- Kategori
- Yemek - Mutfak
Mor abiyeli patlıcana; İmam Bayıldı!!!

Nacizane benim çektiğim fotoğraf;)
Bir arkadaşımız var! Adı İmam, hani O bildiğiniz imamlardan değil! Bir seher vakti, sabah ezanında dünyaya gelmiş. Babası ileri görüşlü adammış; adını İmam koymuş!
Gel git zaman! İşte o zaman! Bize yemeğe geldi o İmam! Tesadüf bu ya, ben de o gün mor abiyeli patlıcandan yemek yapmış idim. Hani şimdi mevsimi ya! Reçelini bile yaparım;) Bizimki patlıcan lafını duyunca, mırın kırın etti!
‘’Ben pek sevmem.’’ Dedi
‘’Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer!’’ Arkadaşım. ’Sen bilirsin!’ Dedim.
Eh biraz naz, biraz niyaz, oflaya puflaya oturdu sofraya. Gözü başka yemek var mı? Diye aranmakta da! Nafile! Ne pişirdiysem yiyecek yok çare;) Servise başladım yavaştan, yavaştan… Aaaa bir de ne göreyim? Daha ben servisi tamamlamadan! Tabağındaki yemeği silip süpürmüş, yemek yerine yeller esiyor tabakta!
Küt diye bayıldı!
‘’Ay, aman ne oluyor?’’ diye kapıldık telaşa! Elimiz ayağımız dolandı da birbirine, birimiz telefona, birimiz kolonyaya koşarken! Baktık ki, gözler başladı kırpışmaya. Yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Görünce bizdeki koşuşturmayı! ’’Durun ya! Ben iyiyim! Üzülmeyin, yemek öyle nefisti ki nefasetinden bayıldım.’’ Dedi.
Ev ahalisinde ohhh bir rahatlama! ‘’Nasıl da telaşlandırdın? İki ayağımız bir potine girdi’’ diye sitemlerimizi sunduk zatıâline.
‘’Bu yemeğe bayıldım ben! Tarifini vermezsen bir daha bayılırım bak’’ Diye de tehditler savurdu. Meğer pek beğenmiş! Beğenisinden bayılmış garibim.
Eh!!! Yaptığım yemekle, İmam’ı da bayılttım ya! Sırtım yere gelmez artık! Bana denizde, karada, havada ölüm vız gelir de, tırıs tırıs gide;) Nasıl? Orasını da Allah bile;)
Ne yapayım artık? Hadi tarifi size de vereyim! Çoğalsın bayılan zümre!
Bu kez kendi yöntemlerimle yazacağım.(Sanki daha önce yazdıklarım başkalarının yöntemleri idi?) Laf ola beri gele! Malzeme listesi yok öyle tek, tek. Ben anlatayım siz malzemenin neler olduğunu keşfedin, kendi cinliğinizle…
Başlıyorum!!! Hadi pür dikkat!
Önce bir kilo uzun ince mor abiyeli pazarda seçilir, Pazar esnafı, arada çürük çarık satmaya kalkarsa! Dikkati çekile! ‘’Kardeşim, her hafta senden alıyorum sebzeyi!’’ diye de sitemler bir bir söylene! Şükür! Sağ salim patlıcanlarla eve ulaştık! ‘’Kızım sıva kolları yeter bu kadar muhabbet yeter!’’ Bu uyarı kendime. Üstüne alımasın kimse!
Patlıcanlar yıkayıp, kuruladıktan sonra; Aklıma geldi yaaa çok severim pijama çizgilerini;)Pijama tabiri de girmiş ya mutfağa da! Şu patlıcan çok akıllı velhasıl kelam… Duyar gibiyim sesinizi! Başlayacaksan başla;))
Patlıcanları boyuna kesmekle başladım işe. Ve… Tuzlu su içinde acısını salsın diye en az bir saat beklettim.
Bir baş soğanı yarım ay şeklinde incecik incecik kıyıp, bir fincan(neskafe fincanı değil ha!;)zeytinyağında sotelemeye başladım. İçine halka halka doğranmış 2 adet yeşilbiber ile 6 adet kabukları soyulmuş, küp küp(Bugün de geometriden gittik! Tarife bak! Gerçi üzülmeyin Geometri de çıktı müfredattan) doğranmış domates ile bir tutam tuz, 1 tutam karabiber, 1 tutam nane(tutam ölçüsünü bilmeyenler; çay kaşığı kullanabilirler.) kattım. Bir de 3 adet kıyılmış sarımsak. Ve… Pişmeye bıraktım kısık ateşin üstünde.(Usul usul) Aç parantez kapa parantez oldu bu tarif;)
Geldi sıra patlıcanlara; Önce güzelce kurulayıp, orta kızgınlıktaki yağda kızarttım. Kızaranları da yağını çeksin babında dört kat katlanmış kâğıt havlunun üzerine sıraladım.
Şimdi geldik esas meseleye;)
Tüm malzemeler, hazır olunca; kuşane diye tabir ettiğimiz tencerenin içine ayrıca halka halka kestiğim domatesleri sıraladım. Onların üzerine de kıvırarak çiçek haline getirdiğim patlıcan dilimlerini yerleştirdim. Her bir çiçeğin içerisine de pişirdiğim harcı kaşıkla döktüm.
Ve… Yemeği dinlenmeye bıraktım. Hemen pişireceğim sandınız değil mi? Ne zaman ki yemek saati yaklaştı. (yarım saat kala.) Ben salatayı hazırlarken, tencerenin içine 1 bardak ılık su ilave edip, ilk harlı ateşte, sonra mum alevi misali kısık ateşte pişirdim.
Ve… Muhteşem son! Servis tabaklarına yerleştirip, maydanozlarla süsleyip, ikrama sundum. İşte bizim İmam bu ara bayıldı!
Eeee bu lezzet şölenini gören İmam bayılmasın da ne yapsın?
Sofralarınız bereketli ve şen,
Tarif kârınız Ayşen,
Afiyet şeker olsun.
Ayşen Arslangiray Kura
19 Haziranda/ Kuşadası’ndan