​ MHP burada, CHP nerede? / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '08

 
Kategori
Haber
 

MHP burada, CHP nerede?

Sabah okuduğum haberle yine bir keyiflendim ki sormayın... MHP çok güzel bir düzenleme teklifi hazırlamış bizim 'Kasımpaşalı'ya. Hani sürekli ölürüz bu vatan için, vay vatanım sana canım feda naraları atıyor ya. Nabzını tutmuş MHP'de madem öyle konuşuyorsun icraatını görelim demiş. Kelleden değil de gel sen siyasetten vazgeç.

Madem siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırmak istiyorsun, gerekirse yargının yetkilerini daraltırım diyorsun, parti kapatılmamalı siyasetçi cezalandırılmalı diyorsun, öyleyse gel biz böyle parti kapatmaya neden olacak adamları siyasetten men edelim demiş.

Rüya gibi değil mi? Bu ülkede siyaset adına yapılması gereken iki şey var bence: Siyasi dokunulmazlıkların kaldırılması ve siyasete yaş sınırlaması getirilmesi. Hep derim ki bu iki mevzu hayata geçirilse meclis sıralarının %80'i boş kalır. Bir de MHP formülü uygulansa... Şu an o kadar ütopik geliyor ki. Nerede gemilerinden vazgeçecek başbakan, nerede hukuk karşısına dokunulmazlık zırhını bırakıp da çıkacak civanmert siyasetçi...

AKP'nin bu yasa tasarısını kabul etmeyeceği belli. Sol görüşlü biri olarak MHP'nin bu tavrını hayranlıkla karşıladığım söylemeden geçemeyeceğim. Nerede CHP? Bu yasa tasarısını CHP'nin vermesi, Deniz Baykal gibi bir hukukçunun düşünmesi gerekmez miydi? Bugün görüyorum ki Türkiye'nin bu duruma gelmesinin en büyük nedeni Deniz Baykal'dır. Üzülerek izliyorum. Bugün AKP'nin en önemli kurmaylarından biri Deniz Baykal'dır... Kendisi sevgili Zülfü Livaneli'nin yaptığı açıklamaya yanıt vermek yerine sadece parti sitesinde resmine çarpı attırmıştır.

Zülfü Livaneli'nin köşe yazısını hatırlatayım:
"...
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik.
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı.
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma'' önerisini reddetmişti.
Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!'' diye tutturdunuz.
Sizi “Çok tehlikeli bir oyun bu!'' diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, “Hayır!'' dediniz “İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.'' Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: “Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.'' İki ay dayanamaz iddianızı, “görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.'' tezine oturttunuz.
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan’la seçim öncesinde Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
..."

Biz hala egosu yüzünden ülkeyi muahlefetten men eden, muhalefet olup da çözüm bulmaya çalışanları da köstekleyen Deniz Baykal'ın şişen egosunun semeresini çekiyoruz.

Ah bir yapıştığı koltuktan sökülebilse. Partiye yeni simalar bir eklense, muhalefetin eli bir güçlense... Sonra 70 küsür milletvekilinin 200 küsür dava dosyası yargıya intikal etse... Yeni yetme çocuklarının mal beyanları incelense... Siyasete 65 yaş sınırı getirilse... Bölücülük yapan, terör eylemlerine karışan, anti-laik eylemlere başvuran, tarikatlar ile bağlantısı olanlar siyasetten men edilse...

Daha yapılacak çok iş var da elini taşın altına sokacak hükümeti mecliste göremiyoruz ne yazık ki. Vatan için ölürüz diyenler sadece ezberledikleri üç beş şiirin akıllarında kalan kısımlarını tekrar edip duruyor. Sana söylüyorum Erdoğan bu iş şiir okuyup nara atmak ile olmuyor. Her mitingde halkım deyip söylevler çektiğin bu millet artık senden icraat bekliyor!

 
Toplam blog
: 5
: 702
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

1983 İstanbul doğumluyum. Üniversitede aldığım İstatistik eğitimi üzerine bir pazar araştırmaları fi..