- Kategori
- Siyaset
Milliyetçilik zehirler
Kürt Hareketi içinde, sosyalist düşünceleriyle bilinen biri gazeteci, diğeri politikacı iki aydının son günlerdeki açıklamaları hem kendi mücadelelerine, hem de Türkiye’deki demokrasi mücadelesine zarar veriyor. Gazeteci Günay Aslan ve Batman milletvekili Hasip Kaplan’dan söz ediyorum. Günay Aslan’ın, 7 Temmuz tarihli Yeni Özgür Politika Gazetesinde yayınlanan “Türklerin trajedisi ve Türk militarizmi” başlıklı yazısı ile Hasip Kaplan’ın, Antalya Kumluca’da partililere yönelik yaptığı konuşmada, referandum değerlendirmesinde kullandığı ahlak dışı kavramlar, milliyetçiliğin nasıl örneklendirileceğine dair örnek olacak nitelikte. Günay Aslan yazısında, Türkiye’de yaşayan bütün insanları sadece Türk olarak değerlendiriyor. Türklerin tarih boyunca bir türlü dizginleyemedikleri şiddet ve talan tutkusu yüzünden kendi hayatları gibi başkalarının da hayatlarını zindana çevirdiklerini, Çin’den Rusya’ya, İran’dan Avrupa‘ya kadar her yeri işgal ve talan ettiklerini, tarih boyunca hep başka halkların zenginlikleriyle beslendiklerini, hiçbir zaman kendileri için yeterli bir şey üretmediklerini, sürekli olarak başkalarının yurduna ve zenginliğine göz diktiklerini, uygarlık yolunda üretilen her değerden nefret ettiklerini, kendilerine benzemeyeni ‘düşman‘ bellediklerini, farklı olanın da ‘dost‘ olabileceği gerçeğini kabul etmediklerini ve giderek dünya insanlığı için ciddi bir tehdit haline geldiklerini ileri sürüyor. Hasip Kaplan ise “Bu Anayasa ırkçı bir Anayasadır. Biz bu Anayasanın tamamının değişmesini istiyoruz. Referandumda bu Anayasa paketine 'evet' oyu verecekler gerici olanlar, 'hayır' oyu verecekler ise ırkçılardır. “ değerlendirmesinde bulunuyor. Bu değerlendirmeleri yapan her iki aydına, dilim, “ırkçı” demeye varmıyor ama gönül rahatlığıyla “Milliyetçi”, “Kürt Milliyetçisi” diyebilirim. Yapılan her iki değerlendirme de “Kürt Milliyetçiliği” penceresinden bakılarak yapılmış. Günay Aslan’ın yazısı beni ilgilendirmiyor, çünkü O’nun anladığı anlamda “Türk Milliyetçisi” değilim. O yazıya en iyi karşılığı “Türk Milliyetçiliğini” esas alan yazarlar, milliyetçilerin anladığı dille verebilir.
Ancak, BDP milletvekili Hasip Kaplan’ın konuşmalarındaki “Anayasa değişikliklerine hayır diyecekler ırkçılardır” ifadesi beni ilgilendiriyor. Çünkü ben de bu değişiklik paketine “hayır” diyeceğim. ”Hayır” dememin kendimce nedenleri var. Bu konuyu başka bir yazıda işleyeceğim için burada kısaca, yapılan değişikliklerin Türkiye toplumunun çoğunluğunun günlük hayatında bir iyileştirme gerçekleştirmeyeceğini, demokratikleşme anlamında ileri bir adım olmadığını, değişiklik metninde, Kürt sorunu ile ilgili bir kelime bile geçmediğini, sendikal anlamda varolan hakları geri götürdüğünü söylemekle yetineceğim. Sosyalistler, olaylar ve olgular karşısında sınıfsal bakış açısıyla değerlendirme yaparlar. Toplumları değerlendirirken, o toplumun ırksal özelliklerine bakmazlar. Toplumun, tarihsel gelişim aşamalarında geçirdiği evreler, ekonomik altyapı ve bu altyapının üzerinde şekillenen üstyapı, sınıfların konumu, iktidarı oluşturan bloğun bileşimi, emekçilerin ve ezilenlerin durumu göz önüne alınır. Bu verilere göre mücadele program oluşturulur. Kürt sorununun geldiği aşamada, bu konuda yazan, çizen, fikir ileri süren, çözüm öneren her aydının sağduyuyu elden bırakmaması, ”Milliyetçi Bakış Açısı” yerine “Sınıfsal Bakış Açısını” kendine rehber edinmesi gerekiyor. Çünkü, ”Milliyetçi Bakış Açısıyla” yapılan değerlendirmeler Türkler ve Kürtleri gelecekte bir arada yaşama arzusundan uzaklaştırıyor.
Ancak, BDP milletvekili Hasip Kaplan’ın konuşmalarındaki “Anayasa değişikliklerine hayır diyecekler ırkçılardır” ifadesi beni ilgilendiriyor. Çünkü ben de bu değişiklik paketine “hayır” diyeceğim. ”Hayır” dememin kendimce nedenleri var. Bu konuyu başka bir yazıda işleyeceğim için burada kısaca, yapılan değişikliklerin Türkiye toplumunun çoğunluğunun günlük hayatında bir iyileştirme gerçekleştirmeyeceğini, demokratikleşme anlamında ileri bir adım olmadığını, değişiklik metninde, Kürt sorunu ile ilgili bir kelime bile geçmediğini, sendikal anlamda varolan hakları geri götürdüğünü söylemekle yetineceğim. Sosyalistler, olaylar ve olgular karşısında sınıfsal bakış açısıyla değerlendirme yaparlar. Toplumları değerlendirirken, o toplumun ırksal özelliklerine bakmazlar. Toplumun, tarihsel gelişim aşamalarında geçirdiği evreler, ekonomik altyapı ve bu altyapının üzerinde şekillenen üstyapı, sınıfların konumu, iktidarı oluşturan bloğun bileşimi, emekçilerin ve ezilenlerin durumu göz önüne alınır. Bu verilere göre mücadele program oluşturulur. Kürt sorununun geldiği aşamada, bu konuda yazan, çizen, fikir ileri süren, çözüm öneren her aydının sağduyuyu elden bırakmaması, ”Milliyetçi Bakış Açısı” yerine “Sınıfsal Bakış Açısını” kendine rehber edinmesi gerekiyor. Çünkü, ”Milliyetçi Bakış Açısıyla” yapılan değerlendirmeler Türkler ve Kürtleri gelecekte bir arada yaşama arzusundan uzaklaştırıyor.