Muhteşem Yüzyıl- Şehzade Cihangir / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '12

 
Kategori
TV Programları
 

Muhteşem Yüzyıl- Şehzade Cihangir

Muhteşem Yüzyıl- Şehzade Cihangir
 

Dizide Cihangir


Başladı, başlayacak derken bitti, bitiyorlara döndü muhabbet. Sanırım bitmeyecek, çünkü bu dizi pek çok kişinin ekmek parası ve iyi kazandırıyor. Haliyle yapımcısından senaristlerine herkes bu parayı kaybetmek istemeyecek. Bu da kıyafetinden- senaryosuna kadar belli kalıplar içerisinde dizinin devam etmesi için can havli ile değişimler getirileceğini hissettiriyor bana. Oh olsun! Hadlerini bilsinler! Ve benzeri söylemler gereksiz. Haliyle de çok kinci yaklaşımlar. Bu kadar kin neden?

Ben daha önce bir yazımda ‘’1980 darbesi ile tarih derslerimizde yazılanlar değişti’’ demiştim. Evet! Değiştirildi, bunu ben yaşlarda olanlar ve daha büyüklerin hatırlayacağına eminim. Kıyamet beklerken belki de padişahlık, Osmanlı hayranlığı ve Osmanlı olmak isteyenlere bir kıyamet oldu bu dizi. Hepsi değil ama bazı gerçekleri gün ışığına sunup, suratımıza tokat gibi vurdu ve biz de bunun sersemliği ile hapırıp-köpürdük.  Evet! Dizinin abartılmış, saptırılmış, yokdan var edilmiş durumları var. Ama bu bir dizi, bir gerçek değil! Devlete düşen vazifeyi ben hatırlatmak istemezdim, ama dizi sayesinde gençlerimize, dolayısı ile dünyaya bir Osmanlı tanıtımı yapılabilirdi. Unuttuk mu? Bilmem! Sayın Semra Özal ve Papatyaları Osmanlıyı dünyaya duyurup, hayranlığını arttırmak için (kesin iyi ki kurtulmuşuz! Yoksa buralara da geleceklermiş! Dedirtiren) Muhteşem Süleyman sergileri, Lale Devri göndermeleri ile büyük sergiler ve davetler vermiş, Türkiye’yi dünya manşetlerine taşımışlardı. Kimine göre şundan, kimine göre bundan yapmışlardı. Ama yapmışlar ve dünya gündemine bu sergi ve davetlerle oturmuşlardı. Böyle bir şeyler yapılabilir ve gerçek Taşlıcalı, gerçek Martakçı dünyaya hatırlatılabilirdi.

Bu çok para ister kardeşim! İşimiz başımızdan aşkın! Nasıl yapalım? Derseniz bunu da ben söylemeyeyim isterdim. Sabancı ailesi, Koç ailesi, Eczacıbaşı ailesi, Alaton’’lar, Garihler o zamanda böyle çalışmalara yardım etti şimdi de ederler. Hatta edebilecek yeni isimler de bulunabilir Doğan gurubu mesela! Benim aklıma gelenler bunlar. Ben isterdim ki AKP ( ki buna bütün partiler destek verecektir) Osmanlı eserlerinin elinden tutup, fırsat bu fırsat diyip dünyayı bir dolaştırsaydı. Dünya Türk’den bir daha korkup, titreyerek kendilerine gelseydi.    

 Neyse ben Şehzade Cihangir’e dönmek istiyorum izninizle! Bu yazıda hep acı, hep öfke, hep nefret anlatacağım aslında. Şimdiden özür dilerim! Şehzade Cihangir, Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın 6. çocuğu ve 5. şehzadeleri olarak dünyaya gözlerini açtı minik Cihangir. Kimilerine göre doğuştan, kimilerine göre sonradan, kimilerine göre büyüden, kimilerine göre hastalıktan kambur olmuştu Şehzade Cihangir. Kanuni Sultan Süleyman da oğluna pek düşkündü. Kambur olduğu için Kanunİ, Cihangir'e ''dünyayı taşıyan Atlas'' diye hitap ederdi.

Şehzadenin kamburluktan başka da fiziksel kusurları da vardı. Şehzade Cihangir çok zarif, hassas ve ağırbaşlı bir yapıya sahipti. Kardeşleri tarafından bile fiziksel kusurları sebebi ile alay konusu olmaktaydı. Bu durum onun zaten tahta geçmesine engeldi. Şehzade Cihangir ayrı ve düşman annelerin çocukları olmasına rağmen Şehzade Mustafa tarafından korunup, kollanıyordu. Bu sebeptendir ki Şehzade Cihangir, Şehzade Mustafa'ya karşı özel bir sevgi ve hayranlık besliyordu.

Hoş şehzademiz şiirden hoşlanır ve savaşa da karşı olduğunu hep dile getirirdi. Tahta oturması imkansızdı duygusu ve görüntüsü tahta uygun değildi. Şehzade Cihangir, devlet işlerinden de pek hoşlanmıyordu. Şehzade Mustafa'nın babaları tarafından katl ettirilmesi hassas Cihangir'e çok dokunmuştu. Rivayetler Şehzadenin bu ölüme tanık olması sebebi ile sırça kalbi durdu.

Yine rivayetler der ki; Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi yeniçeriler arasında çok büyük bir üzüntüye sebep olmuştu. Kazan kaldırıp Muhteşem Süleyman'ın muhteşem sarayını başına yıkacaklardı. Hürrem Sultan, bu durumu bertaraf etmek için kanlı, acılı bir çözüm buldu. Ne de olsa yeniçeriler Hürrem'i hiç sevmezlerdi. Bu sebeple de Mustafa'nın başına karşılık Cihangir'in başını yeniçerilere vermek ortalığı sakinleştirecekti. Ne buluş ama..... benim çocukken okuduğum tarih derslerinde de aynen bu hikaye yazmak da idi!

Kimilerine göre ağabeyinin ölümünden birkaç gün sonra, kimilerine göre de ertesi gün Şehzade Cihangir hayatını kaybetti. Yeniçeriler Cihangir'i Mustafa'ya karşılık aldılar ve sadece linçle kalmadılar. Öfkeden kudurmuş gibi cesedi lime lime edip, parçalanmış gövdeden kopardıkları başı da top gibi tekmeleyip öfkelerini dindirmeye çalıştılar. Korkunçççççççç!!!!!!!!!!!

Anlattıklarımın hepsi idaadır. Gerçek mi? Kimse emin değil. O yaşımda da bu yaşımda da aynı şeyi hissediyorum ‘’Umarım gerçek değildir’’. Hoş Osmanlı tarihinde şehzadeler katl edilmiş durmuş, öyle veya böyle ama hep yok edilmişler. Ne hırs? Kanuni Sultan Süleyman da acısını dindirip, günah çıkartırcasına Şehzade Cihangir'in adına bir semt yaptırmıştır. Cihangir semtine adını veren cami Pürtelaş mahallesindedir. Tepeye hakim manzarası vardır. Şehzadenin sağlığında bu tepeye gelir, bir ağacın dibine oturur ve Şehr-i İstanbul'u seyreder, hayallere dalardı. Hayallere mi dalardı? Yoksa hayatının kabusuna mı yanardı? Cami Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Caminin yanına bir de sübyan okulu yapmayı ihmal etmemişlerdi. Cami defalarca yangında kül olmuş ve yeniden inşa edilmiştir. Dolayısı ile de orjinalliği gitmiştir.

Hürrem’e gelince ‘’hangi anne çocuğunu gözden çıkarır? Sonra Hürrem çok dinine düşkün ve yardım severdi’’ der gibisiniz. Ama Hürrem, biliyordu ki (dizide de bunu dile getirdi- Şehzade Mehmed’e)tahta çıkan çocuğundan başka çocuğu yaşamayacaktı. Kural buydu, Fatih kanunnamesi bunu buyurmuştu. Bu konu belki gözden kaçtı ama Kanuni de Şehzade Mehmed’e bunu hatırlattı. Haremin Osmanlı devlet protokolüne katılmasına da Hürrem yol açtı. Bu bir kadının iktidar hırsıdır. Onca yaptığı entrikadan sonra da yaptığı yardımlar da Allah’tan dilediği afdır!

Hatırlatmak isterim yaptığınız saygılı ve seviyeli yorumları yayınlayacağım. Fikir beyanı saygı çerçevesi içerisinde olur diye biliyorum.

Hayatınızı kendiniz inşa etmeniz dileği ile..........

 

 
Toplam blog
: 781
: 3899
Kayıt tarihi
: 23.09.12
 
 

16- 06- İstanbul'da doğdum. Tatbiki Güzel Sanatlar Tekstil Ana sanat dalı Moda tasarımı bölümünde..