- Kategori
- Futbol
Mustafa Denizli, 23 yıl sonra Galatasaray’a emekli olmaya gelmiş!.

Eskiler, bizde, “şarap” gibidir.
Futbol dünyamız, “eski”lerle renkli mi renklidir!. Bu dünya, “eski”lere umut bağlandığı, gelince de, kısa sürede gönderildiği garip bir dünyadır.
Büyük kulüplerde “yönetici” olarak başa gelenlerin başına “talih kuşu” konar. Bu “kuş”un adı reklamdır. Çünkü başa gelenin soluk alışı, ağzından uluorta çıkan, hiçbir değeri ve anlamı olmayan “laf”ları bile “flaş” haber olur çıkar.
Televizyonlarda ses ve görüntü, gazetelerde boy boy fotoğraflar, albenisi yüksek renkli başlıklar...
Futbol dünyası, yeşil sahaların dışında daha farklı bir dünyadır.
*****
Hamza Hamzaoğlu’nun gönderilmesinde bir gariplik var/dı.
Gariplik var/dı, çünkü ortada tam bir “sportif” başarısızlık yok/tu.
(Hamza Hamzaoğlu, "sitem" etmekte haklı:
“Bu karar daha öncesinde alınsa anlarım. Ama daha önce almadıysan biraz beklersin, Antalya maçını, Atletico Madrid maçını görürsün, kötü gidiyorsak yine yolları ayırırsın. Bizimle yolların ayrılması kararının sportif başarı veya başarısızlıkla alakası yok.”, Cumhuriyet)
O göreve uygun görülen Mustafa Denizli’nin görevi kabul etmesinden sonra, çok heyecanlı olduğunu söylemesi de bir başka gariplik...
O düzeye gelmiş birinin, üçüncü kez geldiği kulüpte duyduğu büyük heyecan, olsa olsa, anımsanmış, kurtarıcı olarak görülmüş olmanın verdiği bir duygudur!.
Ya parantez açma kapama?
("Teknik adamlık kariyerime bu camiada başladım. Parantezi burada açtım, inşallah yüzümün akıyla da burada kapatacağım. (...) Beni bu koltuğa oturtan, bugün taşıdığım ismi, kariyeri borçlu olduğum camiadan böyle bir görev isteği gelince karşılıksız kalamadık. Bundan yaklaşık 2 yıl önce benzer bir talep vardı ancak gerçekleşmemişti.”)
Mustafa Denizli, Galatasaray’da parantezi 1987-1989 arasında açtı, ara verdi, 1990-1992 arasında yeniden geldi. Aradan 23 yıl geçtikten sonra, üçüncü gelişinde, açıkta kalan parantezi kapatmaya geldiğini söylemesi, Galatasaray'a emekli olmaya geldiğini gösterir.
*****
Mustafa Denizli, taraftara selam gönderiyor.
("Eğer bir gün başarılarımı, ismimi riske edeceksem, uğruna her şeyimi riske edebileceğim camia burasıdır.” )
Daha dün, geçen sezon, Gaziantepspor maçında UltrAslan’ın astığı, kendisini hedef alan bir pankart için, “Üzülmedim ama içim acıdı." demişti.
Mustafa Denizli ve ona tepki duyanlar şimdi ne yapacak?
Parantezi açmak kolay da, gönülden geçtiği gibi kapatmak o kadar kolay mı?
Erişebileceği yerlere erişmiş birinin, garip bir biçimde gönderilen birinin yerine gelmesi ne ölçüde doğru?
Madem, açtığı parantezi Galatasaray’da kapatmak istiyordu, iki yıl öncesi gelen öneriyi niye kabul etmediğini de açıklaması gerekmez mi?
Hamza Hamzaoğlu’nun gönderilişinde “sportif” bir yön olmadığı ortadayken, böyle bir durumda görev kabul etmek, “emek”ten yana olan biri için biraz garip değil mi?
*****
Mustafa Denizli’nin yetenekleri, değeri üzerine söz söylemek kimseye düşmez.
Bize düşen, onun söylediklerinde inandırıcılık olup olmadığı üzerine görüş bildirmektir. Söylenenler, saptamalar, yandaş bulur bulmaz, orası ayrı.
Son söz:
Sizi bilmem ya, ben, bu gidiş ve gelişte, gerçek bir “mağduriyet”, boş bir “gururlanma” görüyorum.
https://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik