- Kategori
- Siyaset
Mayınlı siyaset

Mayınlı siyaseti ülkede PKK yapıyor. Mayınlı arazi siyasetinin de hükümet. İkisi de tehlikeli birincisi her gün canımızı acıtıyor sevdiklerimizi bizden alıyor. Diğeri ise vatanın namusu olan sınırımızın güvenliğini tehlikeye atıyor. Kiralama 44 yıllığına olacakmış, biliniz ki 44 yıl sonra bir karar alınır bir o kadar da süre uzatılır. Yani, elini verdin mi kolunu kurtaramazsın. Çekiç güç olayını bilirsiniz. Süreli verilmişti. Her yeni gelen hükümet ABD‘ye lütuf olsun diye süreyi sürekli uzatıp durduk. Çekiç güç neler yapıyordu; hele bir hatırlayalım. PKK’ya lojistik destek verdiği, Kuzey ırakta devlet oluşumu, bölgede casusluk faaliyetleri ile Irak’ın işgalinde oynadığı rolü bilmeyenimiz yoktur, sanırım.
Sütten ağzı yana yoğurdu üfleyerek yermiş. Balık hafızalı olmaya gerek yok. Mayınlı tarla olayı, tarlayı mayından temizletelim derken, çekiç güç olayında olduğu gibi ağzımızı yakmasın diyorum. Eski bir rütbeli askerimiz mayınların haritası bende var, ben o araziyi bir tabur askerle 6 ayda temizlerim diyor. Demek ki temizlemek için çare var. 500 milyon dolar maliyeti varmış temizlemenin, beklide çok daha cüzi rakamla temizlettirilebileceği de ihtimal dahilinde… İsraillilere verileceği söyleniyor. Onlar bu işte daha tecrübeli imiş. Dünya istihbarat teşkilatları içinde Mossad çok tecrübeli diye istihbaratımızı da Mossa’da devretmemiz doğru olur mu? Böyle bir şeyi düşünemeyeceğimize göre namusumuz olan sınırı nasıl olurda başka bir yabancı gücün kontrol etmesine müsaade edebiliriz. Kendime sormadan edemiyorum… Bu ısrar niye diye? Acaba ”one minute“un kefareti mi diye.
İsrail orada Suriye ve Türkiye aleyhinde casusluk faaliyeti yapsa nasıl önleyeceksiniz?
Kusura bakmayın babalar gibi satarım. Bize ne kazandırdı? Neler kaybettirdi? Neler kaybettirecek hiç geçmiş ve gelecek muhasebesi yaparak düşündünüz mü?
Oğuzhan düşman karşısında güçsüz olduğunu bildiği için, düşmandan kurtulmak için hatununu isterler verir, hatun intihar eder, atını isterler verir, sıra çorak toprakları istemeye gelir. Oğuzhan “At ve Hatun benim malımdı. Fakat, ülkemin toprağı çorak dahi olsa Milletimin malıdır. Onun bir çakıl taşını bile Milletimin onayı olmadan veremem” der. Böylece vatan toprakları için düşmana karşı savaşa karar verir.
Şimdi soruyorum, bu topraklar için biz de aynı kararlılıkta mıyız?