​ Matbaanın gecikme nedeni / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Matbaanın gecikme nedeni

Matbaanın gecikme nedeni
 

“Matbaa nedir ki? Yalanların, dolanların, şantajların, hırsızlıkların, kötülüklerin, bayağılıkların aleti. İstediği kadar saatte binler on binler çıkarıyorum desin. İstediği kadar kesip biçip atsın. Kendini bir şey sansın. Her zaman kötülerin, bayağıların eline ve kucağına atılmaya hazır histerik kadından başka bir şey değildir” diyor Sait Faik Abasıyanık (Mahalle Kahvesi s.61 YKY) Sait Faik’ e katılmamak mümkün değil.

Ben de matbaanın Osmanlı devletine geç gelmesi ile ilgili işin sosyal boyutunu irdeleyen bir anekdotla olaya müdahale edeyim dedim.

Dini bir takım kaygılardan dolayı-Kur’an harflerinin matbaada basılmasından endişe edilmesi- ve devrin ulemasının karşı çıkması bir yana olayın bir sosyal boyutu olduğu muhakkak.

Hattatlık o dönem insanlarının temel geçim kaynaklarından biriydi.Ve yazı yazma işinde oldukça ustalaşan bir çok hattat vardı.Hat sanatı da Türklerin en usta oldukları sanat türlerinden biriydi.Hala öyledir de.Rahmetli Sabancı Türklerin hat sanatını dünyaya en iyi tanıtan ve bunun için değişik ülkelerde bir çok sergi açan insanlardan biriydi.Allah mekanını cennet eylesin.

Hatta denir ki, ”Kuran Arabistan’da doğdu, Mısırda okundu, Türkiye’ de yazıldı” Bu son derece doğru bir tespit. Gerçekten de Mısır hafızları, Kuran’ı okuduğu zaman insanın kalbine işler. Dilini anlamasak bile yabancı bir müzik gibi ruhumuza işler ve duygularımızı harekete geçirir.Kuran’ın evrensel dilini en iyi Mısır hafızları kullanır.

Türklerin matbaa ile geç tanışmasının sebebi biraz Türklerin kültürel özelliklerinden de kaynaklanıyor kanımca.Çünkü Türkler, yazmaktan çok söz söylemekten hoşlanırlar.Yazılı edebiyat değil daha çok sözlü edebiyat gelişmiştir.O yüzden Orta Asya Türk toplumları da yazıyla geç tanışmışlar, yazıyı geç kullanmışlardır.

Örneğin yazı MÖ 3500 yıllarında icat edilmesine rağmen, ilk yazılı Türk eserleri ancak 625 yıllarında Göktürklerde görülür. Yaklaşık yazının icadından dört bin yıl sonra.Yani matbaanın üç yüz yıl sonra Osmanlı toplumuna gelmesini yadırgamamak lazım.Yıllar geçse de bu kültürel özelliğimiz değişmiyor, bu konuda muhafazakar davranıyor ve okumamak konusunda direniyoruz.

Dünya ülkelerinin kitap okuma ortalaması bakımından en alt sıralarda yer alıyoruz. Ki bu kadar teşvik varken .Karşımızda engelleyici dini bir kesim de yok.Yani kitap okumama konusundaki kültürümüz genetik dense yeridir.

Yukarıda nakletmek istediğim anekdotla konuyu bağlıyorum.

İstanbul’da Hattatın biri Üsküdar’da tekneye biner ve Beşiktaş’a geçmek ister.Parayı toplamakla görevli kişi yolcuları dolaşır ve hattattan da yol ücretini ister.Hattat elini cebine götürür ve eli boş döner.Cüzdanını veya para kesesini büyük bir mahcubiyetle evde unuttuğunu söyler.Görevli:

-Hadi ordan.Düzenbaz!Her gün düzinesi ile karşılaşıyorum senin gibilerinin der.

Hattat tüm bu azarlama ve hakaretlere rağmen kendisinin sanıldığı gibi birisi olmadığını söylemek ister ama nafile.Hattat cebinden çıkardığı kağıt ve kalemi ile Arapça bir “vav” harfi yazarak görevliye uzatır.

“Bu harfi al lütfen.Sana borçlu kalmak istemem, bunu sahaflarda sat yol paramın karşılığını alacaksın” der.

Görevli için bu teklif pek tatmin edici olmasa da “Alalım bakalım, belki bir işe yarar” der ve burun kıvırarak hattattan aldığı harfi cüzdanına yerleştirir.Ve bir gün yolu sahaflara düşer.Cüzdanından çıkardığı kağıdı herhangi bir sahafa uzatır.Karşılığında ummadığı bir para alır.Bu para yaklaşık tekne ücretinin on katı kadar bir şeydir.

Dünya küçük İstanbul daha da küçük.Yolculardan biri görevliye tanıdık gelir.Elini cebine götüren yolcu, görevlinin onu elini tutması ile başarısız olur.

Görevli:

-Hayır , hayır ben para değil, bir “vav” istiyorum. Sen bana bir “vav” yaz yeter der

Kısacası Osmanlı toplumunda bu işle iştigal eden ve ailesinin geçimini hattatlıkla sağlayan bir kesim vardı.Devlet bu insanların aç kalmaması için matbaanın gelmesini bilinçli olarak geciktirmiştir.Tıpkı bu gün devletin Çukurova bölgesine bazı tarım aletlerinin gelmesini geciktirmesi gibi.

 
Toplam blog
: 49
: 1026
Kayıt tarihi
: 04.11.07
 
 

On beş yıllık eğitimciyim. Halen bir devlet kurumunda öğretmenlik yapıyorum. Dünyanın en zor ama en ..