- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Mevsimlik göçerler, mevsimlik dramlar

Koca koca kamyonlar eski püskü kasalarında hayvan yerine ırgat taşırlar, mevsim bahardan yaza dönerken.
Ya tarım işçisidir onlar, güneydoğudan Çukurova’ya pamuk, Malatya’ya kayısı, Karadeniz’e çay, tütün, fındık toplamaya, tarlalara çapa yapmaya giderler,
Ya da inşaat işçisidir, büyük şehirlere inşaatlara giderler, kendi kafalarını sokacak bir yuvaları yokken, varsıllar mutlu yuvalarında rahat uyusunlar diye evler yaparlar.
Bazıları çoluk çocuk toplanır, karı, bacı, gardaş, hep beraber göçerler, o mevsim doyacakları diyarlara. Çocuklar okullarından kalır, kızlar baba beni okula gönder fantezisini düşleyemezler bile.
O kış nasıl geçmiştir kim bilir, mezralarında, köylerinde, dağlarında, karda buzda? Şanslıysa, geçen yazdan biraz para yapmışsa, Allah ne verdiyse sallarlar kaşığı tencereye.
Bilmeyiz, anlamayız, aklımıza bile gelmez, mevsimlik göçerler.
Biz mevsim değişiminin heyecanını yaşar, çiçek, böcek, deniz, güneş, ay duygusalına bağlarken mevsimleri, onlar o koca koca kamyonların kasalarında istiflenmiş bir halde doyacağı yerlere giderler, doğdukları yeri terk edip, bir dahaki kışa kadar.
Tarlalarda, çadırlarda, şantiyelerde yaşarlar, yarım yamalak. Üç kuruş ekmek parası için geçici göçerler ama etkileri bir ömür boyu silinmeyecek eziyetler çekerek çalışırlar.
Doğup büyüdükleri yerler kıraçtır, hayvan beslemeye güçleri yetmez, tarla yoktur ki eksin, sürsün, biçsin. Varsa yoksa dağlar, dağlar. Bir de üstüne terör belası, saklanacak yatak altı ararlar eğer ki bir somya varsa izbelerinde, çocuklar altına sığınır, uçaklar geçerken, keleşler yaylımdayken.
Ya da kaçağa çıkmak en son çaredir, aç kalmaktan evladır diye düşünürler, çoluk çocuk katırları sürerler dağlara. Bir gün jetler bombaları yağdırıverir üzerlerine, yanarak ölürler çoluk çocuk. Ya da sakat kalırlar bir ömür boyu. Kaçakçıların kolu bacağı sağlam,tamam olanla da dalga geçerler, racon tahta koltuk değneği ile dolaşmaktır o diyarlarda.
Teröristi bir yandan, devleti diğer yandan, yolsulluk beri yandan, yaralıdır o yürekler hep yaralı.
Mevsimli göçmekten, sağlıklı büyüyemez o göçerlerin çocukları, çalıştıkları tarlalarda ishal, güneş çarpması, akrep sokması, tarım ilacıyla zehirlenme pek çok hastalıkla boğuşurlar. Sosyal güvence mi, o da ne? Emeği sömürülen ırgattır onlar ırgat.
Türkiye’de yaklaşık 1 milyon çocuk işçi var, bunların yarısına yakını tarım işçisi, mevsimlik göçerlerin çocukları. Anaları babaları ile birlikte 1 milyon ırgat. Çoğu Türkçe’yi zor konuşur, anaları hiç bilmez, babalarının da Kürtçe konuşmasına izin vermezler, “Türkçe konuş lan diye” azarı yerler, şantiyede, tarlada.
Sabahın erkeninden iş başı yaparlar ta ki hava kararana kadar, bir somun ekmektir yedikleri gün boyunca, bulgur pilavı, ya da patates.
Akşam olunca nasırlaşmış elleri ile yer döşeklerini sererler naylon çadırların içine, rüya bile göremezler mevsimlik göçerler, nasıl uyuduklarını bilemezleri kirin pisin içinde, boğucu sıcakta.
İş Kanunu bilmezler, tabi de değildirler, kayıt altında değildirler. Sefalet, eziyet, ağır çalışma koşulları, bir de üstüne o aşağılanma, o dışlanma yok mu?
Tarlaya giderken polis çevirir, kimlik sorar, yanında kimliği yoksa göçerin, unutsun o yaz ekmek parasını. Bir de üstüne terörist, bölücü damgası yer kalırlar öylece.
Doğdukları yerlerde yaşayamayan mevsimlik göçerlerin doydukları yer de zehir zıkkım olur, insan yerine konulmaktan zaten çoktan vazgeçmişler, ırgat olmalarına bile izin verilmez.
Mevsimlik göçerlerdir onlar, her mevsim ayrı bir dram ve yıl 2012!
Biz de güzel ve sıcak bir yaza giriyoruz, çoğumuz tatil hayalleri kuruyor, okulların kapanmasına çok az kaldı.
Düşünüyorum; insanların ırkı, dili ile uğraşacağımıza, bunun gibi dramları insanlara yaşatmamak için uğraşsak,
Kimilerimiz halen ırklarla, dillerle uğraşıyor. Niye bu ırktan doğmadın diye dışlıyorlar, bu ırktan doğdum diye övünüp duruyorlar. Halbuki insanların ırklarını seçme gibi bir tercihleri var mı?
Oradan buradan aşırıp bir sistem uydurmuşuz, ne yazık ki herkese eşit olarak mutlu edemeyen bir sistem bu!
Mevsimlik işçiler kamyon kasalarında göçüyorlar yine, doyacakları diyarlara, mevsimlik dramlara, istif istif …