka bilirkişilerin uzmanlık alanına girer. Samsun Anıtı, bana göre dünya harikası bir eserdir. Bu, bizim anıtla kıyas kabul etmez bir gerçektir. Amacımız anıt kıyaslaması tabii ki, değil. Benim amacım, bu vesileyle, İlan Acentesi olarak yıllarca hizmet ettiğim Milliyet Gazetesinin Blog okurlarıyla tanışmak ve onlara Marmaris’ten “Merhaba” diyerek zaman zaman buluşmak… Sizlerle tanışmama vesile olan sevgili Cellek Usta’ya da teşekkür etmek.
Kalın sağlıcakla.