- Kategori
- Çalışma Yaşamı
Mikro kredi İle Açılan Kapılar

Yaşar Nuri Öztürk'ün bir yazısında dediği gibi "gayret kuşağını takmaya niyet et yeter ki..."
İçimizi karartan savaş, kıtlık, yokluk, işsizlik, terör haberleri arasında, bazen yüz güldüren olaylara az da olsa rastlayabiliyoruz görsel ve yazılı basında.
Türk bilim adamlarının, doktorların, sporcuların Amerika ve Avrupa'da, göğsümüzü kabartan başarıları, iş adamlarımızın Rusya ve Türki Cumhuriyetlerindeki inşaat sektörü gibi önemli sektörlere attıkları imzalar bunlardan bazıları.
Bengaldeş gibi, bizden yoksul bir ülkeden de, Muhammet Yunus adlı bir profesör çıktı.Hem ülkesi hem de tüm dünyadaki yoksul insanlar için bir umut ışığı olup yüzleri güldürdü.
1973 yılında ilk kez Bengaldeş te; mikro kredi isimli buluşu ile, önce kendi ülkesine sonra dünyadaki bütün yoksul insanlara hitap eden sistemi kurdu.
Son tespitlere göre, nüfusumuzun %25 'i açlık sınırının altında, %50 si yoksulluk sınırında yaşıyor.Google'den "mikro kredi " yazarak bulduğum bilgilerden; ülkemizde onbin kişinin bu sistemden yararlanarak yoksulluktan kurtulmayı başardığını öğrendim.
Türkiye'de mikrofinans konusunda 2 önemli proje gerçekleştirilmiş. KEDV (kadın emeğini değerlendirme vakfı) maya ismini verdiği şirketi ile Kocaeli bölgesindeki yoksul ev kadınlarına destek sağlamış.
Türkiye israfı önleme vakfı (TİSVA) mütevelli heyeti başkanı Aziz Akgül, 1998 yılında cebinden onbin dolar vererek, yoksul kadınlara yönelik başlattığı mikro kredi uygulaması ile 6700 yoksul kadına iş kurmuş, verdiği kredinin % 100 ü geri dönmüştür.
Ben; en kısa zamanda oturduğumuz köyün muhtarına bu bilgileri aktaracağm.
En az 5 kişilik gruplar oluşturarak herhangi bir girişim için müracaat yapmak mümkün. Televizyondan edinebildiğim bilgilere göre de aldığınız krediyi ilk 2 yıl geri ödemeniz söz konusu değil, 2 yıldan sonra taksitlerle ödüyorsunuz. O zamana kadar zaten işinizi rayına koyuyorsunuz.
Bankacılık sisteminde; ne kadar paran, garantin varsa o kadar kredi alabilirken, bu sistemde tersine, ne kadar yoksulsan o kadar çok yararlanıyorsun. Sadece güvene dayalı olan bu sistem sanırım önümüzdeki günlerde TBMM de yasalaşacak. Neler olabilir insanımızın yapabileceği işler; birkaçını yazmak gerekirse; dantel, örgü, dikiş, takı gibi el sanatları ; marangozluk, kaynakçılık gibi zanaatleri, tarım ürünleri pazarlamayı; temizlik işlerini sayabiliriz örnek olarak.
Verilen kredi miktarı az gibi görülüyor (tabanı 100 ytl dolayındaymış) ama unutmayalım ki "çok, azdan olur"
"İş var da mı yapmıyoruz" diyen bir çok kişi bu imkanın varlığından haberi yok sanırım. Duyurabildiğimiz kadar çevremizdeki yoksul insanları, bu olanaktan haberdar etmemizin, somut getirileri olacağı inancındayım.
"Siz, hiç yoksul oldunuz mu" diyor bununla ilgili bilgi veren bir haber. "Yoksul ama gerçekten yoksul... yarın, çocuklarına ne yedireceğini bilemeyecek kadar yoksul"
Norveç; milli geliri en yüksek olan ülke. Milli geliri " kişi başına düşen " bazında, ellibin ytl civarındaymış.
Kısır politik çekişmelerle, enerjisini birbirinin ayağını kaydırmak için harcayan politikacılarla geçen onca kayıp yıl... Ulus olarak, hiç de, böylesi bir yaşamı haketmiyoruz.Zincirleri kırmamız, sadece, küçümsenilen güçlerin bir araya gelmesi sayesinde olacaktır. MB gibi alanlar, güçlerin ortaya çıkıp birleşmesi için seçkin fırsatlardan kanımca.
Yaşar Nuri Öztürk'ün Hürriyet deki bir yazısında dediği gibi "gayret kuşağını takmaya niyet et, yeter ki ..."
Eminim, hepimizin yapabileceği bir şeyler var.
Sevgi ve selamlarımla..