​ Millet benim için yıkılıyor / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '12

 
Kategori
İlişkiler
 

Millet benim için yıkılıyor

Millet benim için yıkılıyor
 

Çok egoist bir başlık olsa da yaşadığım şeye uyduğundan dolayı bu başlığı kullandım.

 
Olacaklardan habersiz binmiştim minibüse. Dersanedeki YGS sınavından sonra evime gitmek için sabırsızlanıyordum. Hayatımın büyük bir kısmı Bakırköy-Evim arasında geçtiğinden ötürü belki de binlerce kez aynı minibüse binmişliğim vardır. Ve her seferinde olmasa da arada sırada manyakların beni bulduğu olur. Ama bu seferki çok farklıydı gerçekten.
 
Ne kadar da kibar biriyim
 
Her zaman olduğu gibi minibüse bindim, “Bi tane Bahçelievler alır mısınız?” dedim ve yerime oturdum. Çantamdan kulaklığımı çıkardım ve kulağıma taktım. -Kulaklık başka bir yere takılamaz zaten- Kulaklık olarak kafa bantlı büyük kulaklıklardan kullanıyorum. Birkaç çeşit kulaklığım olsa da o gün bu kulaklığımı takmıştım. Sesi de sonuna kadar açtığımdan dış dünyadan kopmuş bir vaziyetteydim.  O sırada yanıma kim oturmuş kim kalkmış takip etmediğimden yanıma oturan ve benimle konuşmaya çalışan kızı son anda farkettim. Kız sanki ben onu duyuyormuşum gibi cır cır cır konuşmaya başlamış. Bunu farkedip kulaklığı çıkardığımda bana bir şeyler demeye çabalıyordu. Ben de “Pardon, bana mı diyorsunuz? Sizi duymuyordum da.” deyiverdim. Kibar feyzoluk bu olsa gerek. Kızın neye benzediğine dair birkaç şey söylecek olursam kız benim yaşımda ya da benden bir yaş büyük, çekici sayılabilecek bir fiziğe ve kumral uzun saçlara sahip bi kız. 
 
Evet sana diyorum
 
Benim kibarlığım tavan yapmışken kız bir anda böyle cevap verince garipsemedim değil. Görende sanki yıllardır beni tanıyan biri sanır. Öyle ki ” ay ödülcüm bu ne büyük süpriz ”  diye boynuma sarılacak diye bir an şüphe içinde de kalmadım değil. Sonrasında sohbet etmeye başladık. Meğerse bu bana ben son ses müzik dinleyip koparken “kulaklığın çok tatlıymış, nerden aldın acaba?” diye soruyormuş. Sonrasında ise “mor rengi çok severim” takip etti bunu. Konuşmamız böylece bir 10-15 dakika sürdü. Bu esnada müzik tarzımızdan ve dinlediğimiz sanatçılardan bahsettik. Başıma hiç daha önce böyle birşey gelmediği için benim cevaplarım hep soğuk oldu. Kızın ne adını sanını sordum, ne de Facebook-Twitter vs. aldım. Eğer ki buradan okuyorsan, bana ulaşabilirsin!
 
İşte tam da böyle mutlu mesut evime giderken ineceğim yere yaklaştım ve ayağa kalktım. Öyle aptal aptal kesişiyorduk işte. O anda olanlar oldu işte.
 
Ah lan teyzeciğim, ne işin var orada senin?
 
Kapıya doğru yaklaşırken bir yanda çantamın sapı, diğer yanda elimde kulaklığım kapıya doğru geri geri ilerliyorum, bir yandan da kızın bana bakıp bakmadığını kontrol ediyorum. Tabi gözüm arkamda değil. Geri geri giderken arkamda da 70 yaşlarında bir teyze varmış, var olduğunu göremedim çünkü geri geri gelirken 1.85’lik boyumla 1.65’lik teyzeyi yerle bir ettim. Arkamı döndüğümde gördüğüm tek şey ben geri geri gelirken çarpıp yere kapaklanmasına sebep olduğum teyze vardı. O an bir teyzeye, bir kıza baktım. O an kız heralde “Seni gidi yaşlı düşmanı pislik” olarak içinden geçiriyordur diye düşündüm. Teyzeyi kaldırmak için elimi uzattığımda arkadan bir kadın teyzeye destek olarak onu kaldırdı. Sonra yerine otursa da bana bakarak yargılayan gözlerle “çıt çıt çıt çıt” diye sesler çıkarmaya başladı. Senin ağzına yaptığın o ses benim kalbimin kırılma sesi lan! Yaşlı bir kadını yere kapakladığıma mı yanayım, daha yeni tanıştığım kızın önünde yaşlı düşmanı sakarın teki olduğuma mı yanayım, bilemedim.
 
Ha sonuç olarak kızın bana olan ilgisi ona rağmen devam etmişmidir bilemem, ama o yaşlı kadının benden çok etkilenerek benim için “yıkıldığı” kesin.
 
odulendro.tumblr.com
 
Toplam blog
: 12
: 312
Kayıt tarihi
: 07.08.12
 
 

17 / İstanbul Selam. Ben Ödül. Adımı duyanlar genelde takma ismim falan sanıyor. Hayır değil...