​ Midilli gezi notları / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Midilli gezi notları

Midilli gezi notları
 

Bayramda en az beş bin Türk Midilli’yi işgal ettik. Ada’nın en iyi müşterisi Türkler.

Midilli Ayvalığın karşısına düşüyor. Çanakkale Asos’un da güney batısında kalıyor. Yunanistan’ın üçüncü büyük adası. Ayvalık’tan karşılıklı feribot seferleri var. Jeologlara göre adalar Anadolu’dan kopan parçalardan oluşuyor. Adalarda yaşayanlar küçük asya (Anotolia) dedikleri Anadolu’yu her zaman merak etmişler. Anadolu ismini de onlar vermiş. Yüzyıllar boyunca ortak bir kültür oluşmuş, bunu gezerken görüyorsunuz.

Bu yazıda amacım değişik kültürel hususları paylaşmak. Nerede ne yenir, nasıl kalınır gibi konular internetten kolayca bulunabilir. Araba kiralayarak değil de tura katılmanın (rehberli) daha uygun olacağını düşünüyorum. Hem farklı hem benzer kültürü görmek çok hoş bir duygu.

Ada’ya biz Midilli diyoruz. Asıl adı Lesvos. Midilli Lesvos’un en büyük ve liman kenti. Ada’nın büyük bölümüde zeytin ağacı var. Gerisi kızıl çam ormanı.

Ada’da zeytinler Türkiye’den üç ay sonra toplanıyor. Nüfusun az olmasıyla birlikte ve iş gücünden tasarruf etmek için zeytini ağaçtan koparmıyorlar. Yere serdikleri bezlere dökülen zeytinleri topluyorlar. Bizde olduğu gibi zeytin satan dükkanlar görmedim. Zeytinyağını çok tüketiyorlar. Kişi başı 160 litre. Bu yüzden insan ömrü burada çok uzun. 90 yaşında ölene erken öldü diyorlar.

Burada ovalık arazi yetersiz olmasından sebze meyve pahalı. Adalılar da alışverişe Ayvalığa geliyorlar. Gündüz 13.30’da dükkanlar ve devlet daireleri kapanıyor. (Siesta yapıyorlar, uyku, dinlenme, ailesiyle ilgilenme vb.) Sokaklar bomboş,  Türkiye’den gelip araba kiralayanlar hariç trafik olmuyor. Akşam dokuzdan geç saatlere kadar şıkıdım elbiseleriyle sokaklara dökülüyorlar.

Ekonomik krizden önce evde yemek yemiyorlarmış. Şimdi tencere tava almaya başlamışlar. (Tencere tavayı sen bize sor. Çok amaçlı olarak kullanıyoruz!)

Damatlar burada çok şanslı. Bir tür başlık parası gibi damatlara ev veriliyor. İki kızını evlendiren baba ikincisine evini verip kiraya çıkıyor. Akşam yemek yediğimiz yerde erkek garson Bursalıydı. Yeni evlenmiş, Ada’ya yerleşmiş. Haydi, bekar Türk erkekleri görev başına!

Binaların mimarileri görülmeye değer. Çok miktarda eski ve yeni taş binalar var. Eski binalar Anadolu’dan Ayvalık Sarımsaklı ve Asostan gelen taşlarla yapılmış. Çatılar kırmızı yuvarlak kiremitten yapılmış. Çatılarda yüksek vergiden dolayı çanak anten ve güneş enerjisi yok. Bu da çok güzel bir görüntü oluşturuyor.

Araba plakalarının da vergisi var. Bazı lüx araçlar evlerinin önünde plakasız yatıyor. Krizden sonra plakayı teslim etmişler.

Bankalar krizle birlikte kredi ödemeyenlerin arabalarına el koymuşlar. Arabalar satılmayınca boş alanlar kiralanmış. Yüzlerce araba araç mezarlığı gibi dizilmiş.

Bankalarda ilginç bir uygulama var. Banka içinde 20 kişilik turnike var. 21’nci müşteri dışarıda bekliyor. Fazla insanın bina içindeki havayı paylaşması istenmiyor.

Eğlenceyi ve yaşamayı çok seviyorlar. Yemek onlar için bir keyif, amaç sohpet etmek. Bizim gibi aceleleri yok. Bu yüzden restoranlarda siparişler geç geliyor. Siparişin geciktiğini sorarsanız turist bile olsa kızıyorlar. Bizdeki müşteri haklıdır pozisyonu yok. Ancak turisti kazıklamak gibi bir anlayışları yok. Fiyatlar her yerde aşağı yukarı aynı. Hemen fiş kesiyorlar, vergilerini kuruşuna kadar ödüyorlar. Hatta rehberlerden para almıyorlar, onlara sıfır ücretli fiş kesiyor, onun da vergisini ödüyorlar. Türkçe mönüsü olan restoranlar var.

Herkesin bir arkadaş grubu var. Kafelerde 15-20 kişilik grupları görebilirsiniz. Kendi varlıklarını kanıtlamak için bir gruba dahil olmak zorunda hissediyorlar. Frapa denen buzlu kahve (büyük bardak) alıyorlar ve saatlerce kafede sohpet ediyorlar.

Trafikte çok miktarda motorsiklet var. Korna çalmıyorlar, yayalar adım atınca arabalar duruyor. Motorsiklet kazaları çok oluyormuş. Özellikle ölen gençler için yol kenarlarında haç işaretli küçük anıtlar yapılmış. Amaç ölenleri anmak, aynı zamanda sürücülerin daha dikkatli olmalarını sağlamak. Dar yollarda araçlar park ederken 5-6 araçta bir cep (boşluk) bırakılıyor. Böylece trafik sıkışıklığı kolayca çözülüyor.

Çeşmelerden akan sular içiliyor. Jeologlara göre Ada’nın suyu bizim Kaz Dağlarından geliyor. Kafelerde siparişten önce büyük bardak çeşme suyu getiriyorlar.

Lokma tatlısı, dondurması, ballı yoğurdu gayet güzel. Mutlaka tadılmalı. Etin kilosu bizden ucuz. Restoranlarda etin yanında limon da getiriyorlar.

Araç park yerleri, soyunma kabinleri, tuvaletler, şezlonglar, duş yerleri her yerde ücretsiz.

Ada halkı Türkiye’yi yakından takip ediyor. Günlük siyaseti, maçları, dizileri, artistleri vb. bizden daha iyi biliyorlar. 450 yıl Osmanlı hakimiyetinde İstanbul’u, Sarayı, Anadoluyu merak etmenin ve takip etmenin bir sonucu olsa gerek.

Göç eden flamingolar burada konaklıyorlar. Flamingolar için 8-10 tane havuz var. Havuzlarda toplu halde dıştan içe doğru besleniyorlar. Daha sonra diğer havuza geçiyorlar.

Araç kiralamak isteyenler kaza yapmamak için çok dikkat etmeli. Hafif bir kaza da olsa mahkeme bitene kadar gözaltına alınma ihtimali var.

Mitolojiye çok inanıyorlar. Mitolojik hikayelerle büyümüşler. Mitoloji esasında uyduruk laflar anlamına geliyormuş.

Yüksekte, kayalıklar üzerinde yapılmış kiliseler var. Çıplak ayakla kilometrelerce yürüyerek (acı çekme) günahlarından arındığına inananlar var.

Yunanlılar kendilerine zeytinci anlamına gelen elada diyorlar.

Osmanlı hakimiyeti 450 yıl sürmüş. Kalan pek çok eser var. Osmanlı banka binası, ziraat banka binası, Namık Kemal’in evi, Türk hamamı bunlardan birkaçı. Namık Kemal yedi yıl sürgün hayatı yaşamış. Bunun beş yılında Ada’da yöneticilik yapmış. Namık Kemal’in Kıbrıs’ta da zindanı ve kaldığı yeri görmüştüm. Namık Kemal’in evi şu anda Amerikalı yaşlı bir çifte ait.

Rehberimizin anlattığına göre mübadelede Anadolu’dan gelen rumlar büyük acılar çekmiş. Onlara Türk p*ç* demişler. Yaşlılara o günler sorulunca asla cevap vermiyorlarmış, hemen de ağlamaya başlıyorlarmış. Ağlamayanlar ise bir köşeye gidip ağlıyormuş. Mübadeleyle ilgili Küçük Asya Annesi Anıtı var. (Anne ve üç çocuğu.)

En büyük asayiş sorunu mülteciler. Denizden kaçak olarak gelen fakat ölüleri karaya vuran mülteciler büyük sorun oluşturuyor.

 
Toplam blog
: 48
: 4273
Kayıt tarihi
: 28.08.12
 
 

Kamudan emekliyim. Yaşam felsefem "hayatın içinde her olayın sorgulanması gerektiği" yönündedir. ..