- Kategori
- Aile
Modernleşme ve Aile

Devletler arasındaki güç yarışı, mücadele ve üstün olma savaşının ilk adımı artık direk top, tüfek ve meydan savaşlarıyla olmuyor malumunuz! Soğuk savaş olarak adlandırılan yöntemle; önce hedef toplumun kültürünü, örf adet ve geleneklerini asimile etmekle başladığını yaşanan örneklerle görmekteyiz.
Genel tabiriyle toplumun en küçük yapı taşı aileyse, bu demek oluyor ki hedeflenen amaçta ilk kurban da bu olmalı! Oldu da! Zaman içersinde modernleşmenin anlamını bilmeden gelişen ve değişen kitle iletişim araçlarıyla bize dayatılan tüketici toplum olmamız bu asimile etme hedefinin birinci basamağını oluşturmuştur.
Sonrasında aile olma özellikleri olan; saygı, sevgi, bireylerin birbirlerine karşı hürmetleri ve yine aile içindeki rollerinin değiştirilme çabası, üstüne üstlük gereksiz daha bir çok roller yüklenmesiyle en temelinden bizim kültürümüzdeki aile olma bilinci çatırdamaya başlamış en nihayetinde de bozulmaya yüz tutmuştur.
Bunun sonucu günümüzde boşanan insanların çoğalması, intihar eylemlerinin, madde bağımlısı gençlerin kısacası mutsuz insan kitlelerinin çoğalması gibi vahim bir durum olarak kendini göstermektedir. Yok edilmek istenen millet; modern olma adına mutsuz aileden koparılan birey artık doyumsuz tüketim canavarı olarak işlendikçe hem istedikleri sadece tüketen bir toplumu pazar olarak görüyor hem de asimile etme amacında bir adım daha atmış olmanın haklı zaferini yaşayacaktır.
Mutsuz insan mutsuz toplum yaratma çabaları hedefe ulaşmıştır! Aile bağlarının zayıflaması, aile olma bilincinin ortadan kaldırılmak istenmesi zamanla gençlerde evlenmenin yalnızca çiftleşme gibi algılanmasına yol açmıştır.
Oysa hayatı paylaşmanın, en bilinen tabirle elmanın iki yarısı olup çiftlerin birbirlerini tamamlamanın maneviyatını içine sindiremeyişlerinin; aile olmanın kutsiyetinin tadına varamayışlarının kaybını anlatmaya başlayarak zararın neresinden dönsek kardır felsefesiyle artık dur demeliyiz! Peki nerden başlamalı ve çözüm ne olmalı?
Tabi ki bu olumsuzlukların kaynağı aile olma bilincinin bozulmasından başlamışsa yine bizde aynı noktaya dönmeli; kültürümüze, özümüze ve gelişen dünyaya ayak uyduran aile bilincini önce kendimiz tekrar içimize sindirerek gençlerimize öğretmeliyiz!
Ailemizden başlamalı, çocuklarımızdan güzel ahlakla olacağımız güzel örnekle !Özümüze uygun bireylerin rollerine müdahale etmediği, birlik ve beraberliği özümsemiş, paylaşmanın, dayanışmanın lezzetine varmış, fedakarlık ile özverinin farklılığının farkında lığında aileler ile gelişen dünyaya karşı daha kolay ayak uydurabileceğimiz gibi kafa bile tutabiliriz öyle değil mi?
Gülümsemenizin aydınlattığı yolunuz hep açık olsun dostlar… .