- Kategori
- Tarih
Mustafa Kemal’in adı ağırdır herkes söyleyemez…

Zaferi askerlerimiz değil evliyalar ve yatırlar tarafından kazanıldığını kulaktan kulağa menkıbeleştirerek yaydılar.
“"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mesuliyetli iştir. Yazan yapana sadık kalmadıkça değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtıcı bir mahiyet alır." M.Kemal Atatürk
Tam 101 yıl önceydi.
Çanakkale Savaşı sonrası dağıtılan bildirilerde zaferi kazandıran komutanın adı yoktu.
Yahya Kemal, İleri Gazetesinin sahibi Celal Nuri’ye, “birinci sayfaya Mustafa Kemal’in bir fotoğrafını koysanıza; Zaferin sahibini milletten saklamak, böyle bir zaferi kazanan insanı yüceltmemek milli bir günahtır” dedi.
Celal Nuri Mustafa Kemal’in arkadaşlarından bir fotoğraf buldu. Gazetenin birinci sayfasına koydurdu; Haberi elleriyle yazdı. Tam baskıya girecekti ki, Polis Müdürü Bedri’nin adamları gazeteyi bastı. Enver Paşa’nın selamını getirmişlerdi. “Başarı askerindir. Kişiyi sivriltmeye gerek yoktur!” Celal Nuri fotoğrafı ve haberi gazeteden çıkardı.
Hatta o yıllarda bile, Çanakkale Zaferinin bir askeri bilgi, becerisi, strateji, komutanların doğru zamanda doğru kararlar vermesi ve Mehmetçiğin cesareti sayesinde olduğunu hep reddettiler. Zaferi askerlerimiz değil evliyalar ve yatırlar tarafından kazanıldığını kulaktan kulağa menkıbeleştirerek yaydılar.
250 bin veya daha fazla Mehmetçiğin hakkı ve kanı bu şekil inkâr ediliyordu. Mustafa Kemal’in askeri dehası, diğer komutanların doğru savaş stratejileri ve cesaretleri görülmüyordu.
Buna daha fazla sessiz kalamayan Mustafa Kemal 1925 yılında Mehmetçiğine sahip çıkarak şöyle konuşmuştur. “Yurt toprağını karış karış kanını akıtarak ve canını vererek savaşan Mehmetçiğin hakkını evliyalara kaptırmam. Kimileri benim bu davranışıma, halkın inancını inciten yersiz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler; ama ben, hele yurdun savunmasında güvenilecek gücün evliyaların, yatırların, “maneviyatı” olmayacağını hatırlatmayı artık zorunlu bulmuştum.” (Genelkurmay Başkanlığı Atatürkçülük Adlı kitap 1.Cilt,S.213)
Aradan 101 yıl geçti…
Bu gün yine birileri Mustafa Kemal’in adını söylemeden Çanakkale Savaşını anlatıp Mehmetçiğin kanını inkâr edip zaferi başka yöne çekenler bulunmaktadır.
Sadece savaşlarda değil yaşamın her alanında maddi ve manevi güce ihtiyaç vardır. İnanç sahibi insanlar her işe başlarken besmeleyle başlar. Allah’ dua eder yardım diler. Allah’ın verdiği aklı kullanarak işlerini yapar güzel sonuçlar alırlar. Alamasalar da “nasip değilmiş” diyerek başka zaman yeniden denerler. Akıllı bir mümin hiçbir çaba göstermeden bazı güçlerin kendi sorunlarını çözeceklerine inanırlarsa her şeylerini kaybederler.
Çanakkale savaşlarında da, Kurtuluş Savaşında da, Kıbrıs Barış hareketinde de bu böyle olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de böyle olmuştur. Önce her şey özgüvenle başlamıştır.
Koca Seyit 215 kiloluk top mermisini Allah’ın adını anarak kaldırmıştır. Başaracağına inanmıştır. Birleri gelsin de top mermisini sırıma koysun diye beklememiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ağızlarına almamaları sadece Çanakkale Savaşı ile sınırlı değil. Mesela, Kurtuluş Savaşında bile Atatürk’ü yok sayabiliyorlar. Hatta Kurtuluş Savaşının yapılmadığını bunun bir kurgu olduğunu söyleyen sözde tarihçi ve siyasetçiler bile bulunmaktadır.
Öyle akıl tutulmaları yaşıyoruz ki, cumhuriyetimizin bütün kazanımlarına acımasızca saldırılar yapılmakta, aşağılanmakta, itibarsızlaştırılmaktadır.
Yedi düvele karşı savaşıp son Türk Yurdunu bizler armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e medya üzerinden hakaretler yapılıyor, yok sayılıyor.
Bu zavallı düşünce de olanlar bilmiyorlar ki, Atatürk bu milletin kalbinden, yaşamından, ruhundan çıkarılamaz.
Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşının kaderini değiştirdiği gün;
Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalama siyasetini destekleyen B?itanyalı siyasetçi, 1916-1922 dönemi a?asında başbakan olan Lloyd George;
“İnsanlık tarihi yüzyılda bir dahi yetiştiriyor, talihsizliğimize bakın ki asrın lideri Türklere denk geldi” diye yakınırken, günümüzde böyle bir dâhinin ve asrın liderinin ülkemiz siyasetçileri, gazetecileri ve sözde tarihçileri tarafından yok sayılması tarihi de ağlatıyor, vicdan sahibi olan her vatandaşı da…
Ali Galip AKYILDIRIM