​ Milli Turnuvalarda Türkiye / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ekim '19

 
Kategori
Spor
 

Milli Turnuvalarda Türkiye

Bir Türk olarak bu konuda objektif olamayabilirim. Ancak milli turnuvaların son 20 yıllık geçmişine bakıldığında objektif olmayı gerektirecek bir durumda yok. Milli takımımızın olmadığı turnuvalar ve olduğu turnuvalar olarak ayırdığımızda arada ki fark göze batıyor. Milli takım katıldığı turnuvalara renk katıyor. Ayrıca şansımıza katıldığımız turnuvalarda başka ülkelerin de düşüncemizi desteklediği gözlemleniyor Buyurun kanıtı:

**2002 Dünya Kupası ile başlayan süreç gerçekten bu konuda haklılık payı veriyor. Müthiş bir turnuva, kaliteli, güzel futbol oynayan Ronaldo önderliğinde Brezilya, sert ve kaliteli ayakları olan Almanya ve sürpriz yapan Güney Kore ve hırsı, coşkusuyla, Galatasaray’ın altın jenerasyonunu da katarsak Dünya 3.sü Türkiye ile eğlenceli, keyifli, gollü bir turnuvaydı.

Ardından 2004 için emin olun hiçbir şey söylemek istemiyorum. Yunanistan’ı tebrik ederim ancak dünya da böyle bir turnuvada daha sıkıcı bir takım izlememiştik. Her maçı 1-0 kazanmaları da buna kanıt olsa gerek. Turnuvanın diğer takımları da açıkçası ruh gibiydi. Belki biraz Portekiz ön plana çıkabilmişti.

2006 Dünya Kupası hepimiz için şifreli yayınları ile can sıkıcı turnuvaydı. Belki de akılda kalan tek olay Zidane-Materazzi kavgasıydı. Birçok ülke de bir nevi geçiş sürecindeydi denilebilir.

**2008 ise İspanyolların tiki-takasının en keyifli zamanıydı diyebiliriz. Herkesin imrenerek seyrettiği pas oyunlarının ilk dönemleri izleyenlere keyif vermişti. Türkiye için bir şey dememize pek gerek yok sanırsam, muhteşem geri dönüşler ve Almanya’nın ecel terlerini hatırlıyoruzdur. Genel açıdan da keyifli bir turnuvaydı.

2010 Dünya Kupasında vuvuzela dinlemekten kulaklar sağır oldu ama gol izleyemedik. Birçok maç Afrika’nın sıcağının da etkisiyle keyifsiz, su molalarıyla geçmişti. Hollanda biraz kıpırdanmıştı ama İspanyolların kazandığı turnuva da pek kayda değer maçlarda olmamıştı.

2012’de gol oranı fazlaydı belki ama İspanyolların İtalyanları finalde yolacağını hepimiz önceden bilir gibiydik ve İspanyolların tiki-takası da artık bıkkınlık vermişti ki zaten bu da kazandıkları son turnuva oldu.

2014’te artık şu Almanlar bir patlama yapsın, bir turnuva kazansın diyorduk, şaşırdık mı? Hayır. Bir kesim de Messi’nin ülke formasıyla bir kupa kazanması gerektiğini söylüyordu ama şimdiye kadar kazansaydı 2014 kazanırdı. Tek şaşırtıcı maç 7-1lik Almanya-Brezilya maçıydı. Allah Brezilya’yı bir daha o hallere düşürmesin tabi.

**Euro 2016’ya Türkiye’nin daha baştan gidişi olay olmuştu. 8 ihtimalin gerçekleşmesi gerekiyordu. Bunların hepsi gerçekleşti ve şaşırtıcı bir şekilde biz turnuvaya katıldık. Belki kötüydük turnuvada sonrasında iç meseleler de yaşanmıştı ama maçlarda da ilginçlikler yaşanmıştı. Galler’in yarı finali görmesi ve İzlanda’nın İngilizleri elemesi gibi.

2018 Dünya Kupası da aslında gelişen ve değişen futbol dünyasının geçiş süreci gibi bir turnuva olduğu ve beklentilerin biraz fazla olmasından kaynaklı keyifsiz geçti denilebilir. Bir süre maçlarda ki skorlar üst üste 1-0 biterek gitmişti. Turnuvanın eşleşme statüsünden kaynaklı final de Fransa’nın karşısında bir Belçika ya da Brezilya bekleyenler de hayal kırıklığına uğramıştı.

Sonuç olarak Türkiye gibi duygularını yoğun yaşayan ve ön planda tutan ülkeler böyle turnuvalara her zaman renk katıyor. Biz de bakıldığında bu ülkelerin başında geliyoruz.

 

 
Toplam blog
: 15
: 49
Kayıt tarihi
: 20.06.18
 
 

Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Bölümü mezunuyum. Üzerine bilgi sahibi olduğum veya yorum yapabi..