​ Milliyet Blog'daki haller / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '11

 
Kategori
Blog
 

Milliyet Blog'daki haller

Milliyet Blog'daki haller
 

Basın-yayın işleri çok önemli. Dünyamızda, artık hiçbir şeyin saklısı gizlisi kalmadı. Blogcular hep sorar: “ Okunuyor muyuz ?” diye. İnternet siteleri içinde en gelişmişi ve dünyaca da kabul edilen hatırı sayılır bir site, bizim site. 

Ama bizler, karşılıklı olarak hatırları kıra kıra 6 yıldır, Milliyet Blok’un peşine takılmışız gidiyoruz. Aşağıdaki Aytekin KUŞ’un yazısı, Nisan ayında yayınlanmış. Yeni haberim oldu. EKSPRES Gazetesinde bir yazı. Benim kitapla ilgili. Kitabımı okumuş. İçinden laflar cımbızlamış ustalıkla. Kendisini tanımam. Karabüklü yazar, kitabımı nerden ve nasıl ele geçirdi, buna şaştım. Kendisine teşekkür ederim bu uğraşısından dolayı. 

 

Ünlü tarihçi yazar Zeynel Kozanoğlu da, bir başka siteden, kitabımdan alıntılar yaparak ÖRT Kİ, ÖLEM’i dillendirmiş ( Aşağıdaki resim) 

 

Yazar dostlardan Başta Sabiha Rana, ve diğerleri her fırsatta kitabımdan övgüyle bahsetti zaten. Fellik fellik Beyoğlu kitapevlerinde kitabımı aradı. 

 

Sağ olsun, ya Milliyet Blog? Yayınladıkları haftalık bülteninde, kitabımdan pek bahsedilmedi. Başkaların kutlandığı halde, ben teğet geçildim. Ard niyetli olamazlar. Bu deryada ancak birer katre’yiz. Ama, aklımızdan da geçmedi değil. Blog idaremiz, bizim faaliyetlerimizi onca işleri arasında “rutin” ve “sıradan” kabul ediyor. Ama başkalarını ön plana çıkarıyorlar. Bindikleri dalı kesiyorlar. Ben alınıyorum. “Gizli bir sarı kart” görmüş gibi zannediyorum kendimi. 

 

Ama şükür. İhtiyacım yok. Beni yakın görenler var kendilerine. En çok hoşuma gideni de o ilin en büyük mülki amiri :“ Blog sitenizde yazılarınızı okuyorum. Biraz da burayı dillendirseniz. Davetlim olarak gelir misiniz?, diye soruyor. Aynı Vali, aynı sabah, kahvaltı sırasında kaldığım yere gelip, “içime sinmedi, dur gidip bakayım” diye yanıma gelişini, sonra da birlikte gittiğimiz Vilayetteki odasında beni kabul ettiğini, hiç unutamıyorum. Şüphesiz kendileri, bu yazımı da okuyordur. Durduk yerde kendisini üzmek istemem. Burada keseyim. 

 

Bütün bunları yazdım, biliyorsunuz. İdaremizin bütün bunlardan haberi olmadı mı? Oldu. O halde?! Biz burada, Milliyet Blog’un tanıtımını da yapıyoruz aynı zamanda. Kaldığımız beş gün boyunca, anonslarla : “ Milliyet Blog yazarımız” denildi hep. Ama Sevgili idaremiz “ blog yazarımızın kitabı yayınlandı” demedi. Dediyse de, işin ucundan tuttu. 

 

Karabük’lü Gazeteci Aytekin Kuş’un “SÖNDÜRMEYİN BENİ” isimli yazısı şöyle: 

 

 

Anasayfa » Aytekin KUŞ 

"S Ö N D Ü R M E Y İ N BENİ" 

 

 

 

 

20. Nisan..2011 20 Nisan , 16:57 

AYTEKİN KUŞ 

Gülmece ile karışık konuşma ve yazım dili dozu ile kurgulanırsa bireyin ruhunu gıdıklar; 212+1 kemiğini zıngıldatır… 

Serti ise kaşağı gibidir. Ters tepki yapar. Kulak çınlatır, hatır sordurur. 

Bartın Sevdalısı pardon YANGUN’u Muzaffer CELLEK Abimizin ÖRT Kİ ÖLEM Kitabını okudum. Gülmekten teşarşüş ettim. 

 

“Eski’den Bartın bizden sorulurdu / Ar vardı haya vardı / Şimdi MÜJDE AR var / Şimdi bir spikerimiz var / Bu başka bir spiker / Bartın’ın rengini veren / Dokusunu gözler önüne seren / Saçı başı oynamaz / Orduyeri Köprüsünün ayakları gibi / Durur durduğu yerde sağlam / “Godu mu oturtturur”… 

 

Burası GOCCUGAZ EF-EM / Spikeriniz PEMPE GONİŞİYA / MUKTARIN OĞLU SATILMUŞ “YANGUNU İÇİN” ŞARKI İSTİYA…NALAN SÖYLİYA; “DUTMAYIN BENİ” 

 

Bartın’ın YANGUNU Muzaffer CELLEK Varsa bizim de Her gece yüreğimize su serpen, kendisi yanıp, taşan Mustafa YANIK’ımız var. Nakaratı çok özel ve Gözel… “SÖNDÜRMEYİN BENİ” Varol Sevgili Yanık… 

 

. 

 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..