- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Medyapati

Henüz böyle bir sözcük yok. Ben uydurdum.
Bir değil, birden çok medyapati var:
Hem ünlülerin medyatörlere, hem de medyatörlere negatif sembiyöz bağımlılığı yüzünden.
Bir bakalım buna:
Şarkıcı Sıla, sosyal medya yüzünden hastanelik oldu.
“Sıla, üç gündür hastanede tedavi görüyor. İddiaya göre şarkıcı, Özcan Deniz’le birlikte rol aldığı reklam filmi birçok olumsuz eleştiri alınca, yaşadığı stres nedeniyle hastalandı.”
http://www.radikal.com.tr/fotogaleri/hayat/o_reklam_silayi_hastanelik_etti-1352011
Sertab Erener magazin muhabirlerine çok kızdı.
“Adının aşk dedikodularına karıştığı Emre Kula’yla yan yana görüntülenen Sertab Erener, fotoğraflarını çeken muhabirlere tepki gösterdi. Magazin muhabirlerinin mikrofonlarını eline alan ünlü sanatçı, ‘Ben ilk kez sokağa çıktım, ensemde atmaca gibi bekliyorsun, korkunç bir şey bu.’ dedi.”
http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/paparazzi/28942898.asp
Eee, tam tersi olsa, gazeteciler aylarca bu ikisini haber yapmasa ne olur?
O zaman da hastanelik olurlar.
Ancak Erener, eksik söylemiş:
‘Leş kargası gibi’ demesi gerekirmiş. Durumun tam tanımı bu. Paparazzilerinki yani.
Wright Mills, ünlülerin durumunun, sınıf atlama hayalini kitlelere empoze etmek için kullanıldığını belirtir. Doğrudur da.
Çok basit:
En çok ünlü 10 yaşlı şarkıcının yüzlerce vokalisti oldu. Hepsi de, bir gün gelip assolist olma hayali kurar. Aranjörler ve eski kurt şarkıcılar, birilerinin elinden gerçekten de tutarlar. Sonuçta, son 10 yıldaki yeni kuşak şarkıcıların neredeyse tamamı, vokalistlikten gelme.
Ancak, rahmetli Kayahan gibi, eski vokalisti Asya’ya söz verip ,yerine getirmedikleri veya elinden tutmayı tercih etmedikleri de var. (Bunu televizyonda Asya’nın kendi ağzından dinlemiştim yıllar önce.) Bir de, sonuca varamayan yüzlerce vokalist.
Tabii, kötü sonlu hikayeleri medya sevmez pek.
Bu anlatılanlar, medyapatinin bireysel ve psikopati yönleri.
Medyapatinin bir de kültürel ve sosyopati yönleri de var.
Örneğin, yarışma programlarında, hatta yemek gibi dolaylı ünlü olunan programlarda, ünlü olmak için yırtınan, bunun için ölebilecek insanlar var.
Bunun için de, kenar mahalle kızlarını alıp, stil yarışmalarına sokuyorlar. Kaybedenlerin çoğu, psikologluk / psikiyatristlik oluyor.
Gelelim, sosyal medyanın medyapatisine:
Herşeyi kendimize benzettiğimiz gibi, interneti de türkleştirdik epeyidir.
Yalan yanlış haberler yayıyoruz ve yorumluyoruz, uydurma fotolar paylaşıyoruz, takma adlarla eleştiriler yapıyoruz.
Örneğin, medyada Sıla için sosyal medyada yazılanların hiçbiri geçerli değildi. Ne çiğ köfte, ne berbat şarkı...
İmajı bozuldu, bak o doğru...
Ancak, hangi ‘image-maker’, ona o reklam için tavsiyede bulundu, ben de gerçekten merak ettim. Çünkü, sonucunun ancak ve ancak bu olacağı kesindi.
Keza, Erener ve onun nezdinde, kendinden genç erkeklerle birlikte olanlar da öyle:
Yani, böyle bir konuyu sen onlara verirsen, onlar da leş kargası gibi konuya dalarlar bilader. Façan darma duman olur.
Onun yerine:
İlişkini efendi efendi kenarda köşede yaşa. Deşifre olma. Özellikle de, o genç erkeğin medya önünde çözülmesine izin verme.
Asıl önemlisi:
Ayrılır ayrılmaz ayrılık şarkıları yazma...
Yoksa:
Alan razı, satan razı olur...
Hacivat’ım Karagöz’üm bıy bıy bıy, olur.