- Kategori
- TV Programları
Muhteşem Yüzyıl dizisinde 2.Selim'in tahta geçişini görmek isterdim

4 sezonluk masal dün final yaptı. Çok acıklı bir öykünün epik anlatımı gene beni etkiledi. Her zaman ki gibi sözlere yüklenmiş şiirsel mesajlar, ölümün nefesini yüzünde duyduğunda sevdiğinin peşine takılma (Pargalı İbrahim, Kanuni'nin ölüme teslimiyetini kolaylaştırdı), geri dönüşü olmayan kapıdan geçtikten sonra dünyalığın dünyada kalması ve gerçek aşka (Allah'a) kavuşma motifleri oldukça başarılı işlenmişti.
Dizinin masalcıları, 2. Selim'in taht törenini göstermeden sadece bir ulağın getirdiği mektup ile tahta geçişine vurgu yaptılar. Ben açıkçası görmek isterdim ama hem süre sorunu oluşurdu hem de Türkiye 2. Selim'in aymazlığı için sokağa fırlardı. En ufak bir şeye itiraz eden Türkler, Muhteşem Yüzyıl için bugüne kadar 233 bin 199 kez şikayette bulunmuş. Bana çok komik gelen bu şikayetleri bir de günümüz için yapsalar da Türkiye aydınlığa çıksa! Hesap sorulacak olanlar tarihe mal olmuş kişiler değil, olsa olsa günümüz şartlarını zorlaştıranlar olmalı!
Dizide gösterilmeyen 2. Selim'in tahta geçişi sadece bir mektupla oldu, ama sonrası...
Kanuni Sultan Süleyman hayattayken neredeyse bütün erkek çocukları taht için annelerinin de katkıda bulunduğu hırs ile ( kendi Şehzadelerini Veliaht Şehzade yapmak gayreti içinde) büyük bir savaşa girmişlerdir. 2. Selim, tahta geçene kadar da hepsi telef olup gitmişlerdir. Kanuni'nin Şehzadeleri Mustafa, Mahmut, Murad, Mehmed, Abdullah, Cihangir daha Kanuni hayattayken yaşama veda etmişlerdir. Yeri geldikçe bu konularda bilgi paylaşımlar yaptım.
Şehzade Mustafa ve Şehzade Mehmet'in ölümüyle Şehzade Selim ve Şehzade Beyazid arasında taht mücadelesi başladı. Dizide bu konunun altı çizilsin diye de durmadan birbirini alt etmeye çalışan iki karakter olarak karşımıza getirilmektedirler. Bu mücadele baba Kanuni tarafından da bilinmekteydi. Bu bilgiye de Damat Rüstem Paşa sayesinde ulaşmıştı. Damat Rüstem Paşa padişahı gizli gizli Beyazid hakkında doldurmaktaydı. 1558 yılında Hürrem Sultan'ın ölümü ile iki kardeş artık açıkça savaşa girmişlerdi.
Amasya Sancak Beyi olarak göreve hazırlanan Şehzade Beyazid, atak ve isyankar biri olarak padişaha tanıtılmıştı.( Sonunda da isyan etti) İsyankar tavrı da, isyan etmesi de Damat Rüstem Paşa'nın ikili oyunları ve kışkırtmaları yüzündendi. Şehzade Selim ise sabırlı ve sağduyulu olarak gösterilmekteydi babasına. Kanuni de Şehzade Selim'i bu yüzden kayırmaktaydı. Olay o boyuta gelmiştir ki 1559 yılında tatlı bir Mayıs günü iki şehzadenin taraftarları, kendi sancak orduları ile birlikte Konya yakınlarında resmen savaşa bile tutuşmuşlardır. Kanuni, Selim'e destek verdi ve haliyle de Şehzade Selim savaşın galibi oldu.
Hatta Şehzade Selim, kardeşi Beyazid'i Hınıs'a kadar kovaladı ve Konya'ya geri döndü. Beyazid'in durumunu kendi yazısı içerisinde sizlerle paylaşmıştım. Ama durum gereği Şehzade Beyazid bu yazının içine de karışıyor.
Şehzade Selim artık Kanuni Sultan Süleyman'ın tek varisi olarak rakipsiz olarak kalmıştır. 1544- 1558 yıllarında Manisa Sancak Beyliğinde görev yaparken zamanını eğlence ve av partilerinde geçirerek tahta hazırlanıp, çok yorulduğundan da bahsedilir. 1562 yılında Manisa sancağında çok yorulan şehzade, Kütahya Sancağına atandı.
1566 yılında Avusturya Seferine çıkan Kanuni, bu seferin son seferi olduğunu biliyor muydu? Avusturya seferine Şehzade Selim katılmadı. Ne de olsa onu bekleyen zorlu görevler vardı. Kütahya'da sırça köşkünde av peşinde koşa dursun, babası Zigetvar Kuşatmasında hayatını kaybetti. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın belirttiğine göre Kanuni ölümünü asker ve halkından gizlenmesini istemişti. Bunu bir başka yazımda detaylı olarak sizlere anlatacağım.
Şehzade Selim, babasının ölümünü Sokullu Mehmet Paşa'nın yolladığı ve güya Kanuni'nin ''Fetihname''sinden yani mektupla öğrenir. Sözüm ona da babasının vasiyetini yerine getirir, Kanuni'nin ölümü saklanır. Bu mektup sonrası Lalası Hüseyin Paşa, Hocası Attalah, güzel sözleri ile onun meşakkatli hayatındaki sıkıntıları alıp, eğlendiren (muhasip) Celal Bey ve alayını da yanına alıp, tası- tarağı toplayıp İstanbul'a yola çıktı. Üsküdar'a vardığında Kanuni'nin öldüğünü Şehzade, yandaşları ve saray görevlilerinden başka duyan eden yoktu.
Üsküdar'a saltanat kayığını getiren Şehzade tarafı Bostancıbaşı Davut Ağa ilk ''Biat'' yaptı. Şehzade saltanat kayığı ile Topkapı'ya geçti. Aynı anda Tersane ve Tophane'den saltanat topları atıldı. Halk Kanuni Sultan Süleyman’ın öldüğünü, Şehzade Selim'in 2. Selim adı ile hanedanlığın tahtının sahibi olduğunu böyle öğrendi. Bir devir kapanmış, bir başka devir böylece başlamış oluyordu.2. Selim Köşk İskelesinden şehir kapısına kadar özel giyimle ve at sırtında bir alayla geçti. Yolun her iki tarafına sıralanmış, yeni hanedanı selamlayan halka paralar saçtı.
Saraya gelen 2. Selim tahta oturdu ve saray ileri gelenleri tarafından biat edildi. Bu ihtişamı sağlayan Devlet hazinesi değildi. Bu harcamaları Mihr-i mah Sultan tarafından borç olarak verilen 50.000 altın ile karşılamıştır. Devletin hazinesinin açılması için özel bir tören yapılmalıydı. Nedense bu tören yapılmamış onun yerine Mihr-i mah Sultan'dan borç alınmıştı.
iki gün boyunca sarayının ve tahtının keyfini yapan 2. Selim, babasının cenazesini karşılamak için yola koyulabildi. 30 günlük İstanbul- Belgrad yolunu da 15 günde aldığı bilgisi verilmiştir. Kanuni'nin ölümü ordu Belgrad'a yaklaşırken açıklandı. Ordu üzüntüden perişan olmuştu ve yeni sultan ordusu ile Belgrad'da kucaklaştı. Kanuni'nin cenaze namazı Belgrad'da kılındı ve İstanbul'a yollandı.
2. Selim yeniden cülus töreni(bahşiş) yapılmasını istemedi. Kapıkulu askerleri dağıtılan cülusu az buldu ve yeni padişaha çok kızdılar. 2. Selim, kapıkulu askerlerinin isyanları ile birlikte Aralık ayında İstanbul'a gelebildi.2. Selim Osmanlı tarihine yeni ilkler ekledi. 2. Selim ordusunun başında sefere gitmeyen, devlet işlerine ilgi göstermeyen ilk padişah olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Adını taşıdığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve babası Kanuni Sultan Süleyman'a yakışmayacak silik bir idare sergiledi. Aynı zamanda 2. Selim'in Damadı olan Damat Sokullu Mehmet Paşa idareyi ele geçirdi.
Babasının bıraktığı Osmanlı topraklarını genişletti genişletmesine de bunu başaran Damat Sokullu Mehmet Paşa'ydı. Osmanlının dillere destan ihtişamı devrin akıllı devlet adamları tarafından yürütülmeye devam etti, Bu sırada 2.Selim'de boş durmadı ve babası gibi o da divan edebiyatına birçok eser bıraktı. Sevdiği Nurbanu Hatun için yazdığı şiirleri en güzel eserleri olarak kabul edilir. Çok ünlü bir beyiti vardır ki Yahya Kemal tarafından ''Selimiye kadar güzel'' olarak tanımlanmıştır.
Biz bülbül-i muhrik-dem-i şekva-yı firakız,
Ateş kesilir geçse saba gülsenimizden.
( Ayrılık şikayetinin yakıcı demlerinin adamlarıyız biz. Sabah rüzgarı ateş kesilir, gülistandan geçse)
Saltanatı 8 yıl sürdü ve 2. Selim İstanbul’da ölen ilk padişah olarak tarihe adını bir kez daha yazdırdı. Türbesi Ayasofya'dadır.
Dün akşam Muhteşem Yüzyıl'da gösterilen Selim ile tarih sayfalarındaki Selim arasındaki farkı belki anlatabilmişimdir. Sizce ekrana bu da (süre olarak sığsa ) gösterilse izleyenler nasıl karşılardı? Bence bir ses daha duyardık! " Benim ecdadım böyle olamaz" diye, oysa unutmamalı ki geçmişin hatasını kabullenmek, gelecekte az hata yapmamıza sebep olur!
Hayatta hatalarınızın en az olması dileği ile....
https://twitter.com/eceer6
https://www.facebook.com/pages/Ece-Er-%C4%B0le-Ba%C5%9Fb