- Kategori
- Tarih
Menemen olayı 4

Şehit Kubilay
Hadisenin başlaması ve bastırılması
Zanlılardan Küçük Hasan'ın ifadesine göre, olay mahalline ilk defa bir jandarma, yanında dört beş askerle gelmiş ve Derviş Mehmed'e, ne istediğini sormuştur. O da "ben mehdiyim, halkı şeriata davete geldim" demiştir. Sonra Derviş, silahını askerlerin üzerine doğrultmuş, onlar da kaçarak hükümet binasına sığınmışlardır. Bu sırada, bayrak etrafındaki zikir devam ediyordur.
Arkadan, İlçe Jandarma Yüzbaşısı da gelerek Mehdi ile konuşmuştur ve " biz de müslümanız, haydi dağılın" dedikten sonra, Hükümet Konağı'na doğru gitmiştir. Askerlerin böyle bir vaziyeti, sükunetle karşılamaları akıl alacak gibi değildir.
Tutanaklarda bu durum; "Jandarma Yüzbaşısı meydana gelince;"Ne oluyor ağalar" diye sormuş, Mehdi de; bugün hükümet açılmayacak, dükkanlar açılmayacak, camiye gireceğiz, dua edeceğiz, her şey düzelecek, her şey yoluna girecek diye cevap vermiştir. Jandarma Kumandanı da "pekala" deyip yürüyüp gitmiştir." şeklinde anlatılır.
İşte Kubilay'ın meydana çıkışı bundan sonra olmuştur. Böyle kritik bir anda, olayı bastırmak için alaydan yardım isteyen İlçe Jandarma Yüzbaşısı ile askerleri neredeydiler; niçin Kubilay'a destek olmadılar, bilinmiyor. Silahlı bir Mehdi'nin çevresine bu kadar kalabalık nasıl toplanmıştır? En önemlisi Kubilay, bu silahlı adamın yanına nasıl yaklaşabilmiş ve yakasına nasıl yapışabilmiştir? Bunlar izahı zor şeylerdir.
Menemen telgraf memuru Nail Bey ifadesinde; “Kubilay Bey’in kumandasında bir müfreze geldi. Evkaf kahvesi önünde askere süngü taktırdı, kendisi şakinin yakasını tuttu. Diğer arkadaşı bunları o vaziyette görünce, Kubilay Bey’i arkasından bir silahla vurdu. O anda yere düştü" demiştir. Bazı şahitler Mehdi'nin silahlı olduğunu söylerken Nail Bey, aksini beyan eder gibi yapmaktadır. Durum karışıktır; iki taraftan biri lafı, eksik veya fazla söylemektedir. Kubilay'ın ölüm raporunda kurşunun önden girdiği kaydedildiğine göre, adamın silahlı olması, daha kuvvetli bir ihtimaldir.
Peki telgraf memuru Nail Bey, Kubilay'ı niçin, "biri arkadan vurdu" demiştir? Belki öyle demesi istenmiştir. Çünkü insan, kolay kolay silahlı birinin yakasına yapışamaz. İhtiyaten yapışmaması gerekir. Nail Bey, "Mehdi'nin elinde silah vardı" derse mantık silsilesi bozulacaktır.
Bana sorarsanız, "Mehdi'nin elinde silah vardı" diyenler doğru söylemiştir. Çünkü onların olayı, belirlenmiş bir senaryoya oturtma gibi bir dertleri yoktur. Kanaatimce Kubilay da Mehdi'nin yakasına yapışıp onu tokatlamamıştır. Raporda, "kurşun, sağ koltuk altındaki telemi ibtıyı sadrinin, yukarı ve ön kısmından girmiş kürek kemiğinin altından çıkmıştır, " denilmektedir.
Anlaşılan o dur ki Kubilay, bilerek veya bilmeyerek kaderine terkedilmiştir. Meydanı kuşatan 30-40 kadar askerden hiç birinin Kubilay'a yapılanlara tepki göstermemesi veya bir rivayete nazaran, hepsinin kaçması da şaşırtıcıdır. Askerler, talimden geldiklerine göre, silahlarındaki eğitim mermilerinin insanı öldürmeyeceğini biliyor olmalılardı. Öyle ise ateş ettiklerinde, Mehdi'ye bir şey olmayınca niçin paniklediler? Yoksa kendilerine verilen mermilerin gerçek olduğunu mu sanıyorlardı?
İş bu noktaya nasıl gelmiştir. Ortada, şaşkınlığın ve korkunun getirdiği bir beceriksizlik mi, bir ihmal ya da bir göz yumma mı vardır, net olarak söylemek zor. Kubilay'ın önce kurşunlanıp, sonra başı gövdesinden ayrılırken, Jandarma Yüzbaşısı'nın askerleriyle hükümet binasına sığınıp, müdahalede bulunmaması düşündürücüdür...
Kubilay'ın durumu bende, daha sonraki siyasi cinayetlerde hayatını kaybeden insanlarımız gibi seçilmiş, masum, bir kurban hissi uyandırıyor. Menemen'i, Sıvas'la karşılaştırdığımda çok benzerlikler görüyorum. Eski bir tv. pogramında bir Sıvas mağduru; daha yangın çıkmadan biri polis, iki kişinin otelden ayrılıp valiliğe kadar gittiklerini, sonra da tekrar geri döndüklerini söylemişti.
Bu şekilde çıkmak mümkün idiyse, otel niçin boşatılmamıştır sorusuna, hala bir cevap bulamamışımdır. Meydanda kalabalığın biriktiğini ve gerilimin arttığını dünya alem gördüğü halde, hükümet niçin görememiştir? Sanki, bir olayın patlak vermesi istenmiştir ve sonunda da istenen olmuştur...
Makineli tüfek takımı her şey olup bittikten sonra gelmiş ve olaya müdahale etmiştir. Çatışma esnasında asilerden, Mehdi Giritli Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet vurularak öldürülmüşlerdir. Bu arada bekçi Hasan ile Mustafa da ölmüşlerdir. Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan kaçmışlar, fakat Manisa’da yakayı ele vermişlerdir.
Olay konusunda farklı görüşler olduğunu biliyoruz. Fakat bunların tümü, gerçekleri değil, kanaatleri yansıtmaktadır. Yazdıklarım ise, olayın seyrininin sorgulanmasından çıkardığım sonuçlardır. Yani bunlar da kanaattir.... Buradaki en yalın gerçek ise, görevli bir asker olmanın dışında hadiseyle hiç ilgisi bulunmayan bir insanın, yani Kubilay'ın hunharca katledilmesidir. Devamı var..
Resim:
www.yeniaktuel.com.tr/hft00, 22@2100.html