- Kategori
- Alışveriş - Moda
Modanın görünen makyajlı yüzü..

tüm dünyada moda tasarlamakla,tasarım hayal gücünü yansıtabilme kabiliyeti ile belirleniyor..
Tüm dünyada moda; tasarımcının ellerinde, hayal gücünde, bunları ifade edebilme şeklinde gizli gibi görünse de o şaşaalı gösterimler, defileler akla gelmeyecek kadar büyük bir sektörün aslında küçücük bir parçası gözle görebildiğimiz.
Bu gözalıcı dünyanın bir de sahne arkası var, tabi ki sözünü ettiğim makyözlerin son süratle tema uygulamaları, kuaförlerin fön sesleri ile karışan sesleri, mankenlerin doğru kıyafeti doğru zamanda düzgün giyebilme koşturmacası asistanların işi kotarabilme çabası ve tasarımcıların ellerini ayaklarını dolandıran heyecanlı bekleyişleri değil o aşamaya gelene kadar aylar öncesinde başlayan hummalı hazırlıklar konu etmeye çalıştığım..
Aylar öncesinde belirlenen sezonun renk skalasının resmi bir kurum tarafından ortaya çıkarıldığını, kumaş sektörünün nelere göre üretim yaptığını, aksesuarcıların hangi materyalleri ne maksatla piyasaya sürdüğünü biliyor muyuz acaba?? Hiç sanmıyorum..
Tekstil piyasasının hem bu kadar içinde hem de bir bu kadar dışında olarak tespit ettiğim naçizane bir fikrim oluştu sizlerle paylaşmak isterim... Ticari bir oluşum moda... Hiç bir tasarım (ki illa istisnaları var) tasarımcının salt hayal gücü ile karşımıza çıkmıyor. Önce piyasa şartları belirleniyor, ekonomik dengeler yerine getiriliyor uzman ellerde sonra tasarımcılar birkaç kolleksiyon çıkarabiliyor karşımıza. Anlatmak istediğim aslında belirli olan materyaller değişik formlarda sunuluyor ve buna tasarım deniliyor... İşte bu nedenle tasarımcının haya gücü kısıtlanmış, sınırlar içine alınmış ticarileştirilmiş oluyor..
Diğer yandan işin tek heyecan veren yanı aynı kumaşı aynı aksesuarı farklı formda sunabilmek oluyor sanırım... Açık bırakılan tek kapı ne dersiniz...