​ Medyada Son Kurban Hasan Tahsin! / İzmir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '10

 
Kategori
İzmir
 

Medyada Son Kurban Hasan Tahsin!

Medyada Son Kurban Hasan Tahsin!
 

Hasan Tahsin KOCABAŞ


Başbakan Erdoğan’ın medya patronlarına seslenerek “köşe yazarlarınıza sahip çıkın” sözleri ile alevlenen medya ve demokrasi kavramları Türkiye’nin dört bir yanındaki yazılı basın işletmelerinde “sorun” olmaya devam ediyor.

Düşüncelerine saygı duyduğum, ilk gazetecilik deneyimimin yaratıcısı ve beğeni ile takip ettiğim, çok değerli gazeteci ağabeyim Hasan Tahsin Kocabaş demokrasi ve patron arasındaki ilişkinin son kurbanlarından. Adeta Başbakanın çağrısına uygun düşen bir uygulama ile susturulmaya çalışılan Hasan Tahsin ağabeyim gururlu ve onurlu yaşamına bir sayfa daha ekleyerek uzun dönemdir haykırdığı köşesinden ayrıldı.

Hasan Ağabey’in yazı yazdığı Yenigün’ün 5.yaşını kutladığı kokteyle bir sivil toplum kuruluşunu temsilen katılmıştık. Yenigün Gazetesi imtiyaz sahibi Ömer Dinçer “bu yaşımızda hala bağımsız ve özgür haberciliğimizden ödün vermedik” diyerek katılımcılara gururla sesleniyordu. O kokteyle Hasan Ağabey’in neden katılmadığını algılayamamıştım. Demek bir kez daha susturulmaya çalışılan Hasan Tahsin bu sebeple ciddi bir kararla gazeteden ayrılmış ve kokteyle katılmamayı tercih etmişti.

İletişim Fakülteleri’nde buram buram demokrasi ve düşünce özgürlüğü üzerine öğütler alan bizler uygulamada bu durumun hiçbir zaman yaşanmadığını her yaşadığımız an görüyoruz. Taşranın en küçük yerel gazetesinde en büyük ulusal gazeteye kadar her yerde patronun ve patronların boruları ötüyor. Aksine bir şey yazmaya kalkan kapının önüne çıkmaya zorlanıyor. Erdoğan’ın demokrasi anlayışı gitgide yerleşiyor ülkeye.

Ben Hasan Ağabey’ime saygımdan onun yayınlanmayan yazısı ile yazımı noktalamak istiyorum.

***

“Siz kimi kandırıyorsunuz!”

Bu başlık bana ait değil… Bu başlık bir kitap adı…

Yazılarını, kitaplarını hep “temkinli” okuduğum bir yazara, Soner Yalçın’a ait bir kitap “Siz kimi kandırıyorsunuz!”

Peki ne ilgisi var şimdi?

Bu kitabı okudunuz mu bilmiyorum. Lakin önceki gün bazı gazetelerde, akşamı da Kanal 7 haber bülteninde izlediğim bir haberden sonra yeniden bu kitabı aldım elime…

“Siz kimi kandırıyorsunuz!” Doğan Kitap’tan 2008 yılı Nisan ayında yayımlandı.

Bir kez daha yazayım, yazarı Soner Yalçın…

“Efendi” kitabının yazarı vardı ya? O işte…

Bu kitabın 15 sayfasında bir başlık var: “AKP’nin tesettüre girme hikâyeleri” diye… Bu başlığın altında önce kısa bir paragraf var: “AKP’lilerin eşleri, ne zaman nasıl örtündü? Aile, mahalle, koca baskısı gördüler mi? Mesleklerini bırakıp ‘ev kadını’ olmaya mecbur mu edildiler? Hepsi aynı sosyal sınıftan mı geliyor? İşte onların, isim isim örtünme hikâyeleri…”

Soner Yalçın daha sonra tek tek ve ayrı ayrı Hayrunnisa Gül, Emine Erdoğan, Münevver Arınç, Ahsen Unakıtan, Mehtap Güler, Gülten Çiçek, Semiha Yıldırım, Fatma Şeyda Akdağ, Saniye Şahin, Meserret Ekren ve Zeynep Babacan hanımefendilerin “örtünme” hikâyelerini yazmış.

Soner Yalçın’ın “varmak” istediği nokta farklı. Benim yazı konum ise daha farklı. Merak edenleriniz varsa, zaten kitabı alır okur.

Gelelim önceki güne…

10 Mart Çarşamba günü Bugün Gazetesi’nde bir haber başlığı aynen şuydu:

“AKP'li eşleri de fişlemişler”.

Haberin metnine dikkatinizi çekerken, yukarıda Soner Yalçın’ın kitabını göz önünde bulundurmanızı da özellikle istiyorum. Bakın haberde neler yazıyor:

“Erzincan'da Ergenekon davasından tutuklanan Erzincan İl Jandarma Komutanlığı'nda İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı olan Üsteğmen Ersin Ergut'a ait ele geçirilen dijital delilleri arasında yer alan AK Parti'nin lider kadrosundakilerin eşlerine yönelik bilgi notları ve değerlendirmeler dikkat çekti. Yaklaşık 5 bin sayfalık iddianamenin ekleri arasında 3 sayfayı bulan Üsteğmen Ersin Ergut'a deliller arasındaki 'AKP'lilerin eşleri.doc' isimli dosyada, siyasetçilerin eşleri ile ilgili tesettüre girme hikayelerine geniş yer verildi. Dosyada, lider eşlerinin ne zaman ve nasıl örtündükleri, aile, mahalle, koca baskısı mı gördükleri, mesleklerini bırakıp ev kadını olmaya zorunlu mu kılındıkları üzerinde duruldu. 'Hepsi aynı sosyal sınıftan mı geliyor?' denilen dosyada AK Partili yönetici eşlerinin isim isim örtünme hikâyelerine yer verildi. İddianamede yer alan dosyadaki notlara göre AK Parti'nin yönetici kadrosundaki politikacıların kızlarının en iyi üniversitelerde okutulmalarına karşın hemen evlendirilerek ev kadını yapıldıkları belirtilerek, yapılan yorumda ise bu durum eleştiriliyor.”

Aynı haber aynı sözcüklerle 10 Mart akşamı Kanal 7 TV haber bülteninde yayınlandı…

Yorum morum yazmıyorum…

Ama kafam allak bullak…

Birileri bizi ciddi ciddi “kandırıyor mu” yoksa?

Vekili anlamak mümkün değil…

Önceki akşam Yeni Asır TV’de sürekli izlemeye çalıştığım bir program…

İki sevdiğim, saygı duyduğum gazetecinin Muzaffer Oktay ile Atilla Sertel’in yaptığı “Gazeteciler” programı…

Aaaaa!

İki usta meslektaşımın konuğu AK Parti İzmir Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Saim Tekelioğlu…

Ne güzel…

Demek Tekelioğlu hocamızın “gazetecilerle” ilişkisizliğinde yanılmışım…

Dinliyorum…

Tekelioğlu konuşuyor…

Sevgili Başkanım Atilla Sertel konuyu alıyor Sayın Vekilin “müjdesini” verdiği Turgut Reis Üniversitesi’ne getiriyor…

“Gerekli mi?” diye soruyor Sertel…

Yeni üniversitenin “gereğini” soruyor Üniversite hocası ve de kudretli iktidar vekili Tekelioğlu’na… İşsizliğin boyutuna gönderme yapıyor…

İzmirlinin Vekili Tekelioğlu önce o sempatik gülüşünü gönderiyor…

Sonra “eğer üniversite mezunlarını devlette istihdam etmeyi düşünüyorsanız üniversite sayıları çok fazla, ama özel de istihdam için daha çok üniversiteye ihtiyacımız var” diyor Mehmet Tekelioğlu vekilimiz…

Sonra “yeni üniversite gereğini” öyle bir noktaya taşıyor ki, tüylerim diken diken oluyor…

“Ben” diyor Vekil Mehmet Bey “ben falanca zamanda Göç Komisyonunda çalışmıştım, Avrupa yetişmiş insan arıyor, Avrupa’da yetişmiş insan sıkıntısı var” diyor…

Yani?

Yanisi şu…

Yeni üniversiteler kuralım, çocuklarımızı yetiştirelim, Türkiye’de torpili olmayanları Avrupa’ya yollayalım, biz yetiştirelim dünya faydalansın demeye getiriyor…

Hükümeti oluşturan partinin İzmir’deki en güçlü olduğu iddia edilen Vekili, hükümetin “istihdam” politikası olmadığını, üniversiteden mezun olanların ne olacağının kendilerini ilgilendirmediğini, işsiz olanların mümkünse başka ülkelere gitmesi gerektiğini söylüyor sanki…

Yanılıyor muyum yine?

Yanılıyorsam Tekelioğlu hocamız yine çıkar bir meslektaşıma, ustama verir yanıtını…

Ne yani, yaptığım ne kadar ayıp değil mi?

Koskoca Vekil bana mı yanıt verecek yani?

“Dokunmak” lazım ama?

Anayasa değişmeli diyen Başbakandan dokunulmazlık konusunda bir “düzenleme” lafı duydunuz mu hiç?

Ya Bülent Arınç’tan?

Ya Hüseyin Çelik’ten?

Ya Egemen Bağış’tan?

Ya Bekir Bozdağ’dan?

Ya Cemil Çiçek’ten?

Maşallah anayasa değişsin diye bağıranların hiç biri “dokunulmazlık” zırhı konusunda “tık” etmiyor…

Aksini söyleyen buyursun inandırsın beni… Onca iddiayı yazan da söyleyen de ben değilim. Basın arşivi Başbakandan vekillere birçok “dokunulmaza” dokunulması gerektiği haberleriyle dolu değil mi?

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı dinledim TV’de… “Dokunulmazlıklar” önemli diyor, kürsü ve düşünceyi ifade dışında dokunulmazlık olmamalı diyor…

Muhteşem… Aynen destekliyorum.

Peki “demokrasi” diyen “normalleşme, sivilleşme” falan diyen iktidar ne ediyor?

Çok garip bir şekilde “CHP’li vekillerin de dosyaları var” diyor…

Konuya bak, cevaba bak…

Hatta cevaba bak bir de çay demle iç…

CHP Lideri “CHP’lilerin dokunulmazlığı kalsın, diğerleri kaldırılsın mı” diyor yahu?

Baykal bütün dosyalardan, dokunulmazlıklar4dan bahsediyor ve açıkça da söylüyor “kimin neyi varsa” diye haykırıyor…

Ne dersiniz millet?

Yine “cambaza bak” modundayız galiba ha?

***

Unutmadan Hafta içi her gün 08.00’de Hasan Tahsin’le ‘SABAH RESİMLERİ’ 107.9’da Dokuz Eylül Radyo’da)

Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU

Abtokmakoglu@gmail.com

 
Toplam blog
: 430
: 2186
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..