- Kategori
- Gündelik Yaşam
Mükemmel Bir Gün

Film izleyelim
Son günlerde internette gazeteleri okurken, müziği sonuna kadar açıp sadece başlıkları okuyorum ve çok gülüyorum. Sayın başbakanımız sanki sosyolog olmuş; ot gibi müziksiz okurken hiç farkında değilmişim. Ne ayıp bana. Tüüüü hatta yazıklar ossun bana. Bakınız okuyunuz:
Yangına körük tutuyorlar. ( İş dünyası olayı fazla “beyking povdırlıyor”)
Ümüğümü sıktırmam. ( Bu da ay em efettinci amcalara )
2 yıllık zulaları var. ( Yine iş dünyasına atıf )
Ya sev, ya terk et. -Yorumsuz-
Vatandaş savunacak tabii. ( Pompacı amcaya. Haaa bu arada pompacı amca gözaltına alınmış, bir süre sonra amca salınmış, pompalı tüfek alıkonuyormuş! –Yorumsuz-
Entel para babaları (ana babalarını tek başına yaşama terk ediyor) (Yaşlılar –Üzmez- memeli)
Yine ve yine yine yine yine yine. En az ÜÇ çoccukkk. Artık anla be güzelim.
Ey sevgili haftalık (uzun zamandır yazmadığım için sana haftalık diyorum.) Neyse sevgili haftalık mükemmeliyetçi bir insan değilim ama sırf Ferzan Özpetek beyfendi yönetmenin filmlerini beğendiğim için “Mükemmel Bir Gün” isimli filme gittim. Ama beğenmedim. Üçüncü sayfa haberini ve birbirine değen hayatları anlatmış. Şimdi buradan Hıncal Uluç beyfendi gibi bir kötüleme, bir kötüleme yapmayayım. Zevkime göre bulmadım. Zaten kimsenin de bunu okuyunca aman Nilüfer adlı blogger beğenmemiş gitmeyelim diyeceği de yok a!… Sinemada beş kişiydik. Kendimi sinema kapatmış zonta gibi hissettim. Millet çoğu emekli (karavel saçlı hanımlar ve beyfendiler –yok onların saçları karavel değildi genel olarak griydi- akın akın “Mustafa” isimli filme gidiyorlardı. Bense bu filme gitmemeye karar verdim. Sevgili Ata’mızı sevmediğimden değil tam tersine çok sevdiğimden ötürü. Ata’mızın özel hayatını televole kültürü ile harmanlayıp belgesel yapılmasına şiddetle karşıyım. Özel hayat, adı üzerinde özeldir. Hele mucizeler yaratmış sevgili Ata’mızın ülke için yaptıkları bırakılıp özel hayatı Can Dündar’ın kadife sesli, romantik, kırılgan beyfendi edasıyla seslendirmesi…. Iıı ıııı ıhhh. Benim gitmemem çok mu önemli? Pehhhh ne kadar önemli olacak.
Neyse sinemadan çıktım ve çıkar çıkmaz bir vitamin kafeyle karşılaştım. Bildiğiniz portakal, havuç, nar suyu v.s. Bir de bunların yanına çimen suyu koymuşlar. Sağlıklı yaşam için, 124 yaşına kadar yaşamak için, her gün 1 bardak çimen suyu içmek gerekiyormuş. İyi ben almayayım o halde! Benim bünyeye alerji yapar, o.
Fekat bu çimen suyu beynimde “zoinkkk” bir yıldız parlamasına neden oldu. Bizim evde “Viki” isminde bir hanfendi var 2005 yılından beri. Dolu dolu 3 yıldır bu hanfendi cinsinin neler yaptığını, nelerden hoşlandığını, nelerden hoşlanmadığını bir belgesel tadında izledim, öğrendim.
Bizim hanfendi ve diğer hanfendi beyefendi kedigiller ot yiyorlar, yani çimen. Mutlaka ve mutlaka saksıya kuş yemi ekmelisiniz ki, bu hanfendi çimensiz kalıp battaniyeleri kemirmesin. –Geçen yıl çimensiz kalıp kemirmişti ve hasta oldu, her gün veterinere taşımıştım. 10 günde zor düzelmişti.-
Diyeceğim odur ki bu kedigiller işi çok biliyorlar. Mide için çimen yiyorlar, sağlığa çok iyi geliyormuş.
Az yiyip, sık yiyorlar. (Diyetisyenlerin önerdikleri gibi) Biz bunu bildiğimiz halde tabağımızın son kırıntısına kadar silip süpürüyoruz.
Bi de bunların yürümeleri bi zariftir bi zarif…. Mankenler bile “ket volk” denen yürüme stili ile yürürler.
Sonra ikili ilşkilerde mesafelidirler. İşin suyunu çıkartacak kadar vıcık vıcık olmazlar. Aynı evde her dakka birlikteyiz ama birbirimiz özleriz. Mutlaka bi yerlere girer, saklanır.
Bi de gündüz paso uyur, gece ayaklanır. (Bilirsiniz gecenin sessizliğinde bütün ilhamlar, düşünceler beyninizde durup dinlenmeden fır fırrr döner.
Öfff Allahım yaaa! Çok mu geyik bi yazı oldu? Ne yapalım bu günkü ruh halim böle. Her telden çalıyor. Biraz ordan, biraz burdan. Oldu olacak şunu da yazayım: Son günlerde favori şarkım “Rafet El Roman” “Virane” Rafet beyfendi bunu, gençten şirin bi çocukla söylüyor. İki erkeğin aşuk ve maşuk kıvamında beraber düet yapması garip oluyorsa da, süper şaane bi şarkı. –Bana göre-