- Kategori
- Dünya
Müslüm baba dediği gibi 'mesele benim meselem'..

İstanbul sokaklarına bakınız, neredeyse üç kişden biri Arap kökenli turist misafirler göze çarpıyor.
Son on yılda gözle görülür bir artış söz konusu aynı zamanda..
Kadını erkeği çoloğu çocuğuyla özellikle alışveriş merkezlerini adeta istila etmiş gibiler.
Hayır, kesinlikle yabancı düşmanlığı veya ırkçılık bağlamında herhangi ötekileştirme gibi bir düşüncem yoktur, asla olamaz da zaten. Zira bilinç altı dahil, beyninde ülke sınırları diye bir kavram tanımayanlardanım.
İnsanların sadece farklı kültür ve inançlarla şekillendiği ve bunun da evrende çeşitlilik ve renk bağlamında zenginlik olduğuna inananlardanım.
Bu küçük ayrıntının altını çizdikten sonra eses meselemize dönelim isterseniz..
Mesele büyük..
'Benim meselem, derin meselem' demiş ya merhum Müslüm Gürses.
Aynen onun gibi..
Durağan durumda olan hizmet sektöründen tekstil sektörüne kadar bir çok sektöre can simidi olan Arap turistlerin döviz getirisine bakıldığında rakamlar küçümsenecek kadar az olmadığını görüyoruz.
Bunlar rakamsal boyutu.
Arap turistlerin son yıllardaki artış nedenine farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek istiyorum..
Rakam olarak bir araştırma yapmadım ama on yılda milyonlarca Orta Doğu Arap kökenli turist ülkemize giriş-çıkış yapmıştır diye düşünuyorum..
Washington, Körfez savaşı ve ikiz kuleler sonrasında öyle bir strateji geliştirmiş durumda ki, Büyük Orta Doğu Projesinı adım adım hayata geçirmektedir.
Ülkemize Arap kökenli turistlerin yoğunlaşması da bu projenin bir ayağı olduğunu düşünuyorum..
Amaç, Türkiye'deki modeli Orta Doğu ülkelerine turist yoluyla ısındırmak, daha sonra benimsemesine yardımcı olmasıdır.
Tabi bütün bu gelişmeler Uluslararası Emperyal güçler tarafından gerçekleştirildiğini düşünuyorum..
Suriye'de son 24 saat içinde nükleer silah kullanıldı iddiası dahil bütün senaryo ve oyunların baş aktör'ün Washinton olduğunu unutmamak gerekir..
Vatandaşı inandırmak o kadar kolay oldu ki artık. Üç beş video çekimi, tarihin değişmesine bile neden olabilecek niteliğe sahip durumda dır.
Mesele büyük dedim..
Mesele Washington meselesi dir.
Washington, bütün ülkeleri mahalle muhtarlığı durumuna getirmiş, çikarı doğrultusunda istediği an istediği senaryosunu hayata geçirerek istediğini elde edebilmekte ve biz sade vatandaşlar olarak da yaptırımların sorumlusu olarak muhtarlarımızı sorumlu tutmaktayız.
Oysa kazın ayağı öyle değildir.
Bir senaryo yazılmıştır onlarca yıl önce ve uygulamalarını bölümler halinde görmekteyiz.
Senaryo belli..
Yönetmen ve oyuncular-figüranlar belli..
Sahne, önceden zaten belirlenmiş durumda..
Oyun, onlarca yıldır oynuyor.
Bizler tiyatro izleyenleri olarak izliyoruz oyunları..
Alkış tutan da var, dik durup silahsız savaşan da var emperyal güce karşı.