Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '09

 
Kategori
Futbol
 

Moskova Fatihleri!

Moskova Fatihleri!
 

Son bir haftadan beri medyamızın spor kanadı, önüne gelen takımımızı şişiriyor!

Beşiktaş’ın Moskova’ya Fetih için gittiğini yazan bile oldu.

Galatasaray’a asrın takımı yakıştırması yapılarak, 2000 yılında UEFA kupasını alan takımdan bile iyi olduğu methiyeleri düzüldü.

Trabzon spor için doludizgin manşetleri atıldı.

Eleştiri oklarından nasibini alan sadece Fenerbahçe oldu. Fenerbahçe ne yapmıştı? Türkiye liginde oynadığı 4 ‘ü deplasmanda olmak üzere 7 maçın tamamını kazanarak, kalesinde sadece 3 gol görmüş. Son oynadığı Antalya spor maçında üç topu direkten dönmüş, en az üç seferde kaleci ile karşı karşıya kalmış. Ancak iki gol atıp, maçı 2-1 almış. 21 puanla ligin zirvesine kurulup, en yakın rakibi, asrın takımı, Avrupa Fatihi Galatasaray’a 2 puan fark atmış.

Aylardan beri devamlı kötü oynayan, bir türlü toz kondurulamayan, geçen yılın çifte kupalı(!) şampiyonu Beşiktaş ve teknik direktörü Mustafa Denizli’ye halen sahip çıkılıp, korunup kollanıyorsa, bu işte bir gariplik var demektir.

Şöyle bir göz atalım. Daha önce Fenerbahçe (Süper Kupa maçında) Galatasaray, Manchester United ve Kayseri spor’a mağlup olan Beşiktaş, yenilgi serisine devam ediyor.

Şampiyonlar ligi maçlarının ikincisi olan ve “Moskova’yı Fetih” etmeye giden Fatih’in torunları, CSKA Moskova karşısında da eski alışkanlığı olan yenilgiye devam etti.

İşin sevindirici tarafı ise maçı 2-1 kaybetmesine rağmen, Beşiktaş’ın gol atmasıydı! Bildiğiniz gibi “Geçen Yılın Takımı” Beşiktaş, ligin ikinci haftasındaki Antalyaspor maçından bu yana gol atamamıştı. Adeta gol orucuna başlamıştı. Nihayet oruç açıldı!

Beşiktaş-CSKA Moskova maçına gelince; dakika 7 Beşiktaş golü yedi! Golden sonra, galip takımlara özgü olan ve galibiyeti koruma amaçlı olarak, takımların geri yaslanması gibi, Beşiktaş mağlupken geri yaslanarak, en ileri uçta oynayan Nobre bile kendi yarı sahasına geldi. Herkeste bir korku hâkimdi. Bence bu korku; fark yeme korkusu idi.

Maçın ikinci yarısı ile birlikte Beşiktaş’ta hafif bir silkinme görünse de, 60. dakikada ikinci golü yemekten kurtulamadı. Maçın uzatma dakikalarında bir gol atarak, gol atamama orucunu açan Beşiktaş, ileriki günler için hiç umut vermedi.

Oyunculara gelince; Nobre, Nihat, Tello, Ekrem Dağ, Yusuf, Ferrari, kaleci Rüştü, İbrahim Kaş ne yaptıklarını bilmiyorlardı.

Kalede Rüştü Reçber, yaptığı reçberlikten dolayı olsa gerek, kaleye enlemesine yatmış uyukluyordu. İlk golü gözlerini havaya dikerek seyretti. İkinci golü de dirseğinin altından kaçırarak, istirahat halinde olduğunu kanıtladı.

Kaptanlık verilen Nobre 90 dakika hiçbir olumlu hareket yapmadı. Şişirilen topları seyretti. Nihat önüne gelen topa vurma becerisini gösteremeyerek, ne değerli bir transfer olduğunu gösterdi! Yusuf kendi gölgesine bile çalım atmaya kalkıp, gölgesinin kaybolduğu anlarda, çalım atmak için rakip oyuncunun gelmesini bekledi! Ferrari, lastiği patlamış, bir kenarda park halinde, gelene gidene el kaldırıp yardım ister görüntüsündeydi! İbrahim Kaş, “Kaş yapayım derken göz çıkartır” gibiydi!..

Daha fazla söze gerek var mı? Fetih için gidenler, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa misali mağlubiyetle dönmüşlerdi.

Tarih tekerrür mü edecek? Bildiğiniz gibi Mustafa Denizli’nin Şampiyonlar Ligi karnesindeki notlarının hepsi sıfır!

Mustafa Denizli’nin de dediği gibi Türkiye’de en iyi futbolu oynayan takımlardan birisi Beşiktaş. Hatta Fenerbahçe’den bile iyi futbol oynuyor!(Mustafa Denizli’nin söylemi) Diğeri de Galatasaray! Kendi sahasında Eskişehir spor ile berabere kalınca, eleştiriler Eskişehir spora, övgüler Galatasaray’a olmuştu.

Evet, Mustafa Denizli’nin söylemi ile “Büyük takım, büyük hocası” ile yola devam ediyor. Tabi milyonlarca Beşiktaş taraftarını hiç düşünen yok!

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..