- Kategori
- TV Programları
Muhteşem Yüzyıl/ Kabul edemiyoruz ama Şehzade Mustafa isyan etti- İsyan alametleri

Birbirinden Muhteşemler!
Muhteşem Yüzyıl’ın bizlere hatırlattığı “Bir Osmanlı Gerçeği” izleyenleri sadece tokatlamıyor, yumruk yumruk üzerine nakavta gitti!
İzleyenlerin “Bir masal”ı gerçek tarih gibi izlemesi dizinin mi başarısı, yoksa bizim araştırma eksikliğimizden mi? Sanki Amerika tarihiymiş gibi her şeyden bir haber Türkiye, hafıza zayıflığını her bölümde bir daha bir daha göstermekten geri kalmıyor. Maşallah!
Dün akşam da Muhteşem Yüzyıl; muhteşem acılarla, muhteşem oyunculuklar, muhteşem sahnelerle arz-ı endam etti. Gözyaşlarını tutamadı Türkiye! Sadece tarihi karakterlere değil oyunculara da sinir oldu, nefret etti. Oysa ki bu bir oyuncunun oynadığı role başarı ile girmesinin tam ifadesiydi. Tebrikler!
Daha önce de “Aras Bulut İynemli- Tolga Sarıtaş/ Şehzadeler Işık Saçtı!” yazımda duygularımı ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmıştım. Dün akşam ki bölümde dizinin oyuncu seçiminde Şehzadeler gene “doğru seçim” dedirtti. Şehzade Cihangir’e can veren Tolga Sarıtaş oyunculuğu ile çok başarılıydı. Son iki bölümde diğer Şehzadelerin biraz daha önüne çıktı, gözünün mavisinden Şehzade Cihangir çıktı ama gene de “bütün Şehzadeler çok başarılı” asla inkar edemem.
Son iki bölümün “masalsı atmosferi” ne bir de oyunculuklar eklenince Türkiye havaya girdi, tarihin sayfalarına lanetler yağdırdı. Oysa senaristlerin yazdığı masalı seyrediyoruz, lütfen farkına varalım!
Unutmayalım ki, 461 yıl önce ne twitter, ne de facebook vardı! Haliyle de vakanüistlerin tuttuğu tarih notları ile bizlere kadar geldi. Hiç birimiz orda o anda değildik, o yüzden de biraz sakin olun! Fotoğraflar yok, belgeler sınırlı, Venedikli Tarihçiler zaten olaydan bir haber! Herkes kendi penceresinden dedikoduları bize aktarıyor. Siz Kanuni olsaydınız bu vakayı tarihe yazdırır mıydınız?
Günümüzün liderleri bile “şapka düştü kel göründü” durumlarını inkar edip; saklamaya, sildirmeye, unutturmaya, gündem değiştirmeye çalışıyorsa Kanuni de bunun üstünü örttürebilecek kadar güçlüydü, ne de olsa İmparatordu! Bu olay da diğerleri gibi tek şahitle hayata yazıldı o da ALLAH’tır!
Son zamanlarda duyduğumuz, hatırlara tekrar getirilen “yandaş” sözcüğü o zamanda vardı. Haliyle tarihi anlatanlar arasında da yandaşlar oluyordu, kimi Hürrem’i melek diye anlatırken kimi “şeytanın ta kendisi” demekten kendini alamıyordu. Şehzade Mustafa’nın katlinde de Kanuni taraftarları ve Mustafa tarafları oluşmuştu. Aynı durum gerek Şehzade Cihangir’in gerekse Şehzade Bayezid’in ölümlerinde de görülür ve herkes kendi tarafından anlatır tarihi. Venedikli tarihçilerin “Kanuni kini” ile sanki çadırda saklanıp, olayı bire bir yaşamış gibi öykülendirmesi de anlaşılmaz bir durum olmamalı.
Diyelim ki, yeniçeriler Şehzade Mustafa’nın hazin sonunu çadırın dışında bekleseydi ne olurdu düşündünüz mü? Değil Sadrazam Rüstem Paşa’yı Kanuni’yi bile hiç silah kullanmadan parça parça ederlerdi.
Dün gece Şehzade Mustafa’nın cenaze namazının kılınmaması gerekçiğini söyleyen sözler ekranda uçuştu, oysa ki bazı tarihçiler Kanuni’nin cenaze namazında defalarca gözyaşı dökmekten abdest tazelediğinin altını çizer.
Bu diziyi seyrederken senaristlerin yazdığı masallar olarak kabul etmeli ve her fikirden tarih okuyup, akıl süzgecinden geçirmeyi ihmal etmemeliyiz. “Bu bize ne katacak?” sorusunun cevabı olarak da sizlere “durduk yerde, olur olmadık şeylerden dolayı ecdadımıza davalar açıp, kinlenmeden yaşamayı öğreniriz” diyeceğim.
Prof. Dr. İlber Ortay’lının açıklamaları zaman zaman bizleri şaşırtıyor. Sayın Ortaylı: “Şehzade Mustafa adına tuğra çektirdi ( Mustafa Han)ve hutbe okuttu, bu padişahlık alametidir!” demeyi de ihmal etmedi.
Osmanlı’da üç tane padişahlık alameti vardır. Bunlar, Tura çektirmek, adına hutbe okutmak ve adına para bastırmak. Padişah olmadan bunları yaptırmak suçtur ve cezası idamdır. Yani Şehzade Mustafa hakkında iki idam kararı vardır. O zaman ortaya şu soru çıkıyor, Bir şehzadenin hayatı mı, yoksa devletin düzeni mi?
Bugün baktığımızda çirkin görünüyor, ama “Devletin Beka”sı için şehzade orada şehit edilmeliydi. Kanuni idam kararını verirken “Bir İmparator”, oğlunun naşının başında da “Bir Baba”ydı. Unutmayalım ki vicdanı ve kanunlara verdiği değer nedeni ile Süleyman’a “Kanuni” lakabı takılmıştır.
Ben de diziyi seyrederken arada mantığımı kaybedebiliyorum, ne de olsa insanız! Olayı abartıp gündeme “Mustafa tahta çıksaydı ne olurdu?” gibi hayaller peşinde koşup, soru soracağımıza, “internet yasası başımıza neler açacak?” onu düşünüp, gerçek hayata dönsek, ne dersiniz?
Diziler masaldır; dışarıda gerçek hayat var, toplum bilincimizin farkına varalım, az biraz mantık lütfen!
Hayatta mantıklı olmanız dileği ile…
https://twitter.com/eceer6
https://www.facebook.com/pages/Ece-Er-%C4%B0le-Ba%C5%9Fb