​ Meslek Aşkı / Çalışma Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '10

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
 

Meslek Aşkı

Meslek Aşkı
 

Severek yapılan herşey daima güzeldir


Her zaman sevginin tanımını yapmaya çalıştık, duyguların öneminden bahsettik, farklı bir çok sevgi çeşidi olduğunuda gördük. Bugün sizlere gerçekten mesleğinde başarılı olmuş ve tüm zorluklarına rağmen, bu sevgisinden hiç bir şey kaybetmemiş bir hemşirenin, kendi dilinden yazdığı dugularını okumanızı istiyorum. Gurur duyduğum biricik yeğenimin, içten duygularını ifade ettiği bu satırlarda, inanıyorumki sizlerde etkileneceksiniz.

"Ben bir yoğun bakım hemşiresiyim. Daha önceden düşündüğümde asla yapamam dediğim ama işin içinde olduğumda keşke daha öncede burda çalışsaydım dediğim bir yerde...kapıdan içeri girdiğimde hastaların gülen yüzünü görmek benim için çok büyük bir mutluluk...:) bir de benim geldiğimi görmeyenler var? tam 11 ay oldu beyin cerrahi yoğun bakımda çalışmaya başlayalı. Burası bana çok şey kazandırdı götürdükleri var mutlaka işini iyi yaptığın sürece hangi meslekte olursan ol yıpranıyosun. Burası sadece 4 duvar değil aslında...burda öyle yaşamlar öyle hikayeler gizli ki...hayatta bu kadar çok çaresizliğin bıraktığı sessizliği, boğazıma düğümlenen gözyaşlarımın olacağını, tahmin edebilir mi insan ne mümkün...bilseydim bir anlamıda kalmazdı da zaten!
x, y, ali, ayşe vs bir sürü isim, bir sürü hikaye...acısıyla tatlısıyla başka bir yaşam yoğun bakım.hastalarıma bakıyorum; uzun süre yattıklarında ister istemez herşeylerini öğreniyorsun. Ve farkında olmadan alışıyorsun onlara...onlar önce beyefendi, hanımefendi sonrasında da amca, teyze oluveriyorlar.onların yerinde olmak kesinlikle en zor olanı...

Buraya geldikten sonra hemşirelik bakımının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Ayrıca iletişimde doğru cümleleri kullanmak da en az bunun kadar önemli.tabi ki adı üstünde :) yoğun bir ortam insanın sabrının tükendiği, isyan edeceği anlar gelmiyor değil. Ama Rabbim öyle bir sabır veriyor ki belki sen su bile içemeyecek kadar koşturuyorsun; herşeye rağmenişini tam anlamıyla yapabilmenin mutluluğunun tadındasın, mutlusun.ağrılı ama rahat uyuyabiliyorsun :)Çünkü aldığın parayı fazlasıyla hakediyorsun.düşünsene onlar senin vericeğin suya, yemeğe, bakıma, bir güler yüze öyle güzel cevaplar veriyorlar ki...su isteyipte vermemen gerektiği anlarda da kızıyorlar tabi ki :) bunun nedenini belki 10-20 kez anlatman gerekecek ama yine de anlamıycak ve sen anlatmaya devam edeceksin...işte bizim mesleğimizde empatik yaklaşım burda başlıyor.
Keşkelerle dolu geri kalmış hayata bakmanın anlamı yok. Bugüne ve geleceğe bakmak gerekiyor. Ben nelere şahit oldum sizler gibi...düşünsenize 1 saat önce koşarken artık bir ömür koşamayacağınızı öğreniyorsunuz, sabah ailenizle uyanıyorsunuz ve akşamına onları kaybettiğinizi öğreniyorsunuz, belki annesi belki babası evladı ya da tüm ailenin yok oluşuna şahit oluyosun. Onlar kaybettiklerini sana sorduklarında gerçeğinin bilmenin acısıyla ama onun için yalan söyleyerek gelecekler diyorsun aslında çoğu buna inanmıyor ama sen güçlü olmak zorundasın! gözyaşlarını yok ederek, unutarak, içine akıtarak ya da konuyu değiştirerek...ben hastalarımın duygusal anlarına çokça şahit oldum. Eşi geldiğinde elini kuvvetlice sıkamadığı için ağlayan, çocukları ağladığında üzülmesinler diye ağlamayın deyip gözyaşlarını içine akıtan, sevdikleri yemek yiyebiliyormusunuz diye sorduğunda üzülmesinler diye yiyemediği halde yiyebiliyorum diyen şükretmesini bilen insanlar tanıdım. Aile kavramının ne kadar önemli olduğunu, sevdikleri insanların ziyaretlerinin onları ne kadar olumlu etkilediğini, çocuk hastalarının annelerinin sesini duyduklarında hayata bağlanışlarını adım adım hatta bazen koşarcasına iyi oluşlarını gördüm, gördük...
Onların sizi hiç duymuyor sandığınız anlarda bile aslında herşeyi duyduklarına şahit oldum. Çok sevdiğm bir hastam 2 aylık yoğun bakımda kalma sürecinde hiçbirimize sözel veya ektremiteleriyle cevap vermese bile onunla konuştuğum ve konuştığumuz herşeyi duyduğunu, iyi olduğunda ve bizi ziyarete geldiğnde teker teker söylediğine şahit oldum. Siz karşınızdan hiçbir şekilde cevap alamadınız biriyle konuşmak ne kadar zordur bilir misiniz. Şimdi her hafta, kandillerde, cumalarda sizi unuturmuyum deyip arayan hastalarımız...ve daha neler neler...
Bugün yine o günlerden biriydi...bazen bu yoğun bakımda o kadar çok duygu seli yaşıyoruz ki hep beraber ağlamamak için kendimizi zor tutuyoruz ve gülmeye çalışırken karmakarışık oluyoruz. Bugün bir kazanın ardından yetim kalan çocukların üzüntüsü, ama bi tarafta kazaya rağmen hayata bağlanan ve bizimle yaşadığı anlarda mutlu olan hastamızın sesini duymanın mutluluğunu yaşadık. Ve bunu hep yaşıyoruz.ben inanıyorum biz yoğun bakım hemşiresi olarak elimizden gelen herşeyi fazlasıyla yapıyoruz.beyin cerrahi yoğun bakımın hemşiresiyle personeliyle gurur duyuyorum. İyiki de hemşire olmuşum :) arada çok yorulduğumda, bunaldığımda bir daha dünyaya gelsem öğretmen olurdum dediğim zamanlar olmuyor değil. Ama kendime geldiğimde şundan eminimki ben olmam gereken bir meslekteyim. BEN BİR HEMŞİREYİM.BEYİN CERRAHİ YOĞUN BAKIM HEMŞİRESİ MESLEĞİMLE, ÇALIŞMALARMIZLA, VERİLEN EMEKLE GURUR DUYUYORUM.BUNU HERKESİN GÖRMESİNE GEREK HEM VAR HEM DE YOK BELKİ DE AMA BU 4 DUVAR İNSANA HERŞEYİ GÖSTERİYOR.sabrın büyüklüğünü, emeğin karşılığını, hala öğrenmemiz ve öğretmemiz gereken çok şey olduğunu, bir gülümsenin, günaydın demenin ne kadar önemli olduğunu ve şükretmenin ne demek olduğunu gösteriyor.

:):):) Bugün yoruldum hem fiziksel hem de psikolojik olarak ama değdi. Çünkü bizler oturduğu yerde yorulan hemşirelerden çok şükür asla olmadık.
sevgiyle, sağlıkla ve gülen yüzle kalın...:)" Dilerimki herkez kendisi meslekte en iyi olduğu alanı seçer, tüm zorluklarına rağmen sever ve başarıyı elde eder, yeğenim ve ben gibi...

 
Toplam blog
: 75
: 735
Kayıt tarihi
: 09.06.10
 
 

Dünü yaşamış yarını ise umutla yaşamaya devam etmek isteyen bir gönül dostuyum. Her söznüzle, her..