- Kategori
- Haber
Mazıdağı'nın Öksüz Çocukları

10 Mayıs 2009 Pazar günü dünyanın dört bir yanında Anneler Günü olarak kutlandı. Yaşamımızın en temel kaynağı, hayattaki en yüce varlık sebebimiz olan annelerimize bu özel günlerinde sevgimizi bir kez daha sunduk.
Ama bu güzel duyguyu hayatlarında hiç yaşayamamış ve bundan böyle de yaşayamayacak çocuklar da var ne yazık ki ülkemizde. Anne sevgisinden yoksun olarak büyümeye bir ömür boyu mahkûm bu talihsiz çocuklara verilebilecek ilk örnek; yıllardır kaldıkları yetiştirme yurtlarını kendi evleri, bakıcılarını ise artık anneleri olarak benimseyen kimsesiz çocuklar olsa gerek.
Dünyanın dört bir yanında çocuklar, imzalanan ülkeler arası anlaşmalar ve kurulan birliklerle ne kadar geniş haklara sahip olursa olsun, yine de bir çocuğun en temel hakkı; annesi ve babasıyla birlikte sağlıklı bir aile ortamı içerisinde yaşama hakkı olmaktadır. Medeniyet seviyesi ileri bütün ülkelerde kanunlar, çocukların gelişimi ve yetiştirilmeleriyle ilgili görev ve sorumlulukları babalardan daha fazla annelere vermiştir. Anne ve çocuk, iki yarısı birbirini tamamlayan canlı bir organizma gibidir.
Türkiye gündemi geçtiğimiz günlerde Mardin’de meydana gelen elim bir katliam haberiyle sarsıldı. Mardin’in Mazıdağı ilçesi Bilge Köyü’nde iki aile arasında süregelen kan davası ve husumet, bir düğün evinde 44 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu. Kan davası gibi artık bu çağın çok dışında kalan ve ülkemizi, uygar toplumların ileri yaşam seviyesinden giderek uzaklaştıran bir toplumsal sorun; her yıl Doğu ve Güneydoğu illerinden yüzlerce ailenin kendi topraklarından kopup, büyük şehirlerde sürdürülen bambaşka hayatlar içinde kaybolup, gitmelerine neden olmaktadır. Doğu’da ve Güneydoğu’da körü körüne hüküm süren ağalık düzenleri, geçim sıkıntısı, aileler ve aşiretler arasındaki düşmanlıklar ve bu uğurda verilen kırsal savaşlar, yitirilen canlar; insanların kendi topraklarında yaşamlarını huzur içinde sürdürmelerine izin vermemektedir.
Bu yazının konusu çocuklar… Mardin katliamında annelerini, babalarını yitiren çocuklar. Toplumumuzda feodal yapının açtığı derin yaralar, Mardin katliamı ile birlikte kendini bir kere daha belli etti. Hiçbir törenin davası, çocukları annesiz ve babasız bırakacak kadar haklı olamaz.
İlkel bir kan davası uğruna annelerini ve babalarını yitiren çocuklar, artık iki yüce sevgiden yoksun olarak büyüyecekler. Bundan böyle doyasıya kutlayacakları ne bir Anneler Günü, ne de bir Babalar Günü olacak. Ve yakınları da dahil hiç kimsenin sevgisi, onların yerini tutamayacak. Çünkü çocuk kalbinin dilinden sadece annesi ve babası anlar.