- Kategori
- İlişkiler
Mustafa Kemal Atatürk, on numara halkla ilişkiler uzmanıydı...

Ah bir de bilgisayarı görebilseydi...
Halkla ilişkilerin en kısa tanımı, başarıyla kamuoyu oluşturmaksa; Mustafa Kemal Atatürk, on numara halkla ilişkiler uzmanıydı... Döneminin en kral pr. üstadına, nal toplatırdı; nal!.. Hem de en irisinden!..
Hani, Hitler'in olağanüstü hitabet yeteneğinin Alman halkını büyüleyip, hipnotize ederek, koca bir toplumu kusursuz bir savaş makinesine dönüştürdüğünü söylerler ya... Adım gibi eminim ki, eğer o 2.Dünya Savaşı'nı görecek kadar yaşasaydı; Avrupa'nın Türklere karşı tüm önyargısına rağmen; ne De Gaulle, Ne Churchill onun gölgesine yetişebilirdi... Eğer çok değil, şöyle bir 10 yıl daha olsaydı ömrü; büyüklüğünü, karizmasını, iletişim dehasını da insanlığın hafızasına silinmez harflerle kazırdı...
Hoş, bilen yine biliyor. Tanıyan, yine şapka çıkarıyor yaptıklarına ama... Uluslararası medya gücünü alabilseydi arkasına; belki de tüm dünyanın kaderini değiştirirdi, 2.Dünya Savaşı'nı önleyerek... Kendi milletinin makus talihini de yendiği gibi...
O günlerin dünyasında; ne medya dördüncü güçtü, ne bilişim ve iletişim teknolojileri böylesine gelişmiş, ne de uzayla uydular sonsuz bir boşlukta sevişip durmaktaydı...
Yaşamak zorunda kaldığı tüm az gelişmişliklere, bütün kısıtlı imkanlara rağmen; yerli ve yabancı yazılı basını, mükemmel ötesi bir iletişim beceri ve zekasıyla kullanmıştı; kendini Türk kabul eden herkesin atası, babası saydığı adam...
Avrupa halkının savaş bıkkınlığını çok iyi okuyup, onlara karşı olabildiğince barışsever tavırlar sergileyen, haklı davamızı eline geçen her fırsatta, yabancı gazetecilere verdiği röpartajlarda en iyi şekilde anlatan ve de zafere, bağımsızlığa olan inancını en kararlı biçimde dile getiren o muhteşem zekanın sahibi; eşit şartlarda yarışsa; ondan daha büyüğünün gelmediğini bir kez daha tescillerdi dünya...
Ele karşı böyleydi de, kendi insanına nasıl davranıyordu peki atam, atamız, hepimizin atası? Yapacağı her devrimi önce halkına anlatıp, olurunu, onayını alırdı çoğu zaman... Yoksa 100 yıl öncesinin Türkiye'sinde ezanı Türkçe okutup, Laiklik ilkesini omurga yapabilir miydi o günlerin gencecik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne? Toplumunu ikna etmese, Kurtuluş Savaşı Destanı'nı okuyabilir miydik bugün? Sanmam. Tarih tersinden yazılır, kim bilir kimlerin çocukları olurduk; Allah korusun.
Diyeceğim o ki, Mustafa Kemal Atatürk; on numara halkla ilişkiler uzmanıydı... Bana inanmıyorsan, tarih kitaplarına bak, yaşattığı, yarattığı mucizeleri öğrenebilmek için...
Bugünün en büyük halkla ilişkiler üstadları, eminim ki onu adı gibi biliyordur. Gidin, sayın Betül Mardin'e sorun bir de onu mesela. Mardin hocam, benden çok daha iyi anlatacaktır yaptıklarını... Atasına canı gönülden inanan bütün Türk vatandaşları gibi...
Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.