- Kategori
- Tarih
Milli Eğitim Bakanlığı İstiklâl Marşını değiştiriyor!

İSTİKLAL MARŞI’NI DEĞİŞTİRME GİRİŞİMLERİ
Arşiv, kurumların, gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri sonucunda meydana gelen, idari, hukuki, kurumsal değeri olan ya da tekrar kullanılmak üzere üretilen her türlü görsel, yazılı, dijital belge ve bilgilerin muhafaza edildiği yer olarak tarif edilir. Bu zamana kadar maalesef ülkemizde kültür ve tarihimize ait pek çok belge, eser kıymeti bilinmeden ya da kasıtlı olarak yağmalandı veya yok edildi. Mesela; İstanbul Defterdarlığı Maliye Arşivi’nde bulunan askeri, mali, ticari, siyasi, hukuki, edebi, denizcilik ve bilim tarihimize ait evrakın bir kısmı1931 yılında konuyu bilen ve belgelerin değerini takdir edecek yetkili hiçbir şahıs ve müesseseye danışılmadan kese kâğıdı yapılmak üzere “okkası 3 kuruş 10 paraya” Bulgaristan’a satılmıştır.
Bunun son örneklerinden biri 2009 yılının Mayıs ayında yaşandı. Kasım Kocabaş isimli fedakâr öğretmenin internet üzerinden satın aldığı belgeler1925 yılında yapılan İstiklal Marşı’nı değiştirme girişimini resmen ortaya koydu.
Marş yarışması hakkındaki bilgiler yıllardır akademik çevrelerde tartışılmasına rağmen bu konuda yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamıyordu. Oldukça yıpranmış ve mantarlaşmış belgeler Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde bakım ve onarıma alındı. 9 ay gibi bir sürede yenileme işlemleri bitirilerek araştırmacıların hizmetine sunuldu. Bu makalede söz konusu belgeler tanıtılacak ve belgelere dayalı olarak İstiklal Marşımızın değiştirilmesi girişimleri açıklanmaya çalışılacaktır.
1925 YILI MİLLİ MARŞ YARIŞMASI
Mustafa Kemal cumhurbaşkanıdır. 2 Mart 1925’te güvenoyu alamayan Fethi (Okyar) Bey hükümeti düşer. Yerine 3 Mart 1925’te İsmet (İnönü) Bey kabinesi geçer. İnönü hükümetinin maarif vekili, Mehmet Akif tarafından yazılan marşın Milli Marş seçilmesinde önemli rol oynayan Hamdullah Suphi Bey’dir. Ancak marş yarışmasının yapıldığı tarihlerde, 21 Aralık 1925 günü, Hamdullah Suphi Bey maarif vekilliğinden alınır, yerine Mustafa Necati Bey geçer. Yarışmanın şartnamesini hazırlayan dönemin Hars (kültür) Müdürü Dr. Hamit Zübeyir Bey’dir.
Yarışmanın Süresi ve Katılanları
Müracaat dilekçelerinde belirtildiğine göre 13 Kasım 1925’te başlayan katılım süreci Ocak 1926 sonuna kadar devam etmiştir. Eldeki belgeler 60 kadar eserin yarışmaya katıldığını göstermektedir.
Yarışmaya katılanlara bakıldığında içlerinde tanınmış şair ve bestekârlardan fazla bulunmaktadır. Yarışmacıların pek çoğu para ödülünden rahatsız olmuştur. Eserlerini para için değil böylesine önemli bir eserin altında imzalarının bulunmasını istedikleri için yazdıklarını belirtmişlerdir. Sadece gözleri sonradan görmeyen bir katılımcı ameliyat olabilmek için bu paraya ihtiyacı olduğunu ve bunun için yarışmaya katıldığını bildirmiştir.
Katılımcılardan bazıları şunlardır: Enis Behiç Koryürek (Milli Neşide), İsmail Fenni Ertuğrul (Millet, Cumhuriyet, Vatan), Muhittin Akyüz (Milli Marş), İzmirli İsmail Hakkı Bıçakcızade (Türk Milli Marşı), Muğlalı Ömer Efendi Zade Hafız Sabri (Milli Marş) şiirleriyle katılmışlardır. Bunlardan bazıları notaları ile beraber bestelenmiş şiirler olarak yer almaktadır. Bu özellikler, Akif’in İstiklal Marşı dışında bestelenmiş nadir şiirler arasında yer almalarını sağlamıştır.
Yarışmanın sonucu hakkında eldeki bilgi ve belgelere göre bir neticeye ulaşamıyoruz. Ancak belirtilen süre içerisinde müracaatların olduğu ve başvuru sürecinin normal şekilde işlediği görülüyor. Bugün Akif’in Marşı resmi marş olarak gönüllerde ve dillerde söylendiğine göre sonucu tahmin etmek pek de güç olmasa gerektir.
Şiirler incelendiğinde anlaşılacağı gibi içlerinde Milli Mücadele ruhunu yansıtabilecek seviyede marş bulunmamaktadır. Belki de yarışmayı düzenleyenler de aynı kanaate varmış olmalılar ki, Akif’in şiiri Milli Marş olarak kalmıştır.
Peki, Milli Marş niçin değiştirilemedi?
Milli ruhu ve Milli Mücadele’yi yansıtacak bir şiir ortaya konsaydı belki de değiştirilecekti. Ancak olmadı. Yazılan şiirler ya masa başında yazılmıştı ya da ısmarlama olarak hazırlanmıştı. Bu nedenle sadece milleti değil, belki de yarışmayı düzenleyenleri bile tatmin edecek bir eser ortaya konamamıştı.
Mehmet Akif hayatını anlatan önemli eserlerde hatta İstiklal Marşı’nı konu alan araştırmalarda, 1924-25’teki yeniden İstiklal Marşı güfte ve beste yarışmasının açılmasına değinilmemiştir. Konuya değinenler ise sadece 1937 ve sonrası hakkında bilgi vermiştir. Bu durumun nedeni anlaşılabilir gözükmektedir. Zira Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) yanmış, bakanlığa ait belgeler tahrip olmuştur. Ayrıca yeni marş arayışları kabul görmediği için açılan yarışmalar da sonuçsuz kalmıştır. Onun için bu konuda araştırma yapanlar belgelere ulaşma şansını bulamamıştır.
1937 MİLLİ MARŞI DEĞİŞTİRME GİRİŞİMLERİ
Değiştirme girişimleri 1925 yılı ile sınırlı kalmamıştır. 1937 yılında yeniden Milli Marş yazdırılmasına teşebbüs edilmişti. Ulus Gazetesi aracılığıyla bir yarışma düzenlenmiş, Falih Rıfkı, Necip Fazıl’a da katılması için teklif götürmüştür. O da bunu, müsabakanın iptal edilip marşı kendisinin yazması koşuluyla kabul etmiş ve nihayetinde “Büyük Doğu” marşını yazmıştır.
Bu olayı Necip Fazıl, Bâbıâli isimli eserinin 244 ve 245. sayfalarında şöyle anlatmıştır:
“O senenin başlarında bir hadise olmuştur. Mehmet Akif’in “İstiklal Marşı” beğenilmiyor ve yerine bir “Milli Marş” yazdırılmak isteniyordu. Hatta Ulus Gazetesi bu iş için bir de müsabaka açmıştı. Gaye açıktı: Akif’in manzumesindeki İslami hava, sonu laisizmde karar kılan bir rejimin kaynağındaki heyecana, daha doğrusu maksada uygun sayılmıyordu. Yazana o zamanın parasıyla on bin lira mükâfat verilecek ve şiir Büyük Millet Meclisince kanunla kabul edilecekti.”
“Teklifi Mistik Şair’e (Necip Fazıl) ettiler ve şu cevabı aldılar:
—Milli Marş denilen, ısmarlama ve adi kalıplardan dökümlü işleri sevmem. Dünyada zoraki tarih ve politika şöhretleri bir yana, milli marş halinde bir şiir harikası tanımıyor, beşeriyet… On bin lira o kadar tatlı ki, gerekirse Halk Partisi genel sekreterinin (Recep Peker) Keçiören’deki evinin bahçesini bu para karşılığında çapalamayı kabul ederim; fakat bu rejim havası içinde bir takım şahıs pohpohlamaları uğrunda şiirimi alçaltmaya razı olamam!”
“Başta Falih Rıfkı Atay, Mistik Şair’e o kadar asıldılar, abandılar, her şartını kabul edecekleri teminatını verdiler ki, o da şöyle dedi:
--- Peki, yazıyım; ama içinde hiçbir özel isim bulunmayacak ve sadece milletimden aldığım heyecan ve o heyecana vereceğim yön görünecek…”
“Ve yazdı. Sonunda “Büyük Doğu Marşı” olarak kalan şiir… Burhan Belge’nin okuyup da zevkinden çıldırır gibi olduğu ve “Aman, bu keşke bizim marşımız olsa!” diye haykırdığı şiir… Akif’te hoşa gitmeyen İslami hava, asıl bu şiirde gizli bir iklim kokusu halinde mevcuttu ve kaba tebliğ planında değil, ipince ve herkesin dilediği yere çekebileceği bir telkin ifadesine bürülü olarak veriliyordu.”
Ancak Mustafa Kemal Atatürk 1938 yılında vefat edince marş kendisine takdim edilemez ve bu girişim de böylece neticesiz kalır. Necip Fazıl şiirini aynı adla kitabına da almıştır. Bu şiir, 1940’lı yıllarda Necip Kazım Akses tarafından bestelenmiştir.
AKİF’İN ŞİİRİ NEDEN DEĞİŞTİRİLMEK İSTENMİŞTİR?
Milli marşımıza yönelen eleştiriler belgelerde şu hususlarda odaklanmıştır:
· Batı medeniyetine “canavar” deme (Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar)
· Türk kelimesinin geçmemesi
· Lidere şükran yokluğu
· Uzunluk
· Laikliğe aykırılık
SONUÇ
Yakın tarihimize ait ve konumuza dair birçok bilgi ve belge günümüze kadar ulaşmamıştır. Bu konuda en önemli iddia 23 Aralık 1947 yılında Ulus’taki Maarif Vekâleti deposu yangınıdır. Acaba ilk yarışmaya ait 724 şiir bu yangında yok olmuş olabilir mi? Bu belgeler devletin arşivinde bulunmadığına göre bu iddialar ciddi şekilde araştırılmalıdır.
İşte bu noktada gün yüzüne çıkarılan 1925 yılı milli marş yarışmasına ait bilgi ve belgeler yakın tarihimize ışık tutmaktadır. Belgelerin, bir dönem Maarif Vekâleti görevlisinin evinde saklandığı, öldükten sonra da mirasçıları tarafından birilerine devredildiği ve satılarak, eski eser-belge piyasasına çıkarıldığı düşünülmektedir. Zira bugün kayıp birçok mahkeme sicili de devrin kadılarının ailelerine miras yoluyla intikal etmiştir.
Milli marş yarışmasına ait belgeler 1925 yılı marş yarışmasına ait bilgileri ortaya çıkarmasının yanında, Cumhuriyetin ilk yıllarına ait oldukça zengin şiir ve beste örneklerini de ihtiva etmesi açısından önemlidir. Müracaat dilekçelerinde ki bazı bilgiler, ilk marş yarışmasına ait hakikatleri de ortaya çıkarmıştır. Mesela bunlardan bir tanesi, şairlerin para ödülünden duydukları rahatsızlıktır. Bir diğer konu, şiirlerin hiçbirisinin “Milli Marş” olabilecek nitelikte olmayışlarıdır. Zira ilk marş yarışmasında da en büyük eleştirilerden birisi, 724 şiirden hiçbirisi Milli Marş olabilecek yeterlilikte olmayışıdır. Bugün ilk marş yarışmasına ait 6'sı hariç 724 şiirden hiçbirisi elimizde olmadığına göre bu değerlendirmeyi yapmada 1925 yılına ait şiirler ayrı bir önem arz etmektedir.
Gerçekte, bayrak, vatan, dil gibi mukaddes olan milli marşlar, keyfi değiştirilemez. Çünkü eser, millet hayatındaki büyük çalkantılar, ölüm-kalım savaşlarının sonucu doğmuş ve millet ruhunun tercümanı olmuştur. Buluşma yeri olarak “İstiklâl Marşı: Bir milli mutabakat metnidir”.
Allah bu milleti bir kez daha Milli Marş yazmak zorunda bırakmasın diyerek yazımı bitiriyorum. Rabbim yâr ve yardımcınız olsun. Saygılarımla.
NURULLAH ÇETİNKAYA
NOT: Yazımda Bekir Şahin’in www.mehmetakifersoy.comsayfasındaki “İstiklâl Marşı'nı Değiştirme Girişimleri ve Belgeleri (1925)” isimli makalesinden ve Necip Fazıl, Bâbıâli, Büyük Doğu Yayınları, 16. Basım, Mart 2013 eserinden yararlanmıştır. Kasım Kocabaş’ın 2009’da internet üzerinden satın aldığı belgeler Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde “İstiklal Marşı Belgeleri içinde 8258” ile numaralandırılmıştır.