- Kategori
- Güncel
Mustafa Balbay’ın İki Eliyle Yazdığı Kitabı: Silivri Toplama Kampı ZULÜMHANE

İnsanoğlu, sürekli, doğayla bir savaşım içinde olmuştur.
Bu, insanoğlunun gereksinimlerini karşılamak, yaşamını sürdürmek için gerekli olmanın ötesinde zorunlu bir savaşımıdır. Doğa koşullarına bağlı olarak gereksinimleri karşılayacak, korunmayı sağlayacak ürünler, “el emeği göz nuru” olarak ortaya çıkmıştır. Doğa koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan “ürün”ler, kuşkusuz, çevre koşullarına göre farklılık gösterecekti.
İnsanoğlu, doğaya egemen olmaya başladıkça, yaşamı daha kolay kılmanın yollarını bulmuştur tarihsel süreç içinde.
Yazmayı kolaylaştıran araçları da öyle.
Önce daktilo, sonra bilgisayar.
Daktilo, günümüzde, neredeyse, tarihe karışacak.
Bilgisayar, artık yaşamın her alanına girdi.
Artık, elle yazan kalmadı. Bırakın yazarları, sıradan kişiler bile yazacakları bir satır yazıyı bilgisayarda yazıyorlar. Yazma da, yaşamın hızına ayak uydurdu; işler kolaylaştı. Yazılanı saklama/ koruma, uzaklara iletme/ ulaştırma, sorun olmaktan çıktı.
El ile yazma, el ürünü yazma tarih oldu, dedik.
Dedik ama, bir kişi için tarih olmadığın biliyor muydunuz?
*****
600 günü aşkındır Silivri’de tutuklu bulunan gazeteci-yazar Mustafa Balbay’ın bugünlerde bir kitabı çıktı:
Silivri Toplama Kampı ZULÜMHANE
Balbay, bu kitabı, nasıl, hangi koşullarda yazdı?
“Bu kitabı elle yazdım. Çalışırken elim yoruluyordu ama beynim “tam kıvamındayım, haydi devam et” diyordu. Sonunda yavaş da olsa sol elimle de yazmaya başladım.
Bu zulüm değil midir?”
Balbay, haklı!
Sürekli yazmaktan sağ eli yorulan Balbay, çareyi sol elle yazmakta buluyor. Zamanla sol elle yazmayı öğreniyor Balbay. Böylece, “Silivri Toplama Kampı ZULUMHANE”, iki elinin ürünü olarak ortaya çıkıyor.
Balbay, bilgisayarda yazma varken niye “elle yazarak”, kendine zulmediyor?
Balbay’a kulak verelim:
“Nazım Hikmet’e 1940‘larda o dönemim en ileri yazma olanağı olarak daktilo verilmiş.
Bize verilmedi.
Gerekçe şu:
Hapishanede bilgisayar odası var.
Bu olanak bir önceden dilekçe vererek ve oda uygunsa size sağlanıyor. Uygunluğun ölçüsü şu: Aynı odada bir başka Ergenekon sanığı bulunamaz. Oda mesai saatlerinde, 9.30-12.00, 13.30-16.30 arası açık."
Balbay, bu durumu “yalnızlılaştırma” diye adlandırıyor.
Balbay’ın “iki el ürünü” kitabı okunmaya değer bir kitap.
Balbay’ın o akıcı anlatımı, sözcükleri kıvrak kullanımı kitabın bir solukta okunmasını sağlayacaktır.
İyi okumalar!
Not:
Balbay’ın “zulüm” dediği yazmanın ürünü olan sayfalar, TÜYAP Kitap Fuarı’nın Cumhuriyet Kitapları Standı’nda sergileniyor.