- Kategori
- Psikoloji
Maslow'u Nasıl Bilirsiniz?
Abraham Maslow ismini birçoğumuz bilir. En azından kulağımıza çalınmıştır bir yerlerden. Peki Maslow’u nasıl bilirsiniz? Kendisi 1940’lı yıllarda yıldızı parlayan Amerikalı bir psikolog. Maslow’u asıl akıllara kazıyan teorisi birey ihtiyaçları üzerine kurduğu İhtiyaçlar Hiyerarşisi.
İhtiyaçlar Hiyerarşisi, aslında insanların ihtiyaçlarına göre ve hayatta katettiği mesafeyi kısa yoldan algılatan küçük bir piramit olarak aklımızda kalsa yeterli. Dünyaya bir insan doğduğunda, su, yemek, tuvalet gibi Fizyolojik İhtiyaçlar kendisine öğretilmiyor. Eğer doğuştan bir rahatsızlığımız yoksa hepimiz, bu piramidin en altında yer alan fizyolojik ihtiyaçlarımızı yerine getirebiliyoruz. Doğada yaşayan en küçük hayvanların bile içgüdüsel olarak sahip olduğu Güvenlik İhtiyacını da ilk çağlardan bu yana korunaklı bir mağara veya evle iyi kötü sağlamayı basit düzeyde biliyoruz. İnsanlar eğer sağlıklı ve birarada olan ebeveynlerinin yanında büyümeye başlıyorsa ve bunu sürdürebiliyorsa, Sevgi İhtiyacı da temel düzeyde karşılanmış oluyor. Dahası okul hayatımız başladığında arkadaşlık kurma ve toplumda kendini sevdirme problemi olmayan bireylerin de piramidin üçüncü satırındaki Ait Olma ve Sevgi İhtiyacını karşıladığını farzedebiliriz.
Piramidin sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi için son 2 basamak kaldı aslında. Dördüncü basamakta Saygı/Değer İhtiyaçları ve Beşinci ve son basamakta da Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı bulunuyor. Değer İhtiyacının karşılığı başarı, statü, itibar, mevki gibi değerler, Kendini Gerçekleştirme aşamasında ise insanın dünyada neden varolduğunu çözmesi, anlaması gerekiyor. Yazımı buraya kadar okuma zahmetine katlandıysanız, lütfen sadece kendi özelinizde biraz düşünün. Eğer ilk üç basamakla ilgili herhangi bir sorununuz yoksa ve şanslıysanız bir de statü sahibi olup dördüncü basamağa çıkma şerefine nail olduysanız, Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir hayat standardınız olduğunu lütfen idrak edin.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin yakın zamanda yaptığı bir araştırmaya göre ülkemizde her 3 çocuktan biri aç yatıyor. 70 bine yakın insan evsiz ve sokaklarda yaşıyor. Her yıl ortalama 500 bebek sokağa bırakılıyor. Kimsesiz çocuk sayısı 800 bin civarında.
Bunlar sadece ülkemizdeki rakamlar. Dünyadaki rakamlar eminim kendimizi daha iyi hissettirecek derecede çarpıcı olacaktır. Bu bir şükür yazısı değil, üzgünüm. Bir farkındalık artırma gayreti belki…
Ülkemizde ve aslında dünyadaki pek çok şiddet ve terör olayının ilk üç basamakla ilgili problemi olan coğrafyalardan çıktığını düşünüyorum. İnsanlar, açsa, temiz suyu yoksa kendini güvende ve sevgi dolu bir ortamda hissetmiyorsa suç işlemekten başka seçeneği de yoktur. Suç önlenebilir, insanlar topluma kazandırılabilir. Önümüzde yerel seçimler var. Adaylar reklam kampanyalarında bol keseden ne vaatler verecek yavaş yavaş belirmeye başladı. Yerel veya merkezi farketmez, ister belediye başkanı veya meclis üyeliğine ister milletvekilliği veya başkanlığa soyunmuş olsun, adayların kişisel olarak Değer İhtiyaçlarını tatmin etmekten çok daha idealist amaçları ve buna göre şekillenen projeleri olmalıdır.
Unutmamalıyız ki, İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nin en üst 2 basamağında başarılı olan insanların çoğunlukta olduğu coğrafyalar eğitim ve teknolojide öncülük ediyor ve refah seviyeleri de buna paralel çok yüksek oluyor. Yani, bu bir ütopya değil.
Maslow’u nasıl bilirsiniz? diye başlamıştım yazıma… Maslow’u ister bilin ister bilmeyin, ama köşesinde oturmak yerine ‘ben de varım’ diyerek, yönetmeye talip olanların kendilerini, toplumun beklentilerini ve çözüm olarak yapması gerekenleri çok bilmesi gerektiği aşikar.