- Kategori
- Futbol
Milli Takımı izlemek eziyet oldu (Macaristan 3-1 Türkiye)

Milli Takım; Dünya Kupası 4. eleme maçında, Macaristan'a deplasmanda 3-1 yenilerek, 3. mağlubiyetini aldı ve resmen dibe vurdu.
Abdullah Hoca ile değişim adı altında çıktığımız yolda, 1 yılda çok fazla bir şeyin değişeceğini umut etmek, tabiki hayalcilik olurdu. Ancak daha kötüsü ne olabilirdi diye düşünürken, bu kadarını da beklemiyorduk. Son 10 yıllık eleme maçları grafiğimizde, bu denli kötü bir başlangıç hatırlamıyorum.
Maça istekli başlayan takımımız ilk 20 dakika boyunca pozisyon üretme çabasında, rakip kalede kendisini gösterdi. Henüz 22. dakikada, Caner'in soldan kale önüne kestiği topu Mevlüt ağlara gönderdi. Erken gelen golle moral kazanan milliler; oyunun kontrolünü ellerinde tutma çabasındayken, kalesinde golü gören rakibin karşı baskısında, 31. dakikada, Koman'ın soldan ceza sahasına gönderdiği topu kontrol edemeyen Volkan, rakibin yüreğine su serpti.
Son iki maçta Volkan'ın yüz ifadesine baktığımızda, maçlara konsantre olamadığını ve aklının başka yerlerde olduğunu anlamak güç olmasa gerek. Romanya maçını kaybetmemizde önemli paya sahipken, bu maçta da yediği hatalı golle, rakibin maça dönmesini sağladı. Yedek kulübesindeki alternatiflere, Mert ve Cenk'e baktığımızda ise, bu forma bu kadar ucuz olmamalı diye düşünüyorum.
İkinci yarıda, takımımız toparlar diye beklerken Hamit'in bulunduğu kanattan 50. dakikada ve penaltıdan 57. dakikada gelen gollerle hem moral olarak hem de özgüven açısından dağıldık. Özellikle penaltı pozisyonu var ki; ileriye giden geri gelemiyor, rakibe yetişemeyen Hamit de rakibini kontrolsüz bir şekilde bozarak penaltıya sebep oluyor.
Mevlüt, Tunay, Mehmet gibi yurt dışında top koşturan oyuncuların, takıma herhangi bir katkıları yok. Ceza sahası içersinde birbirlerine girerek, kendi pozisyonlarını bozuyorlar. Düşman kardeşler misali paslaşmıyorlar.
Sol kanattan Hasan Ali ve Caner, pozisyon geliştirme çabasında olan oyunculardı, ancak sağ kanatta Hamit ve Tunay (2.yarı Aydın) ile herhangi bir atak oluşturulamadı. Ömer - Egemen ikilisi de defansta fazlasıyla adam kaçırdılar, çıkarken top kaptırdılar.
Maçın geneline baktığımızda; topla en çok oynayan takım, milli takımımız. Çünkü topu ayağına alan uygun durumdaki arkadaşına ulaştırmaktan ziyade, gereksiz bir şekilde dolandırıyor, geriye ya da kaleciye oynuyor, ileriye şişiriyor. Özellikle, ileride hava topuna hakim olabilecek tipte bir oyuncumuz yokken, ısrarla top şişirme alışkanlığımızı anlamak güç.
Bu kötü sonuçlar Abdulah Avcı'yı götürür mü bilinmez ama keşke tek sorunumuz antrenör olsa, kolay çözülürdü. Üretemiyoruz, tüketiyoruz. Avrupa'da yetişenlerle bir yerlere gelmeye çalışıyoruz ama o da tutmuyor.
Sözün kısası Milli Takım balonu erkenden söndü, tıpkı kendi kendimize şişirdiğimiz futbolumuz gibi.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır