​ Mavi gözlü dev / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '07

 
Kategori
Sinema
 

Mavi gözlü dev

Mavi gözlü dev
 

Bu yazıyı yazalı epey oluyor fakat bir aksilikten dolayı yayınlayamamıştım.

O mavi gözlü bir devdi,

Miniminnacık bir kadın sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

Bahçesinde ebruliiiiiii

Hanımeli açan bir ev.....

Serbest şiirleriyle ün yapan Nazım Hikmet, bu dizelerde yabancılaştırma sanatını kullanarak kendini anlatır. Türkçe’nin duruluğuna hayranlığından ve onun sade kullanılması gerektiğini düşündüğünden, şiirlerinde ağır anlam yüklü sanat oyunlarına başvurmaz ama dünyayı, sevdiklerini anlatmak kadar kendini anlatmayı da sever Nazım.

Nihayet, artık onu anlatan bir filmimiz de var. Ölümünden 44 yıl sonra, geçtiğimiz ay vizyona giren Mavi Gözlü Dev dünyada çekilen ilk Nazım filmi.

1902 Selanik doğumlu Nazım Hikmet, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamlar. 1918’de Bahriye Mektebi’nden mezun olunca Hamidiye Kruvazörü’ne stajyer subay olarak verilir. Ancak 1919 yılında geçirdiği zatülcenp hastalığından sonra sağlığını kaybeder ve askerlikten çürüğe çıkarılır.

Bunun üzerine Bahriye Mektebi’nde Edebiyat ve Tarih öğretmenliği yapar. Ama okumak için Moskova’ya gider ve Doğu Emekçileri Komunist Üniversitesi’ne kaydolur. 1924’te yurda döner fakat Aydınlık gazetesinde yayınlanan yazı ve şiirleri yüzünden 15 yıl hapsi istenince Sovyetler Birliği’ne döner.

1928’de çıkan af kanunundan yararlanıp tekrar döner. Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1932’de 4 yıl hapis cezası alır.Bu kez de Cumhuriyet’in 10.yılı affından yararlanır. Bu arada gazetecilik yapar, film stüdyolarında çalışır ve hayatının en büyük aşkı Piraye ile tanışır. Genç kadın yeni boşanmıştır ve iki çocuğu vardır.Onunla evlenir.Ama 1938’de orduyu ve donanmayı isyana teşvik ettiği iddiasıyla 28 yıl 4 ay hapse mahkum edilir.

Film de Nazım Hikmet’in 1941’den sonra hapishanede geçirdiği dönemi konu ediniyor.O maalesef en sevdiğimiz şiirlerini dört duvar arasınd ayazmak zorunda kaldı.Filmde;hapishanedeki hayatını, Piraye’ye olan aşkını, hapishane arkadaşlıklarını ve şiirlerine sımsıkı sarılışını izliyoruz.

Mahkemede kendini “Ben şairim, komunist şairim...V e daha esaslı komunist olmaya çalışıyorum.Bununla cürüm işlemiş olmam.Benim bir sınıf halkı diğeri aleyhine tahrik ettiğim iddiası söz konusu değildir.Sanılanın aksine, kitabımda da İngiliz ve Fransız emperyalizmine karşı geldim.Asıl onların bana dava açması gerekirdi...”diye savunur ama ceza kaçınılmazdır.Bu ceza en çok eşi Piraye’ye duyduğu aşktan ağır gelir.Çünkü her gece yanında uyurken bile hasret kaldığı Piraye’nin yüzünü göremeden geçireceği günler çok yakındır.

Bir dev gibi seviyordu dev

Ve elleri öyle büyük işler için

Hazırlanmıştı ki devin,

Yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısın

Bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin

Hapishanedeki zor günleri, kendisine birçok iş bularak aşmayı başarır.Şiirlerini asla bırakmaz, küçük not defteri ve kalemi hep elindedir.Ayrıca resim de yapar.Diğer mahkumların portrelerini yapar.Bir gün arkadaşlarıyla birlikte dokuma makinası alır.Böylece arkadaşlarıyla birlikte para da kazanmaya başlar.Ancak savaşın getirdiği yoksulluk onları da etkiler ve iflas ederler.Tüm olumsuzluklara rağmen en mutlu günleri Piraye’nin ziyaretine geldiği günlerdir.

Günler böyle geçip giderken bir gün ziyaretine dayısının kız Münevver gelir.Münevver ona yıllardır duyduğu aşkı itiraf eder.Nazım’ın yüreği öyle kocamandır, öyle sevgi doludur ve öylesine sevgiye açtır ki bu aşka kayıtsız kalamaz.Ve Nazım, Piraye’ye olan aşkına rağmen yüreğini koyverir.Ama çok acı çeker.Piraye’ye yaptığı kendi deyimiyle “dünyanın en büyük kötülüğü”içine koca bir pişmanlık çökeltir.Filmde görmesek de, bu pişmanlık Piraye’yle olan evliliğinin bitmesine engel olamaz.

O mavi gözlü bir devdi,

Minnacık bir kadın sevdi,

Miniminnacıktı kadın, rahata acıktı kadın.

Yoruldu devin büyük yolunda,

Ve elveda deyip mavi gözlü deve,

Girdi zengin bir cücenin kolunda

Bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve.

Yaşlanan ve hasta düşen Nazım hapis hayatına daha fazla dayanamaz ve açlık grevine başlar.Film burda son buluyor ama hukukçuların da yasal yollara başvurmasıyla Nazım af yasası kapsamına girer ve 13 yıl hapisten sonra 1950’de çıkar.

Film için, Sanat Yönetmeni Mustafa Ziya Ülkenciler, Beykoz’da bir plato kurdu.Nazım Hikmet’in kaldığı oda da, kendisinin 1944 yılında yaptığı yağlıboya tablodan esinlenilerek oluşturuldu.Oyuncu kadrosunun da son dönemin başarılı sanatçılarından oluşması filmi kaliteli kılan yönlerinden biri.Özellikle Yetkin Dikinciler’in Nazım Hikmet’e olan benzerliği dikkat çekici.Kendisi de ne kadar ağır bir rol üstlendiğinin farkında ve oldukça olgun.Dolunay Soysert de Piraye’yi oynayacağı için duyduğu heyecanı perdeye çok güzel yansıtmış.

Mavi Gözlü Dev, Nazım Hikmet’i tanımayanlar için bir fırsat, hakkında daha çok şey öğrenmek isteyenler için de aydınlatıcı.Elbette biyografi özelliği taşıyan bir film için bazı kusurları var.Nazım’ı her cümlesi bir dize olan, büyülü bir adam olarak izliyoruz her sahnede.Oysa biyografiler, kişinin gündelik hayatını, bazı kötü yönlerini de vermelidir.Örneğin;Piraye’yi aldatışı filmdeki kadar masum muydu?Ya da gerçekten her yaptığı, her söylediği bu kadar güzel miydi?Filmin detaylandırılmayan anlatımı da akılda birçok soru işareti bırakıyor.

Ama onu anlatan ilk film böyle olmalıydı belki de.Onu öylesine yerin dibine soktuk ki, şimdi ne kadar övsek hak ettiği göklere çıkartamayız.Filmin yönetmeni Biket İlhan da”Ben bu filmi kızımı düşünerek yaptım.Kızım Nazım Hikmet’i tanımalı.Gençlik onu bilmiyor, gençliğe onu anlatmak istedim”demiş.Gerçekten de Nazım Hikmet’i tanımalıyız.Hem de çoğumuzun bildiğinin aksine Vatan Haini olarak değil, memleket sevdalısı olarak.

Hapishanedeki yakın arkadaşıyla yaptığı veda konuşmasında “Düşünmenin suç olmadığı bir dünya kurulur mu dersin?”diye sorar Nazım.Amacı cevap almak değildir, sadece dileğini dile getirir.Ama neredeyse 60 yıl sonra, bugün bile bu sadece bir dilektir.Son zamanlarda yaşadığımız olaylar özgürce düşünebileceğimiz, konuşabileceğimiz bir dünyanın çok uzaklarda olduğunu gösterdi.

Sinemadan çıkarken çok uzaklardaki bir yakınımı özlemiş gibi hissettim.Gidip bütün şiirlerini baştan okumak, bütün resimlerine baştan bakmak istedim.Artık onu daha iyi tanıyordum ve anlıyordum.Gidin, siz de Nazım’la dolacaksınız.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev

Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz

Bahçesinde ebruliiii

Hanımeli açan ev.


YÖNETMEN:Biket İlhan

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:Claduio Bolivar

SENARYO:Metin Belgin

MÜZİK:Cem İdiz

OYUNCULAR:Yetkin Dikinciler(nazım), Dolunay Soysert(piraye), Özge Özberk(münevver), Uğur Polat(tahsin bey), Ferit Kaya(balaban), Suna Keskin(celile hanım), Rıza Sönmez(orhan kemal)

 
Toplam blog
: 39
: 2880
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Sinema ve Televizyon bölümünde okuduğumdan sizinle sinema üzerine hasbihal etmeyi düşünüyorum... Si..