- Kategori
- Anılar
Moskova

Karın en çok yakıştığı şehir Moskova...
Dünyanın en pahalı ve gizemli şehirlerinden biri olan Moskova yı görmek çocukluğumdan bu yana gerçekleştirmek istediğim bir hayalimdi, bu hayalim ilk kez 2002 de gerçekleşti sonrasında 2004, 2006, 2009 yıllarında tekrar gittim.
Moskova ya her gelişimde burayı daha çok sevmeme neden bir şeylerin olduğunu görmek bana mutluluk veriyor.
Ancak Moscow Domodedovo havaalanına geldiğiniz zaman sorunlar başlıyor.
Bütün pasaportlar toplanıyor; en az yarım saat 45 dakika size hiç kimse size bilgi vermiyor!
Öylece, çalışan memurların keyfini bekliyorsunuz!...
Sonra bir şekilde pasaportları getiren görevli, buz gibi bir ifadeyle evrakları size teslim ediyor; tam kurtuldum derken, en son gümrüklü çıkış kapısında çantalar bir kez daha kontrol ediliyor.
Çantalar didik didik aranıyor! Hele keman çalan bir müzisyenseniz ve kutunuzda keman varsa yandınız. Zamanında Rusya dan çalınan çok değerli bir keman yüzünden bütün kemanlar inceleniyor ve sahipleri dakikalarca sorguya çekiliyor.
Ne soruyorlar? İçeride Ne oluyor? Anlamak mümkün değil.
Allahtan müzisyen değilim deyip gümrüksüz alana çıkıyorsunuz, o derece yani.
Kapıda duran onlarca taksici gelen yolcuları aracına davet ediyor; sıkı bir pazarlık yapılıp şehir merkezine uzak olan havaalanından çıkış ancak sağlanabiliyor. (
Pazarlık sırasında gözüm dışarıda duran elektronik saate ve hava sıcaklığına takıldı:
saat 10.00 ısı -35 Şaka gibi!
Eksi otuzbeş! Aman Allah ım yandık derken, her tarafı dökülen taksiyle yola çıktık.
Taksinin kaloriferi çalışmadığı için buz gibi bir ortamda 1.5 saat süren yolculuk…
Kar, buz, sarkıtlar, karda bir milim bile kaymadan araba kullanan şoförler, yoğun trafik ve yol üzerinde gördüğüm Ortodoks kiliselerin ihtişamı dikkatimi çeken önemli detaylar olarak gözüme çarptı.
Yavaş yavaş şehrin içine yaklaştığımızda koskoca Moskova nehrini buz tutmuş görünce şaşırmadım desem yalan olur.
Koca koca gemiler donmuş nehirde öylece kaskatı kalmışlar.
Nehrin ve gemilerin soğuğa karşı koyamayan halinin muhteşem görüntüsü fotoğraf çekmek için idealdi. Bol bol çektiğim fotoğraflardan vardığım kanı, bunu belirtmeden geçemeyeceğim karın en çok yakıştığı şehir Moskova olduğununu kanıtlar gibiydi...
Ayvazovski nin resimlerindeki gibi parlak sarı Güneş, sadece şehri aydınlatırken soğukla baş edemiyordu. İliklerime kadar üşümüştüm. Şehrin merkezinde bulunan Moskova Swiss otelden içeri girdiğimde yüzüme vuran sıcaklık,
bana annenim sıcacık kucağı gibi geldi.
Tarihi yapıları, kremlin sarayı, müzeleri, Paveletskaya Metrosu, GUM Mağazası, Gorki Parkı Moskova nehri ve gece hayatı şehri görmeye değer kılıyor.
Novo-Deviçye Mezarlığında yatan dünyaca ünlü ozanımız Nazım Hikmet in mezarını görmek şiirin haccına gitmek gibi bir şey.
Sanat, tarih, kültür ve doğa iç içe geçmiş, gizemli bir şehirdir Moskova...
Hristiyanlığın Ortodoks yanı bu şehirde varlığını tüm gücüyle hissettirirken; azınlıkta olan Rus Musevi leri her yerde olduğu gibi burada da para babaları.
Putin in varlığı ile kabuk değiştiren Ruysa, Moskova başta olmak üzre tüm ülke gelişiyor ve değişiyor.