Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
444
 

Mucizeleri uzakta aramayin

Mucizeleri uzakta aramayin
 

Sahada 11 dunyada milyonlarca yurek atiyor bizim icin atiyor.


Bloğuma umutlu umutlu yazmıştım yine dün gece. “Bu gece bizim olsun” diye. Futbol yorumcularından tutun da tüm Türk halkına kadar sahada bizim neler yaptığımıza kimsenin aklı ermiyor. Maçlar gitti dediğimiz yerde hep maçları kazandık. Benim de herkes gibi futbol anlayışım mucize anlayışım değişti. Gruptan çıkamaz diyenler oldu, gol atamaz diyenler oldu ama Milli takımımız ve canımız Türkiye’miz şimdi yarı finalde Almanya ile kupaya uzanmanın final öncesi son mücadelesini yapacak olmanın heyecanını yaşıyor. Hayatta sanırım en güzel olan şey inanılmazı başarmak. Bunu gerçekleştiren tüm oyuncularımızı ve teknik ekibimizi alınlarından öpüyorum.

Maçta aklım, beynim, düşüncelerim, dilim dondu. Öyle bir hatalı gol yedik ki artık her şeyin bittiğini düşündüm. Maçı izlediğimiz mekândan ayrılmak üzereydim ki hayatta ilk kez bir mucizeye bu kadar yakından tanık oldum. Topun o kadar savunma oyuncusunun arasından Semih’in önüne inmesi ile Semih’in ayağını topa sokması bir oldu. Topu ağlarda görünce çıldırmayıp da ne yapmalıydık. 119 da gol yiyip de 120 de gol atmanın arasında geçen zaman içinde iki büyük duyguyu yaşadık. Üzüntü ile sevinç birbirine hiç bu kadar yakın olmamıştı sanırım.

Yurtdışında izliyorum maçlarımızı. Barda müthiş bir hava vardı. Elimi gözümü boyadım maç gitmeden önce. Maç için yola çıktım motosikletimin lastiği patladı. Maç için kafamda bir ton boya aka aka barda oturdum. Gözlerimdeki lensin teki de maçta düşünce bende maça sakat sakat devam ettim.

Maça döndüğümüz zaman ise bu kez millilerimiz çok daha kontrollü oynadılar ama Hırvatların oyunları bizimkinden iyi idi. En azından pozisyonlara girdiler ve bizim savunmamızı zorladılar. Hırvatların maçı kaybetmelerinde ki en büyük sebep ise üzerlerindeki baskı oldu. Türkiye’den o kadar korkmuşlardı ki hiçbir zaman oyunu riske etmek gibi bir düşünceleri olmadı. Her şey onlar için aslında iyi gidiyor gibi idi. Ta ki pozisyonları teker teker harcayıp iyice strese girene kadar. Bizim ise çektiğimiz şutlar bu kez inanılmaz tehlikeli idi. Özellikle Mehmet Topal ve Tuncay ile gole çok yaklaştık. Bunu anlamamız gerek, bizim takımımızın kesinlikle maç boyunca kaleyi daha fazla yoklamalıyız. Topa çok sert vuran oyuncularımız yeter ki kendilerine güvensinler. Hırvatlara karşı kaleyi tutturamadık ama Almanlara karşı bunu başarabiliriz. Önümüze topu aldığımız anda eğer kaleyi görmüşsek imzayı topa koyup kaleye postalamalıyız.

Hırvatların maç boyunca her vuruşları bizi hop oturttu hop kaldırdı. Maçı berabere bitirdik derken kalemizde Rüştü’nün büyük hatasıyla golü yediğimizde Hırvatlar çılgına döndüler. İşte o sırada bizim çocukların bir umut daha olabilir düşüncesi ile arkadaşlarını yerden kaldırmalarına tüm dünya gözleri ile şahit oldu. Türklerin asla pes etmeyeceğini bir kez daha dünyaya gösterdik. Bu pozisyonun ardından da belki de ömrümüzde bir daha göremeyeceğimiz bir mucize gerçekleşti. Türkiye Hırvatistan’a öyle bir gol attı ki o anda Hırvatlar maçtan koptu ve şoktan bir daha uyanamadılar. Normalde çok daha iyi vurabilecekleri penaltı atışlarında dahi bırakın Rüştü’ye nişanlamayı kaleyi bile bulamadılar. Bizim penaltıcılarımızın ise bu kadar soğukkanlı penaltı atmalarına şapka çıkarılır. Maçın kader adamı sanırım Rüştü’den başkası değildir. Müthiş toplar çıkardı, hayatının en saçma golünü yedi ama hayatının kurtarışını da yine o gece yaptı.

Maçı nasıl yorumlamam gerektiğini inanın bilmiyorum zaten yorumcu falanda değilim, oturdum bilgisayarımın başına içimi döküyorum. Bu güzel anların tadını çıkarıyorum. Tüm dünya bizim zaferlerimiz ile şaşkına döndü. Bizi dünyanın her yerinde destekleyen o kadar çok yabancı var ki. Ne kadar büyük bir ülke olduğumuzu yeniden anlıyorum. Maç hakkında çok fazla yoruma bile gerek yok. Şanslıyız, ballıyız, oyunu bırakmıyoruz, mücadele ediyoruz ve en önemlisi inanıyoruz. Turnuvanın en iyi topunu oynamasak da maçlarımızda karşı takımı ezmesek de biz bu turnuvanın yinede en renkli takımıyız. Turnuvanın en sıkıcı maçları ve en heyecanlı maçlarını aynı anda oynuyoruz. İnsanların unuttukları mucizeleri yeniden yaşatıyoruz. Sakatlarımıza rağmen yolumuza devam ediyoruz ya, Allah Almanya maçında da yolumuzu açık etsin.

Almanlara karşı şansımız yine az gibi gözüküyor, aynı önceki maçlarımıza olduğu gibi. Bu sefer kadro kurmakta da zorlanacağız. Portekiz maçında ki gibi oynayacak bir Almanya’yı belki de hiç yenemeyeceğiz ama biz futbolun mucize tarafıyız. Mucizeler olmaz ise futbol inanın çık sıkıcı olurdu. Biz yine 11 kişi sahaya çıkacağız ve anlımızın akıyla mücadele edeceğiz. Belki de son maçımız olacak ama hakem düdüğü çalana kadar biz maça yüreğimizi koyacağız. Artık ne olursa olsun. Varsın final olsun. Şimdi sevinme zamanı, birlik olup inanma zamanı. Türkiye’mizin adını Avrupa sahalarına öyle bir kazıdık ki yıllar geçse de o çimlerden çıkmayacak. Dün gece çok inandık ve Almanları deviren Hırvatları eve yolladık. Şimdi Almanya’yı bekliyoruz. Yarı finali izlemek harika olacak ve inanılmazın peşinde koşmayı asla bırakmayacağız. Dün gece bizim oldu ise Almanya gecesi niçin bizim olmasın? Ben artık mucizeyi uzaklarda aramıyorum. O bizim içimizde, yüzlerce yıldır olduğu gibi. Yolumuz açık olsun. Adımız final olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 180
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 4177
Kayıt tarihi
: 13.11.06
 
 

Kariyerini Uzakdoğu sahne ve televizyonlarında geliştiren  sunucu, şovmen, yazar, oyuncu Uğur Rıf..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster