- Kategori
- Güncel
Merkel’in göğüs dekoltesi, Carla’nın kilotu

Merkel'e öfkemizi göğüs dekoltesini dilimize dolayarak çıkardık.
Biz Türkler’in tuhaf bir huyu var.
Aslında yakın zamanda edindiğimiz bir huy.
Bize doğru söyleyenleri, yüzümüze baka baka yalan söylemeyenlere kızmak, alaya almak bu huyumuz.
Bunun en güzel örneği, Almanya Başbakanı Başbakanı Angela Merkel’e karşı takındığmız tavır.
Angela Merkel, başından bu yana Türkiye’ye karşı hep açık oldu.
AB’ye sizi alacağız, gibi oyalamaya hiç başvurmadı.
İlk günden beri Türkiye’ye karşı açık sözlü oldu.
Sizi AB’ye almayacağız, diyor.
Demekle kalmıyor, yol da gösteriyor:
İmtiyazlı ortak olun.
Angela Merkel’in gösterdiği yol, uluslar arası ilişkilerde bilinmeyen yeni bir yöntem değil aslında.
Değişik uluslararası organizasyonlarda, “En çok kayırılan ülke”, “Ticarette öncelikli ülke” gibi değişik versiyonlarını görüyoruz.
Yani, imtiyazlı ortaklık değişik adlarla uygulanan ve taraf ülkeye büyük yararlar sağlayan bir uygulama.
Angela Merkel, Türkiye’ye ciddi katkı sağlayacak düşüncesini kamuoyuyla paylaştığında, bütün öfkemiz Almanya’nın bayan Şansölyesi’ne yöneldi.
Merkel’e öfkemizi “Türkiye’yi AB’ye alacak masalları okuyan” sivil toplum kuruluşları, medya, adeta yangına su dökerek arttırdılar.
Angela Merkel’in Brüksel’in gerçek niyetini açıklamasını hazmedemeyenlerimiz, bu gerçeği iyi bildikleri için Merkel’i fikirleri yerine vücut hatları, giyimi, seks hayatı ve göğüs dekoltesi üzerinden yerden yere vurmaya kalktılar.
Örneğin, Almanya halkının, hiçbir Avrupalı’nın, AB üyesi ülke vatandaşların dikkatini bile çekmeyen göğüs dekoltesini kocaman kocaman yayınladılar.
55 yaşındaki bir kadının, bir kültür sanat olayında, bir klasik müzik konserinde giydiği ve herkes tarafından gayet normal karşılanan kıyafetini günlerce dilimize doladık.
55 yaşındaki kadının göğüslerini gözümüzün içine soktular.
Tek Merkel mi?..
Aynı durum Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy için de geçerli.
Türkiye’nin AB’ye alınmayacağını açıkladı, kendi görüşünü dürüstçe dile getirdiği için, ne eski karısı tarafından boynuzlanması, ne eski sevgilisinin gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmesi, ne de yeni sevgilisinin 20 yıl önce verdiği çıplak pozlar kaldı.
Bize göre, kirli çamaşır olan her şey ortaya döküldü.
Son olarak, yeni eşi Carla Bruni’nin Saray’daki bir davette misafirleri kilotsuz ağırlamasını sakız gibi çiğnedik.
Ne Angela Merkel’e, ne Nicolas Sarkozy’ye onların bize karşı çıkışlarında gösterdikleri ideolojik fikirlerle cevap veremedik.
Onun yerine Angela’nın göğüs dekoltesi, Carla’nın kilotsuz dolaşmasıyla saldırmayı yeğledik.
Yani, AB’ye girme mücadelemizi bile çok izlenen tv kanallarının ana haber bültenleri gibi magazinleştiriverdik.
Bu durum, hesapsız öfkemizin bir sonucu mu, yoksa çap meselesi mi, işte onu çözemedim.