​ Mudanya, Siye, Trilye / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Mudanya, Siye, Trilye

Eğer bir hafta sonu hem "uzağa gitmeyeyim" hem de "şehirden gerçekten uzaklaşayım güzel küçük bir köyde kafamı dinleyeyim" diyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okuyacaksınız demektir.

İstanbul'da olduğunuzu farz edelim ve yolculuk planınınızı ona göre yapalım. Yenikapı’ya gidip deniz otobüslerinden bir tane Mudanya’ya –iki de olabilir—bilet alıp –akşamları sefer var (ayrıntılı bilgi www.ido.com.tr) gazetenizi de aldıktan sonra 1.45 saatlik yolculuktan sonra Mudanya iskelesindesiniz. Ne güzel değil mi? Araba kullanmak yok, trafik yok, kısa zamanda denizde yolculuk...

Şimdi önce solda gördüğünüz sarı büyük binaya doğru bir yürüyüş tutturun orası eski gar binası, yeni Montania otel; havuzu ve daha bir çok olanağı var. İsterseniz orada kalın, isterseniz de anlatacağım köyleri okuyana kadar bekleyin, belki fikriniz değişir...

Acıktıysanız sahil boyundaki herhangi bir balık lokantasında karnınızı doyurabilirsiniz. Merak etmeyin istanbul kadar pahalı değiller ancak çok ucuz oldukları da söylenemez. Neyse...

Mudanya’nın içine doğru bir yürüyüş tutturun; arada eski ve halen zamana direnen çok güzel evleri göreceksiniz. Bir süre sonra mütareke evinin önünde bulacaksınız kendinizi, tarih bilginizi yoklayın bakalım neler kalmış aklınızda... Açık ise –mesai saatinde— gezebilirsiniz.

Biraz daha yukarılara doğru yürüyüşe devam edin, tepelerde zeytin ağaçlarının arasında yapılmış olan evleri görünce biraz canınız sıkılacak biliyorum; ancak neylersiniz inşaat sektörü yutup duruyor yaşam alanlarımızı...

Biraz daha yukarda Yıldıztepe var. Hadi canım! Bu kadar çabuk yorunulmaz; yürümeye devam! Yıldıztepe'de soğuk birşeyler içip manzaranın keyfini çıkarın...

Sonrasında 6 km.lik yolu ister yürüyün; isterseniz köy minibüsünü bekleyin. İlk köy Siye; Siye’nin yeni adı Kumyaka, evet efendim isim değiştirme hastalığından buralar da aldı nasibini ne yazik ki! Siye köyü küçük ve çok güzel bir köy. Eskiden Rumların yaşadığı bu köyde halen daha eski evler var ve kimilerinde yaşayanlar da var. Kilise ise ne yazik ki yıkılmaya mahkum! Ancak kiliseye girip baktığınızda duvardaki fresklerin halen zamana direndiğini göreceksiniz...

Çınar altındaki kahvede çay içip köylülerle yarenlik edebilir ya da yürüyüşünüze devam edip Trilye beldesine ulaşabilirsiniz. Aradaki mesafe 4 km.ama isterseniz yine köy midibüsüne binin siz...

Trilye’nin yeni adı Zeytinbağı; bu köyde de eski evleri, 100 yıllık taş okulu ve ikisi harabe biri ev olarak kullanılan toplam üç kiliseyi gezebilir, ara sokaklarda kapı önlerinde oturan teyzelerle yarenlik edebilir ve akşamına ister Montania Otel'in küçük kardeşi olan Zeytinbağı Otel'de ya da Ercan Amca'nın pansiyonunda konaklayabilirisiniz. Hangisinde kalırsanız kalın akşam denize karşı bir duble rakı ve balığı, sabah Trilye zeytini ve zeytinyağıyla nefis bir kahvaltıyı sakın kaçırmayın derim ben.

Bakus şarap imalathanesine uğramadan geçmeyin, oradan da tadım yeri zaten yol kenarında Sedat Bey size güzel şaraplarından tattırsın, beğenirseniz alırsınız; ki bence çok güzeller...

Şehre hem yakın hem de uzaksınız kıymetini bilin ve bir daha gelmek üzere, damağınızda balığın, rakının, zeytinyağının ve ruhunuzda huzurun tadı geri dönüş yolculuğuna çıkın.

 
Toplam blog
: 5
: 542
Kayıt tarihi
: 31.01.07
 
 

Taşralı bir yazarım:) En sevdiğim şey gezmek ve okumaktır. Özellikle Şehr i İstanbul'da gezmek en bü..