- Kategori
- Meslekler
Masal dünyasının sihirli taşlarından, şifa aranır mı?

Şifa dağıtan taşlar da var.
Taş’ların, insanlarda, fiziksel ve ruhsal tesirleri çok büyük. Bunlara, şifalı ot gibi, “şifalı taş” da deniyor.
Şimdi ben diyorum ki, taş devrinde kim bilir ne taşlar vardı, ne kutsal taşlar vardı da, şimdi “şifalı”sı ortaya çıktı.
Taş, eski taş devrinden beri kutsaldı. Kutsallıkla, tanrısallık birlikte düşünülmüş. Gerektiğinde de silah olarak kullanılmış. Bir dinsel sembol olmuş. Taşa tapılmış. Koruyuculuğuna, büyüsüne inanılmış.
Çocukluğumuzda bir taşımız vardı bizim. Ablam dereden bulmuş getirmiş. Kapının kenarına “ağırlık” olarak konuyordu hep. Kapı kapanmasın diye. Ve biz üç erkek kardeş, bir de kız, o taşla harp ederdik. Birbirimizin kafasına atardık. İş bitince de yerine konurdu. Babam hiç istemezdi. O taşı kaybedin derdi, ablam inat ederdi. Neymiş efendim, bu taş kutsalmış. Hasta olduğunda, bu taşla uyurdu. Ertesi günü, dipdiri kalkardı. Huriye Ablam. Allah rahmet etsin. Öldüğü zaman o taş, temelli kayıp olduydu. Alıp, yanı başına koyalım dedikti.
Bu taşı hangimiz ileri fırlatacağız diye bahçemizde yarış ederken, düştüğü yerde su bulunmuştu. Kazdılar kuyuyu, çok su buldulardı. Ama en çok evde, kafa göz yarmada kullanılırdı. Hayret, değdiği yer acımazdı. Ama hepimizin kafasında, iyi kötü çizikler vardır.
İnsanlar bu dünyadan çabuk bıktılar. Çerden çöpten medet umdular. Taşlara isimler takıp, payeler verdiler. Bunların en önemlileri şunlar:
AYTAŞI – Duygu ve dengeye. AMBER-Guatr, astım alerjisine. FİRUZE- Panzehir özelliği. İNCİ- Güç verir LAL- Gayipten nilgi almanıza yardımcı olur. LAPİS- Ruh ve kader arasındaki dengeyi sağlar. OPAL - Eklem iltihabına. PRİT- İradeyi artırır. TOPAZ- Depresyonun üstesinden gelir YEŞİM - Akıl sağlığına. ZEBERCET- Sebebi bilinmeyen korkulara iyi gelmektedir.
Ama, hala kafada çiziği duran, acısı geçmeyen, kafamıza yediğimiz o evdeki taş. Neme lazım, hakkını vermek lazım. Kim bilir nerde şimdi.
Valla değişen bir şey olmamış. Bizim evin taşı ile şimdiki taşlar arasında fark yok. İkisi de şifa verici. Şimdikiler, kafa göz yarmıyorlar hiç olmazsa. Yalnız, ortak noktaları var. “Medet ummak” O işte.
O gün, bu gün çağlar atladık çağlar. Kozmik beden temizliği var. Suya soktuğunuz ayaklara detoks yapılıyor. Su, sonraları kapkara oluyor. İçinizin kiri, küvete akıtılıyormuş.
Dere kenarına mı gitsek, Taşları toplayıp, evin her yanına saçsak mı acaba? Kaderlerimiz taşlara mı bağlasak? Töbe töbe!
Takılar da öyle. Takılarda şifalı taşlar da kullanılıyor. Romatizma ve boyun ağrılarına iyi geliyormuş. Bunu, gümüşçülük yapan Karşıyakalı bir takı ustası söylüyor. Herkes şifa peşindeymiş. Dizayn yaparken bu taşlardan kullanıyormuş. İsmi Serap Ataker. Bu işin uzmanı. Sorduk, cevapladı “Takılarımı, ruh halime göre tasarlıyorum” diyor. Ve ekliyor “ O günkü halim neyse, takılarıma yansıyor. Neşeliysem pırıl pırıl bir dizi oluyor. Karamsarsam, kararıyor taşlar” diyor.
Kocası Engin Beyin halıları da, bu taşların verdiği enerji ile dolu. Nasıl dolu? Az ilerideki halıcı dükkanının halılı vitrininde kolyelerin, taşların ne işi var? Şu işi var. Satış yaptırıyormuş bu taşlar. Memnunlar halinden.
Oradan bir müşterisine soruyorum. Biyolog Elif Gürbüz’müş. “Yeşil renk huzur veriyor. Takı ile uğraşmak, bir masal dünyası inşa etmekle eşdeğer. Masallar biter ama, ışıltıları eksik olmaz, sürer. Dünyamızı pırıltılı kılan da budur. Yoksa çekilmez” diyor. Şair babanın, romantik kızı Elif. Anlaşıldı. Bu kız da, ablam gibi taşlara aşık.
Bu dükkanda harikalar yaratılıyor, bir avuç muhtelif camlardan, renkli taşlardan, kristallerden. Diyor ki Serap Hanım “ Her taşın başka bir enerjisi var. Çok eski çağlardan beri insanlar, taşların mucizesini keşfettiler, onlara sahip çıktılar. Taşlar, sağlığa, uykusuzluğa, yaşama daha bir enerji ile dolu olarak bakmamıza, arkadaş ve eş edinmeye, nazara, sihre iyi geliyor. Ayna önünde bulundurulan taşlar, enerjiyi katlayıp çoğaltır. Yansıma gücünden olsa gerek. Biz gümüşçüler, bu yüzden, hep ayna kullanırız” diyor.
Tasarım bir ilham işi. Sevda işi. Ruh ikizini arar gibi savaş verme hali. Uyumluluk, beceri, konsantre olma halidir.
Ona bakarsanız, her yerde takı var. Atlara, öteden beri incik boncuk takarlar. Taaa kuyruğuna varıncaya dek. Bir, ayağında “hal hal’ı” eksiktir.