Mümkün olsaydı, bambaşka kadınlarla, bambaşka deneyimler yaşamak isterdim ben de... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Mümkün olsaydı, bambaşka kadınlarla, bambaşka deneyimler yaşamak isterdim ben de...

Mümkün olsaydı, bambaşka kadınlarla, bambaşka deneyimler yaşamak isterdim ben de...
 

Kardeeeeş! Sendeki de, deli cesareti haaa!...


" Bana kalırsa erkeklerin çoğunluğu farklı deneyimler yaşamaktan yana. Ne kadar çok kadın varsa hayatında bir o kadar egosu okşanıyor. Kadının yaşının çok da önemli olmadığını sanıyorum. Öyle olsa harikulade kadınlara sahip erkekler neden gider de başka bir kadınla oluverir. Yakalanıncaya kadar aldığı heyecan hoşuna gidiyor. Yakalanınca da mazeret çok nasıl olsa. Eh... bilim de hizmetlerinde. Böyle olunca da mezara kadar deva ederler çapkınlığa! " 

Yukarıdaki düşünceler, Milliyet Blog'ta yazılarını severek ve beğenerek okuduğum yazarlardan değerli Ayşegül havyar'a ait. Sevgili Erol Işık'ın yazdığı: " Kadınlar seks hayatlarına nokta koyduğunda... " yazısına yorum olarak gönderilmiş. Tabi, Erol bey'in yazısı da güzeldi ama; Ayşegül hanımın sözleri, beni bambaşka yerlere alıp götürdü.

Düşüncelerim zıp zıp zıplamakta, Ayşegül hanım sayesinde!

Evet, mümkün olsa, ben de birbirlerinden çok farklı özellikleri olan kadınlarla; bambaşka deneyimler yaşamak isterdim elbette. Belki de birçok erkek, malum baskılar olmasa - dini, sosyal, ahlaki - bazı engeller olmasa - biyolojik, psikolojik, fizyolojik - kendilerine izin verilse ve bunu yapmaya güçleri yetse; her gün bir başka kadınla olmak ister! Haa! Bunu yaptığında bile, erkeğin açgözlülüğü bitmeyebilir!; o da apayrı bir konu.

Sevgili Ayşegül hanımın: " Birden fazla kadınla birlikte olmanın, egomuzu okşadığı " tespiti de çok doğru. E nasıl olmasın ki?

Başkaları bir tek kadını bile bulamazken, yanında tutamazken; kendisi birden fazla kadın tarafından sevilen, istenen, talep edilen adam; tabi ki, azıcık da olsa, havalanıverir! Aynı havalanma durumu, çapkın kadınlarımız için de şeklen farklı olsa bile, duygusal açıdan aynı şekilde gerçekleşmez mi?

Erkek için, kadının yaşı da çok farketmiyor aslında. Tıpkı Ayşegül hanımın da dediği gibi... Bugüne kadar hoşlandığım, birlikte olduğum kadınların yaş skalasına şöyle bir baktığımda; yaşın, bir kadında baktığım belki de en son kriter olduğunu görmekteyim...

Güzellik de değildi; üstelik ilk aradığım... Güzel değil, çekici kadınları tercih ettim ben bugüne kadar. Ve onların, tertemiz, mis gibi kokanlarını... Anaç, şefkatli ve tabi ki şehvetli kadınları... Benimle yarışmaktan çok; birbirimizi tamamlamaya çalıştıklarımızı... Dokunurken de, öperken de, severken ve sevişirken de: " biz " olabildiklerimizi sevmiştim. Haaa! Eğer bu duyguyu her kadından alabilseydim, gerçekten Don Juan olurdum herhalde! Milliyet Blog'un çakma Don Juan'ı değil!...

Bilim, erkek çapkınlığının hizmetinde olabilir de!... Her hizmetimizde olana, yüz vermek zorunda mıyız sanki? Elbette değiliz... " Mezara kadar çapkınlık yapmak " da her babayiğidin harcı değil hani yani!... Bunun için, hem çok ciddi bir fizik kondisyon, hem de haddinden fazla, ceplerden taşacak kadar şişkin cüzdanlara sahip olmak gerekir!

Malum... Ömür boyu çapkınlık da hem güçlü, hem paralı erkeklerin hakkı!... Aynen bir önceki yazımda da söylediğim gibi... 

Parasız, pulsuz, kara yağız bir civanı kim, neylesin ki!

Sürekli " yakalanma korkusuyla " yaşamak zorunda kalan çapkın erkeklerin, adrenalin bağımlısı olmasından daha doğal ne olabilir ki? Yapılan bir araştırmaya göre, aldatan erkeklerin kalp krizi geçirme ihtimali, eşine sadık kalabilen adamlardan çok daha yüksekmiş. E tabi!... Karısından korkmayan, Allah'tan da korkmazdı; değil mi?!!

Acaba diyorum; Ayşegül hanımın düşüncelerine böylesine hak vermem; tipik bir akrep erkeği olmamdan da kaynaklanıyor olabilir mi?!! İşin aslını, ben de bilemiyorum doğrusu!...

 Söylese de, söylemese de; açıklamaya yüreği yetse de, yetmese de; her erkeğin gönlünde, ama az, ama çok; çok eşlilik yatar aslında. Sadece Ayşegül hanım değil, bilim de bunu böyle söylüyormuş ya! : " Eh... Bilim de hizmetimizde nasıl olsa! "

Ne diyelim!... Yüreğine, bileğine kuvvet aslanım!... Ben bilimsel araştırmaların yalancısıyım!...

Gerçi... Ne kaa kadın, o kaa sorun ammaaa!... Yine de bu seferlik, karışmayıverem bilimadamlarının işine!... Olma mı!

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..