- Kategori
- Güncel
Mülki hukuk şahsi hukuk sistemi
MÜLKİ HUKUK ŞAHSİ HUKUK…
Şu son olaylara bakınca ülkemizde; adalete hukuka ve meclise dolayısıyla da siyasete siyasetçilere olan güveninin yerlerde süründüğünü görüyoruz…
Vatandaşların sorunlarına dertlerine isteklerine çare olmasını umduğu tüm kurum ve kuruluşların başlarına bela olacağını hiç kimse düşünemezdi ama maalesef oldular…
Örneğin Hukuk, eğitim sağlık emniyet polis, dini kurumlar yaşamın içerisinde refaha huzura geleceğe taşımak zorunda olan bu kurumlar şapır şapır dökülüyorlar…
Hukuk kurumlarının “adalet” dağıttığına kaç kişi inanıyor, Eğitim kurumlarının “bilgi ve kültür” ürettiğine kaç kişi inanıyor, Sağlık sisteminin giderek Azrail’in iş ortağı olmadığını kim söyleyebilir?
Hele ki ortada bitmek tükenmek bilmeyen, başında ezilmekte geç kalınan bir yılanın olduğu terör ve terör örgütleri varken “ekonominin” rayında olduğunu düşünmek fazlasıyla saflık olmaz mı?
Kaç gündür Hükümet ya da Başbakan ile “Cemaat” yani Fethullah Gülen çatışmasını kavgasını izliyoruz. İzlerken bile insanın midesi bulanıyor.
Öyle büyük hayal kırıklığı oldu öylesine büyük hasarlar verdiler ki; yakın gelecekte hem devlet kurumunun hem de “cemaatin” bu hasarların altından nasıl kalkacağı merak konusu…
***
Şu cümleyi çok rahat kullanabiliyorum artık; ortalık alabildiğine pis kokuyor. Tabiri caizse et bile koktu. Günlerdir ne olacak bu ülkenin, milletin hali demekten dilimizde tüy bitti.
Ne yazık ki şu anda ne olacağı belli değil, hiç kimse de bilmiyor…
Atalarımın dediği gibi; Et kokarsa tuz üzerine tuz dökerler ama ya tuz kokarsa, ne dökeceksiniz?
Gördüğünüz gibi eti kokutmayacak, halkı haktan hukuktan soğutmayacak sorunlara çare olacak kurumların hemen hepsi başlı başına sorun olmaya başlamışlar…
Ve geldiğimiz en tehlikeli bu noktada bile ülkemizi yönetenler bunlardan rahatsız bile değiller…
İnsan ortalıkta bunca sorun bunca suçlama itham varken bütün bunlara çare olacak kurumun yargı ve “hukuk” olduğunu düşünüyor. Hukuka yargıya toz kondurmak istemiyor; kirlenmesin istiyor.
Çünkü bakın Türk tarihine Osmanlı tarihine; bizler ulus olarak “hukuka” ve “hukuk düzenlerine” çok geç ve çok zor geçtik…
Sahip çıkmamız ve korumamız gerekirken ne acıdır ki; bu sistemden ekmek yiyenler bile sahip çıkamaz durumdalar…
***
Bu ülkenin dönemler itibariyle çok hukuklu bir sistemi vardı. Öncelikle “şahsi hukuk” sistemi egemendi. Ancak tarihteki birçok askeri yenilgiler sonrasında ve bazı ülkelerin iç işlerimize müdahil olmasıyla birlikte ”şahsi hukuktan” vazgeçildi “mülki hukuk” sistemine yöneldik…
Önce öne çıkacak olan terimleri açıklamakta yarar var.
Şahsi Hukuk nedir? İnsanları bir ülkenin vatandaşı değil de, bir din ya da mezhebin mensubu olarak tanıyan bir hukuk sistemidir. Bu nedenle de ülkede uzun yıllardan beri gelen mezhep ve din farklılıkları hukuk sistemine de etki etmiştir.
Mülki Hukuk nedir? İnsanları bir ülkenin ve o ülkenin üzerinde kurulmuş devletin “vatandaşları” olarak kabul eder, ne din ne mezhep farkı gözetmeksizin ortak hukuk sisteminin bir parçası olduklarını kabul eder.
Ki son yıllarda bu sisteme uluslararası hukuk sistemleri de eklenmeye başlamıştır. Çağdaş hukuk normlarının insanlığı çok doğru ve iyi yere ulaştıracağına herkes inanmak istiyor…
***
Ama gelin görün ki sadece bugün değil çok uzun zamandır ülkemiz hukuk sistemi açısından tıpkı eğitimde olduğu gibi tıkanmıştır. Ve “Mülki Hukuk” sisteminin “Şahsi hukuk” sistemine yöneldiğinden en ufacık bir kuşkusu kalmamıştır.
Dayatmalar ve ısrarın hukuk sistemini sorgulamaya başlamasıyla birlikte beklenen oldu; bazıları bunu istismar etmeye başladı. Çıkarılan yasalar düzenlemeler ve giderek çoğalan kararnameler evrensel hukuk sistemleriyle çelişmeye, milletin inancı ve kültür değerleriyle uyumsuzluk göstermeye başladı…
Kısaca “yargı” erki tökezledi hatta “tıkandı…”
Bütün bunlar ortada iken devletin başında bulunanlar ve sorumluluk sahibi kurumların başında bulunanlar yargı yetkisini aşan fiillerde bulunmaya sözler kullanmaya başladılar.
Tıkanan yargı süreci ile birlikte de ne yazık ki devlet “iflas” etmiştir…
Dedim ya “Mülki hukuk” sisteminden uzaklaşıyor “Şahsi Hukuk” sistemine yöneliyoruz diye. Neden çünkü bazıları “kutsallarımıza” sığınarak kendilerini aklama yoluna gidiyorlar. Dün yazdığım istifa kurumu devreye sokulsa bu yollara tevessül edilmeyecek ama ne yazık ki o kurum asla devreye sokulamamaktadır.
Halbuki korkmadan sokulsa hem hukukun hem adaletin onuru yeniden tesis edilecek…
***
Devlet içinde paralel bir yapı yani “ikinci devlet” yapılanması aslında malumun ilamıdır. Orduyu, yargıyı ve basını kendi iktidarının “uyumlu kurumları” haline dönüştürünceye kadar göz yumulan devlet içi “cemaat ve tarikat” kadrolaşmalarından “Rant paylaşımı” sürecinde(?) yollarını ayırmaya kalkanlar aslında suçlarını itiraf etmekten öteye bir şey söylemiyorlar. Zaten aksini de söyleseler artık kimseyi ikna edemezler…
Dış mihrakların oyunu, faiz lobisi vb. diyerek iç siyaseti kontrol etme aldatmacası bizi yöneten iktidarların en bilineni yalanıdır. Diyeceksiniz ki dış odaklar hiç mi yok; olmaz mı?
Bu ülkeyle hesabı olan dış mihrakların varlığını herkes biliyor, ancak kendi kirliliklerimizi ve kurumları keyfimizce yapılandırmanın günahını da dış mihraklara atmak acizlikten başka bir şey değildir…
Böyle bir dönemde; Devlet ve devleti yönetenlerin aciz ve zavallı olmaya hakkı var mı?
***
Yargının ve emniyet teşkilatlarının, eğitim kurumlarının adlarının herhangi bir cemaat ya da ideolojiyle anılır olmasının aslında yabancısı olduğumuz, ilk defa aklımıza geldiği söylenemez.
Jakoben laikliğin hâkimiyetindeki bu kurumları ıslah edeceğim derken bir cemaat ya da tarikata teslim edenlerin şimdiki şikâyetleri asla inandırıcı değildir…
Şayet “yargı ve polis” kendisine isnat edilen “dışarıdan emirle iş görme” hastalığının esiriyse son on bir yılın bütün yargılamalarını, tutuklamalarını ve suç isnatlarını gözden geçirilmesi gerekir.
Eğer bunu yapamıyorsanız “Haşhaşiler” çete, Pennsylvania, darbe komploları suikast senaryolarıyla kimseyi kandıramazsınız…
***
Birkaç gün sonra artık iğrenç bir hal almaya başlayan seçim propagandaları da seçim de bitecek, bendeniz sonuç ne olursa olsun iktidarın bu olan bitenlerle ilgili “Türk Halkını” nasıl ikna edecek onu merak ediyorum…
Seçim sonuçları asla “ikna olduk” anlamına gelmez…
Adil bir ülke ve dünya da huzurla, sağlıkla ve mutluluklarla yaşamak umuduyla;
Sevgiler saygılar…
Erdoğan ÖZGENÇ